***Hoşgeldiniz!!! Trakyadaki en güncel ve en kaliteli haberler için; www.trakyahaberci.com...

16 Şubat 2010 Salı

EMİTT Fuarı’na katkı sağlayan kurum ve kuruluşlaradüzenlenecek törenle plaket verilecek

Keşan Belediye Başkanlığı 11-14 Şubat 2010 tarihlerinde düzenlenen 14.EMİTT Fuarı’nda açılan Keşan-Enez-İpsala Standına katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara plaket verecek.
(17.02.2010) Çarşamba günü saat 12.00’de başlayacak törende Keşan Belediye Başkanı tarafından EMİTT’e katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara plaketleri verilecek.

Birlikte Gündem ‘Disiplin’

HABER VE FOTO:Fırat ÇALIŞKAN Olay Haber
Marmara Belediyeler Birliği’nde, Mülkiye Başmüfettişi Vahdettin Özcan tarafından “Disiplin Mevzuatı ve Disiplin Hukuku” başlığıyla seminer verildi. Birbirinden önemli açıklamalarda bulunan Mülkiye Başmüfettişi Özcan, “Kamu görevlisini koruma altına alan 4483 sayılı kanun kaldırılmalı. Demokrasi, hesap verilebilirlik rejimidir. Herkes yaptığının hesabini vermelidir. Kamu görevlilerinin yasayla korunmasına gerek yok” diye konuştu.
Eğitim seminerlerine aralıksız devam eden Marmara Belediyeler Birliği tarafından, “Disiplin Mevzuatı ve Disiplin Hukuku” semineri verildi. Kamuda disiplin konusunun ihmal edildiğini dile getiren Mülkiye Başmüfettişi Vahdettin Özcan, “Disiplin hukukumuzu düzenleyen müstakil bir hukukumuz yoktur. Ülkemizde ihmal edilen konulardan birisi de disiplin hukukudur. Kamuda, disiplin konusu hep ihmal edilmiştir. Her şey yargıya havale edilmiş, böylece uzun yıllar sonra netice alınmış ve bu gecikme olumsuz bir şekilde işleyişe yansımıştır” dedi.
“KAMU GÖREVLİLERİNİN KORUNMASINA GEREK YOK”
Açıklamalarının devamında, kamu görevlilerinin yasayla korunmasına gerek olmadığını belirten Özcan, “Demokrasi, hesap verilebilirlik rejimidir. Herkes yaptığının hesabını vermelidir. Kamu görevlileri olarak, bugüne kadar hep korunduk. Kamu görevlilerinin yasayla korunmasına gerek yok. Hatta kamu görevlisini koruma altına alan 4483 sayılı kanun da kaldırılmalı. Adli yargı, disiplin alanında ihtisaslaşma sağlamalı ve kamu kurumlarında disiplin sorunu yaşanmamalı” diye konuştu.
Adli cezalar ile disiplin cezaları arasındaki farkları anlatarak konuşmasını tamamlayan Özcan, disiplin cezalarının idari tedbir sağlamaya yönelik, adli cezalarınsa toplum düzenini sağlamaya yönelik olduğunu belirtti.
DENETİM KONUSU İŞLENECEK
Marmara Belediyeler Birliği tarafından yarın (17.02.2010) ise “Belediyelerin Denetimi ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar” başlığıyla, İSKİ Aksaray Konferans Salonu’nda 09.30 – 16.00 saatleri arasında seminer verilecek. Başbakanlık Yerel Yönetimler Başdanışmanı Erol Kaya’nın yanısıra Sayıştay Denetçisi Ahmet Tezcan, İç Denetim Merkezi Uyumlaştırma Daire Başkanı Ahmet Başpınar, Sakarya Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Musa Eken ve Mülkiye Başmüfettişi Vahdettin Özcan’ın da katılacağın seminerin moderatörlüğünü, Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri ve Marmara Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Recep Bozlağan yapacak.

—TÜRK HAVA KURUMU 85 YAŞINDA…

Haber: Erdoğan AYAŞLI
Babaeski Türk Hava Kurumu Şube Başkanlığı, THK’nun 85.Yıl Kuruluş yıl dönümünde, Atatürk Anıtına çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.
Türk Gençliğine Havacılık sevgisini aşılamak, gençleri bu sahanın çeşitli kollarında yetiştirmek, Askeri ve Sivil Havacılığa destek ve yardımcı olmak amacıyla ATATÜRK tarafından kurulan Türk Hava Kurumu, 85. Kuruluş Yıl dönümünde Babaeski İlçesinde de Şube Başkanı Metin Karakuş, Şube Saymanı Önder Konuralp, Yönetim Kurulu Üyeleri Hilmi Turan tarafından düzenlenen törenle kutlandı.
Karakuş, tören sonrası konuşmasında, ”Türk Milletinin ve Vatanının kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün direktifleri doğrultusunda 16 ŞUBAT 1925 tarihinde "Türk Tayyare Cemiyeti adı altında kurulmuş bulunan Türk Hava Kurumu'nun amacı, Büyük Türk Milletinin maddi ve manevi desteğinde, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin yüksek himayelerinde, havacılığı Türk Milletine benimsetmek ve sevdirmek üzere ilmi, teknik, turistik ve sportif alanda faaliyet göstermektir. THK, 85 yıldır Atatürk’ün çizdiği doğru yolda ilerlemekte ve ilerlemeye de devam edecektir.” dedi.
Şube Başkanı Metin Karakuş, çelenk töreninde sonra, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte Kaymakam Mustafa Demir’i makamında ziyaret ederek, THK’na verdikleri destek ve katkılarından dolayı teşekkür ederek, maket uçak takdim etti.
Karakuş, daha sonra THK, binasına geçerek, İlçedeki ve kırsal alandaki etkinlikler ve çalışmalar ile ilgili üyelerine bilgi verdi ve gelen konukların kutlamalar ile ilgili tebriklerini kabul etti.

KAÇAK MAZOT İMAL EDENLER YAKALANDI

Tekirdağ ili Jandarma komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucunda Tekirdağ iline bağlı Çorlu ilçesinde yağ ticareti ile ilgili faaliyet gösteren bir firmaya yönelik yapılan operasyonda İstanbul ilinden temin edilen madeni yağları işleyerek elde ettikleri mazotları piyasaya parekende olarak satış yapan EK.(54) S.B(30)M.Y(33)ve A.T (46) isimli şahıslar3.450 litre kaçak akaryakıt,100Litre gaz yağı , 5 Adet Plastik Hortumlu Hüni, 1 Adet seyyar akaryakıt pompası,ve 356 boş yağ tenekesi ile ele geçirldiler. 5576 Sayılı petrol piyasası kanuna muhalefet suçundan haklarında yasal işlem yapılan şahıslar sevk edildikleri adli makamlarca tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

Türkiye Partisi Çorlu toplantısı yapıldı

Kadın Kolları Genel Başkanı Filiz Kozan, “Türkiye’deki Tüm İllerde Teşkilat Kurduk”
Abdüllatif Şener’in Genel Başkanlığını yaptığı TÜRKİYE PARTİSİ ÇORLU TEŞKİLATI‘nın düzenlediği toplantı Güneş Düğün Salonunda yapıldı. Toplantıya bayanların büyük destek verdiği gözlendi.
Türkiye Partisi Çorlu İlçe Başkanı Mehmet Kaya ve eşi örnek ev sahipliği yaparken, toplantıya Ankara ve Tekirdağ’dan konuklarda geldi.
Kadın Kolları Genel Başkanı Filiz Kozan, Genel Başkan yardımcısı Zeynep Sezer, Danışman Ayşe Akbay, Edremit İlçe Başkanı Sema Ertuna,Tekirdağ il Başkanı Süleyman Furuncu, İl Başkan yardımcıları Ahmet Sezgin, H.İbrahim Uçar, Tarık Menekşe, İl Kadın Kolları başkanı Nigar Aktürk, başkan yardımcısı Fahriye Üçüncü,Tekirdağ Merkez İlçe Başkanı Necip Aslan, İl Gençlik Kolu Başkan yardımcısı Nihat Ergen, Başkan yardımcısı Yılmaz Akın,Çorlu İlçe Yönetimi ve Kadın Kolları toplantıya katılım gösterdiler.
ÇORLU AKP’ den TOPLANTIYA KONUK KATILDI
Türkiye Partisi ‘nin Çorlu toplantısına konuk olarak davet edilen,Çorlu AKP Kadın Kolu Başkanı Candar Var ile AKP Belediye Meclis üyesi Semanur Özay’da katıldı.Toplantı’da kendileri ile Tekirdağ İl Başkanı Süleyman Furuncu, Çorlu İlçe Başkanı Mehmet Kaya yakından ilgilendiler.
Açış konuşmasını Türkiye Partisi Tekirdağ il Başkanı Süleyman Furuncu yaparken,” Böyle anlamlı bir günde bizleri yalnız bırakmadığınız için teşkilatım adına sizlere hoş geldin diyorum. Bu gün Ankara’dan partimizin Kadın Kolları Genel Başkanı Filiz kozan ve arkadaşları aramızda bulunuyor. Bize güç veariyorlar. Tekirdağ İli,İlçeleri,Beldeleri ve köylerinde Genel Başkanımız Abdüllatif Şener ve partimize büyük ilgi var.” dedi.
“ TÜRKİYE İYİ YÖNETİLEMİYOR. TÜRKİYE PARTİSİNE HALKIN İLGİSİ BÜYÜK”
Toplantı’da konuşan Türkiye partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Filiz Kozan,” Bu gün Trakya/ Çorlu’da arkadaşlarımla birlikte sizlerin aranızda olmaktan çok mutluyum. Genel Başkanımız sayın Abdüllatif Şener’in selamlarını getirdim. Bu gün sizlere ülkemizde yaşananlardan bahsedeceğim. Ülke gördüğünüz gibi iyi yönetilemiyor. Esnafla, sanatkarla, işçiyle, emekliyle sorunlar var. Halkımız büyük sıkıntı içindedir. Ne yazık’ ki çözüm bulunamıyor. AKP hükümeti içinde bakanlık yapan Abdüllatif Şener durumun iyi gitmediği için partisinden ayrılıp TÜRKİYE PARTİSİ’ni kurdu.tüm illerde teşkilatllanmamız hızla sürüyor. Her gittiğimiz yerde partimize ve bizlere büyük ilgi var. Biz kadınların partimizin gelişmesinde büyük rolü olacaktır.
Her gün yeni bir il ve ilçede toplantılara katılıyoruz. Genç, ihtiyar,kadın,erkek partimize karşı çok ilgi duyuyor.
Çünkü sorunların üstesinden genel başkanımız ve ekibi gelecek güçte ve deneyimdedir. Özelleştirmelerle önemli kuruluşlar tek tek elden çıkıyor.Ülke fakirleştiriliyor.Halk mutlu değil,gençlerin gelecek endişesi var. Partimiz yapılacak seçime hazırdır” dedi.
Kadın Kolları Genel Başkanı Filiz Kozan’ın konuşması salonda toplantıyı izleyenlerce sık sık alkış yapılarak kesildi.
Daha sonra Çorlu İlçe Başkanı Mehmet Kaya ,”Bu gün Çorlu toplantımıza katılan sizlere ilçe yönetimim adına teşekkür ediyorum. Çorlu’da kısa zamanda teşkilatlandık.Halkın ilgisi var.Şimdi parti çalışmalarımız artarak sürecektir. Çünkü Çorlu’nun Trakya’da ayrı bir yeri vardır.” dedi.
Konuşmalardan sonra Türkiye Partisi Kadın kolları Genel Başkanı Filiz Kozan masaları ziyaret ederken yaşlıların ellerini öpmeyi de ihmal etmedi. Müzik eşliğinde salonda bulunan bayanlar gönüllerince eğlendiler.
HABER VE FOTO: Erdal ÖZCAN

Çorluda kaza 2 yaralı

Tekirdağ iline bağlı Çorlu’da etkili olan, yağmur yağışı sonrasında kayganlaşan yolda direksiyon hakimiyetini yitiren, Ramazan Kara yönetimindeki otomobil takla attı. Kazada otomobilde bulunan, iki kişi yaralandı.
Kaza, saat 09:25 sıralarında, Çorlu Çerkezköy yolu İstanbul bağlantı yolu mevkiinde meydana geldi. Çorlu’dan Çerkezköy istikametine gitmekte olan, Ramazan Kara (52) yönetimindeki 59 YL 957 otomobil çöplük mevkiine geldiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile devrildi. Kazada otomobilde bulunan, Fatih Kara(19), Bahar Akyüz (23) yaralandılar.
Yaralılar olay yerine gelen ambulans ile Çorlu Devlet Hastanesine getirilerek tedavi altına alındı.Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilirken kaza ile ilgili soruşturma sürüyor.
KAYNAK:ÇORLU DEVRİM GAZETESİ

THK 85 Yaşında

Türk Hava Kurumu Çorlu Şube Başkanı Servet Aktaş, THK`nın kuruluşunun 85. Yıldönümü dolayısıyla THK Çorlu Şubesi`nce bir tören düzenleneceğini söyledi.


16 Şubat 2010 Salı günü (bugün) saat 13.00`de Atatürk Meydanı`nda yer alan Atatürk Anıtı`na THK Çorlu Şubesi üyeleri ve öğrencilerden oluşan Genç Kanatlar üyelerinin de katılımıyla çelenk sunulacağı kaydedildi. THK`nın Cumhuriyet Kurumu olduğunu ve aralıksız olarak hizmetlerini sürdürdüğünü kaydeden THK Çorlu Şube Başkanı Servet Aktaş; “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 85 yıl önce 16 Şubat 1925\'te Türk havacılığına saygın ve yaygın bir hizmet veren onur abidesi THK\'yı kurdu. Karanlık günlerde bile bir meşale gibi yanan, gençliğe hizmet veren, onu kutsal vatanın güçlü savunucusu haline getiren çelik kanatlı kuruluşumuz, Türk milletinin kendi eseridir” dedi. Aktaş; “Bize bu günleri hazırlayan büyüklerimizi, THK\'ya hizmeti geçmiş idarecilerimizi ve mensuplarımızı, havacılık uğrunda şehit düşmüş pilot ve paraşütçülerimizi minnetle anıyoruz. THK`ya gönülden destek veren milletimize en içten duygularla saygılarımızı sunuyoruz” diye konuştu.
Servet Aktaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Türk havacılığının hizmetindeyiz. 2010 yılında 34 bin gence havacılık eğitimi vermeyi hedefliyoruz. Bu eğitimlere Çorlu`dan da her sene katılımlar oluyor. 31 Mart`a kadar başvuru yapmaları gerekiyor. Yamaç paraşütü, planör, yelken kanat, paraşüt ve model uçak kursları bu sene de Türkiye genelinde yapılacak ve 34 bin gencimize ulaşması hedefleniyor. Bu eğitimlere katılmak isteyen gençlerimiz müracaat formlarını THK Çorlu Şubesi`nden alabilirler.
KAYNAK.ÇORLU AVRUPA YAKASI GAZETESİ

Şarköyde Su Tahliye İşlemleri Devam Ediyor

Tekirdağ iline bağlı Şarköy ilçesinde son yağmurlar ile su baskınına uğrayan birçok evden su tahliye işlemleri devam ediyor.

Yağmurlar ve eriyen karlar nedeniyle Şarköy Göleti, Karadeğirmen ve Poçoplu deresinin taşması sonucu bir çok evin bodrum katını suların bastığı, ekili alanların zarar gördüğü, bazı bodrum katlarında bulunan otomobillerin sular altında kaldığı, ilçede belediye ekiplerinin aralıksız çalışarak sorunu gidermeye çalıştıkları bildirildi. Su altında kalan binaların yazlık olduğu, bu dönemde kimsenin bulunmadığını ve sadece eşyaların zarar gördüğünü ifade eden yetkililer 'Tahliye çalışmaları belediye ekipleri tarafından aralıksız devam ediyor. Suyun çevredeki binalara zarar vermemesi için setler oluşturuldu. Ekiplerimizin yeni bir boru hattı döşemesi çalışmaları sürüyor. Açılacak olan hatta, döşenecek künkler ile suyun tahliyesini denize yapacağız. Çalışmaları bir an önce tamamlayıp sorunu çözmek istiyoruz. Taşkının daha fazla zarar vermemesi için gerekli önlemler alındı şeklinde konuştu.
KAYNAK:ÇORLU AVRUPA YAKASI GAZETESİ

Evlerini Su Basan Vatandaşlar Sağlık Ocağı Lojmanlarına

Çorlu`ya bağlı Vakıflar Köyü`nde evleri sular altında kalan vatandaşların köyün Sağlık Ocağı Lojmanına alınacakları bildirildi.


Vakıflar Köyü Muhtarlığı Azası Hüseyin İlhan, Karayollarının yaptığı asfalt çalışmasında kanalların yapılmamasından dolayı köylerini su bastığını belirtti. İlhan; “Köy Muhtarlığı olarak sular altında kalan evlerde oturanları Sağlık Ocağı Lojmanına naklettik. 4 aile su altında 4 ailenin tamamını Sağlık Ocağı Lojmanlarına taşıyoruz. Çorlu Kaymakamlığı`na dilekçe ile müracaat ettik. Dilekçe de şikayetlerimize yer verdik. Karayolları yetkililer bir an evvel gelip buraları görsünler ve yapılan çalışmalarla ilgili önlemlerini alsınlar” dedi. Karayollarının 1,5 yıl önce bölgeyi istimlak ettiğini ve yol çalışması yaptığını kaydeden Cem Zümbül ise; “Yol üzerinde su giderimiz vardı. Yol çalışması yapıldı, her şeyi bitirdiler ama su giderini açmadılar. Su gideri açılmayınca bu baskın oldu. Yukarıdan da tarlalarda biriken sular geliyor. Evlerin içine sular girdi. Suyun içinde yaşıyoruz. Valiye de Kaymakama da dilekçe yazarak konuyu bildirdik ama kimse bizimle ilgilenmiyor. Burada bir yerleşim alanı yokmuş gibi davranıyorlar. Kimse çağrılarımıza kulak asmıyor” dedi. Bizleri Sağlık Ocağı`na yerleştirdiler ama çözüm değil diyen Zümbül; “İki aylığına oraya bizi yerleştirdiler. İki ay sonra ne olacak belli değil. Ben iki ay için buradan çıkıyorum sonra yine buraya mı suyun içine mi döneceğim. Askere gideceğim ama ailemi bu şekilde bırakıp nasıl gideceğimi düşünüyorum. Dedemler 40 yıldan beri burada oturuyor hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım ben diyor. Kimse bizimle ilgilenmiyor biz burada ölelim mi. Mahsur kaldık, eşyalarımız gitti, yakacaklarımız hepsi sular altında kaldı. Yer göstermek de çözüm değil oraya taşınsak ne olacak. Şu bölge açılsa kazılsa belki sorun olan sular ortadan kalkacak. Kato getirilsin kazılsın istedik, onu da yapamadılar. Madem böyle oldu, komple istimlak etsinler taşınalım gidelim buradan. Yazın susuz kaldık, yolun karşısından 6 ay boyunca su taşıdık şimdi de su baskınlarıyla uğraşıyoruz ne kadar sürecek bilmiyoruz. Rahatlıkla evimize girmek istiyoruz başka da bir şey istemiyoruz” diye konuştu.
Evi sular altında kalan bir başka vatandaş ise; “Sağlık Ocağına yerleştiriyorlar ama eşyalarımızı neyle ve nasıl çıkaracağız her şey sular altında kaldı parkeler, eşyalar suyun üzerinde uçuşuyor” şeklinde konuştu.
KAYNAK:ÇORLU AVRUPA YAKASI GAZETESİ

TDH Pazaryeri’nde

HABER VE FOTO:Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi
Türkiye Değişim Hareketi (TDH), pazaryerinde vatandaşlarla buluştu.
Lüleburgaz kapalı Pazaryerinde pazarcı esnafı ve vatandaşlarla bir araya gelen TDH’lilere vatandaşlar da ilgi gösterdi.
TDH Kırklareli İl başkanı Levent Çakırel, Lüleburgaz İlçe başkanı Metin Topuz ve İlçe Yönetim Kurulu, pazarcı esnafının dertlerini dinledi. TDH’liler vatandaşlarda Değişim Hareketi ile ilgili bilgi verdi.
TDH’liler ve pazarcı esnafı, ilçe ve ülke sorunları ile ilgili sohbet ederek fikir alış verişinde bulundular.

Lüleburgaz Emniyeti selzede yaşlılara sahip çıktı

HABER VE FOTO:Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi
Lüleburgaz Emniyet Müdürlüğü, selden zarar gören ve evlerinde rehin kalan yaşlı çifti kurtardı.
Edinilen bilgiye göre, Yıldırım Mahallesindeki evlerinde rehin kalan Mahmut Kanlı Birsen Uzuneren çifti, emniyet güçlerinin yardımıyla kurtarıldı. Hastaneye götürülerek tedavi ettirilen çiftin daha sonra ailesine ve yakınlarına ulaşılmaya çalışıldı.
Yaşlı çiftin daha sonra, Lüleburgaz Emniyeti tarafından bir otele yerleştirildiği öğrenildi.

ESNAF KEFALETTE KAN BAĞIŞI

HABER VE FOTO: Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi
Kızılay Lüleburgaz Şubesi ile Lüleburgaz Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi arasında kan bağış kampanyası düzenlendi.
Düzenlenen kan bağış kampanyasında, Esnaf kefalet kooperatifine gelen esnaflar kan bağışında bulundu.
Lüleburgaz Gıda Maddeleri Sanatkârları Esnaf Odası başkan adayı İlhan Karaca da kan bağışında bulundu.
Karaca yaptığı açıklamada; “Yapmış olduğu işlerle ırk, din, dil, renk ayrımı yapmaksızın Türk Kızılay’ı 142 yıldır yüce Türk Milleti’nin ve dünya insanlığının her zaman yanında olmuştur. Yüceliği hiçbir makamla ölçülemeyecek derecede olan böyle bir kuruma her Türk evladın yapması gerektiği gibi ben ve ekip arkadaşlarım bu kampanyaya katılarak bir ünite dahi olsa kan vermeye geldik. Biz, ekip arkadaşlarımızla her türlü sosyal faaliyetin içinde olaya, hizmet etmeye hazırız. Böyle bir olay da gündeme taşıyan fahri Başkanımıza ve Kızılay ekibine şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Ölüm Reçetesi: Can Boğazdan Gider (MURAT SEVGİ -KÖŞE YAZISI)

Hayatta kalma şansı üzerine...
Trafik kazaları ile ilgili bir rapor yayınlandı. Rapora göre; Türkiye’de son 10 yılda 45 bin kişi hayatını yolarda kaybetmiş. Bu rapor ile ilgili gazete haberlerini okuyunca internet üzerinde bir araştırma yapıp raporun aslını bulmaya çalıştım. Kim, nerede, ne şekilde ölmüş? Bunların detaylarını ve risk dağılımını merak ediyordum. Araştırmam sırasında ‘Trafik Raporu’nu kenara attıracak çok daha ilginç bir rapor buldum. Bu raporu Dünya Sağlık Örgütü hazırlamış. Bulduğum rapor dünya genelinde bir değerlendirme yapıyor ve bu değerlendirmede; normal dışı bütün ölümleri sınıflandırıyor.
Hemen söyleyeyim trafik kazalarının sıralamadaki yeri 25nci sırada. Yani ondan daha başarılı Azrail çırakları var. (Terör ve savaşlar bile çok gerilerde...)
İlk 24 öldürücü neden arasında uyuşturucu ve sigara benzeri, kendimizin tercih ettiği ölüm nedenleri olduğu gibi parazit enfeksiyonları, zehirlenmeler, anne ve bebek ölümleri ön sıralarda. Herkesin tahmin edeceği gibi Aids de var. Ama kanser gibi ülkemizde çok sık duyduğumuz bir hastalık bunların gerisinde kalmış.
Dünya Sağlık Örgütünün hazırladığı raporun sonundaki kıyaslamalar kısmı, sanki ABD’nin savaşı mazur gösterme propagandası gibi: “Uyuşturucudan ölenler; savaşlar ve iç çatışmalarda ölenlerin sayısının 70 katından fazla!” Köşeleri yuvarlatılmış, siyasi içeriği olduğu belli olan raporun siyaset yaparken arada sızdırdığı doğru bilgiler de taşıdığına eminim.
Hepinizin merak ettiği ilk sırada kimin olduğuna gelince: Birinci ve ikinci sırayı çok az bir farkla iki ‘sebep’ paylaşıyor. Bunlardan bir tanesi; açlıktan, diğeri ise aşırı beslenmenin neden olduğu hastalıklardan dolayı olan ölümler.
Yani yüzlerce yıldır atalarımızın bizi kandırdığını, can boğazdan gelir diyerek züğürt tesellisi ile kendimizi avutup yiyerek yada yiyemeyerek tahtalı köyü boyladığımızı anladım. Bu iki melanet, aslında o ata sözünün ‘Can boğazdan gider’ şeklinde değiştirilmesi için yeterli bir mazeretti. (Hemen atasözlerinden sorumlu bakanlığa başvurup durumun düzeltilmesini isteyeceğim.)
Açlık yada yetersiz gıda alımının daha çok çocukları etkilediğini, büyüklerin ise açlık sorunundan doğrudan etkilenme dışında pek bir hastalık riski olmadığını belirten raporda bu bilgilerin derlendiği ülkelerde ortalama insan ömrünün 40’a kadar indiği bilgisi de var. Böylece büyüklerin neden etkilenmediğini anlamış oldum.
Açlık sorunun aksine ekonomisi ‘orta’ ve ‘iyi’ olarak belirtilen ülkelerde görülen aşırı gıda tüketimine bağlı; diyabet, tansiyon, obezite, bunlara bağlı damar hastalıkları ve felçlerin neden olduğu ölümler de en az açlık sebebi ile oluşan ölümler kadar çok. Başka bir yazımda; Amerika’da yolda yürürken patlayıp ölenlerin görülmeye başlayacağı günlerin çok uzak olmadığını belirtmiştim. Yani obezitenin şişirdiği ABD vatandaşlarının ‘pöölp’ diye kaldırımlara yayılacağını belirtmiştim. İşte bu riskin farkına varan yeni Amerikan hükümeti, o günlerde obezlik ile uğraşmayı artık hükümet politikası haline getirdi. Yani yakın zamanda ABD şehirlerinde patlayarak yolları kirleten obezleri görme ihtimalimiz (geçen sene) yazıyı yazdığım tarihtekine göre daha az bir ihtimal. Ama ABD hükümeti iktidardaki ilk günlerde verdiği ‘umudun cesareti’ ayaklarını şu aralar geri sürümeye başladı. Selefi olan G.W.Bush gibi yayılmacı politikalarla uğraşıyor. Yanı başındaki(!) İran, Amerika için ‘umudun felaketi’ olmaya başladı.. Eğer böyle giderse bir yıla kalmaz, Amerikan vatandaşlarının yeni sloganı: “Bırak Obama!” olacak.
Yaşanan çarpıklığı bölgeler arasında oluşan gelişmişlik farkı yada ekonomik güce bağlamak doğru gibi görünse de... Dünya, taş devri insanına bile yaşama şansı verirken bugün yaşama şansı elinden alınan insanın ne derece gelişmiş olduğu tartışılır.
Sanayileşme çağı diye adlandırılan 1700’lü yıllarda başlayan tehlikeli sürecin en son noktasına 21nci yüzyılın içerisinde mutlaka gireceğiz.
Bu ölüm çağı; Mad Max filmindekine benzer sahnelerin günlük hayatta yaşanacağı çılgın bir süreç olacak. Eğer ömrüm yeterse (Tahminim 30-40 yıl içerisinde) sonu göreceğiz. Amma!, büyük bir aydınlanma hareketi olur da, ‘Büyük Savaş’ın güçlüleri karşılıklı insafa gelir de, beni yalancı çıkarırlarsa; şu an yazdığım bu satırları yemeye de razıyım. (Ama iktidarların basiretsizliklerine o kadar güveniyorum ki, bu ihtimal; olmaz!)
Son 300 yıldır yaşanan aşırı tüketimi teşvik eden endüstrileşme politikasının tek bir sonucu var: İnsanlar, kendi mezarlarını kazıyorlar.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

Bırak Obama! (MURAT SEVGİ KÖŞE YAZISI)

Ülkemizde garip bir davranış vardır. Ben bu durumu her gördüğümde karşımdaki kişinin yaşına, mevkisine, rütbesine bakmadan sözlerini ağzına tıkmaktan bıktım. Ama her gün karşıma çıkmaktan, dönüp dolaşıp aynı lafı söylemekten bıkmadılar. Beni fitil eden, abuk ve altında çok önemli mesajlar içeren tehlikeli bir laf! Her duyduğumda cinlerim tepeme çıkıyor. Bahsettiğim şey: “Sayın başkan ...”
Bu sözün kullanılabileceği Türkiye’deki tek siyasi makam, belediyeler. Yani o belediyede yaşayan birisi, belediyenin başkanı ile ilgili; ‘başkan, şöyle yaptı..’ diyebilir. Ama TV sunucuları ve yorumcular da dahil, Amerikan başkanı için bu lafı kullandıkları zaman iş çığırından çıkıyor. Bunu alan koduna benzetebilirsiniz. Yani başında ülkesinin adını vermediğinizde o başkan sizin başkanınız olur!
Zaten o da, (yani Amerikan başkanı) bunu ima eden bir vizyonun (demokrat yada cumhuriyetçi olsun) politikasının güdücüleri tarafından terbiye edilerek o koltuğa oturuyor. Washington yönetimi, son 60 yıldır, ABD merkezli küresel kamu otoriteleri oluşturarak dünyayı yönetme hevesinde. Bunu IMF (Uluslar Arası Para Fonu), WB (Dünya Bankası), UN (Birleşmiş Milletler) gibi kurumları kendi siyasal erkinin himayesinde tutarak, söz konusu eğilimi fiili bir hale de getirme çabasında. Bunun en somut örneği de NATO! (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) Bu örgütler, küreselleşme sayesinde sınırları kalkacak olan dünyayı tek bir devlet gibi düşünen muhtemel bir imparatorluğun idari birimleri olmaya çok uygun. İşte bu tek devletli dünyanın muhalifleri ortadan kalktıkça, büyük hayale de yaklaşılıyor. İşte bu büyük devletin merkezi ve yöneteni bugünkü Amerika. Daha önemlisi ise himayesine alarak demokrasi götürdüğü ülkeleri birer eyalet yada bölgesel yönetim olarak görüyor. Bu bölgesel yönetimler için planlar yapıyor. Güney Pasifik Projesi, Kuzey Kutup Projesi ve hepimizin adını duyduğu Büyük Ortadoğu Projesi.
Güney Pasifik Projesinin amacı; tarımsal kullanıma uygun verimli ve bakir topraklara sahip Okyanusya ve Pasifik insanına demokrasi getirmek. Mesela Borneo Adasına Singapur’a ve Endonezya’ya... Buradaki stratejik ortağı Fransa ve İngiltere! Çünkü bölgede çok sayıda Fransız ve İngiliz bayraklı ülkecik var.
Kuzey Kutup Projesinin iki amacı var: Birincisi petrol. Kutup buzulları yada kuzey buz denizi altındaki petrol yataklarına hakim olmak. Günümüz şartlarında, bu bölgeden petrol çıkarmak çok pahalı. Ama dünyanın paçası tutuştuğunda sarılabileceği en öneli petrol havzası burada. Zaten bu amaçla 2009 yılı içerisinde Grönland, Danimarka ile siyasi bağların gevşetip özerkleşti. Böylece bağımsızlık(!) yolunda büyük bir adım attı. İkincisi ise ortaya çıkan kirlilik ve muhtemel kuraklıklar yaşandığında dünyanın (kendi dünyası için) tatlı su sorununu çözmek. Aynı bölgede bulunan çok sayıda ada ve Alaska üzerinden suyu ve petrolü ana karaya (Bu ‘ana kara’ yada ‘ev’ lafına bayılıyorum. Adamların amacını gösteren bilinç altı laflardan biri de bu.)

Üçüncü projesini ise az-çok herkes biliyor. Yada tahmin ediyordur.

Türkiye, Amasya Genelgesi ile şekillenen duruşunu, Sivas Kongresinde aldığı tarihi kararlar ile hem ABD hem de Avrupa (O günkü işgal güçleri bugünkü Avrupa!) için noktaladı. “Manda ve himaye kabul edilemez!” Ama ABD’ye karşı, 1945 sonrası Türk siyasetçilerinin politikalarında başlayan yanaşma psikolojisi siyasilerin kanında bir virüs gibi çoğaldı. Bu demokrat(!) kesim, ‘demokrasinin’ ancak ABD’nin elinin öpülmesi ile geleceğine inanıyor. Bayram şekeri bekleyen çocuklar gibi ABD’nin paçasına yapışmamızın altında işte bu biat kültürünü küflü politikaları yatar.
Birkaç gün önce siyasete pek meraklı bir arkadaşım, ABD dış politikası ile ilgili bir yazımı yorumlarken; ‘Başkan şöyle, başkan böyle...’ diye salvolar atmaya başlayınca dayanamayıp yine o lafları çıktığı yere doldurmak zorunda kaldım. Eee, napayım. Daha önce onu bu konuda uyarmıştım. Aynen; ‘fitil oluyorum’ demiştim. Arkadaşımı 25 yıldır tanırım. Ama onun gibiler çok fazla. İçlerinde, bilinç altlarında ‘başkanları’ olarak gördükleri kişinin emirlerine amade olmanın bir yansımadır o söz. Bu biat kültürünün manda kafalıları (ABD mandası!), ‘başkanım’ demeyi onursuzluk görmüyorlar. Altın-üstün, hiyerarşinin, muhataplık protokolünün ne olduğunu, yapılan ince hataların nereye çekilebileceğini düşünmeden atılan adımlar çok tehlikeli. Sıradan insanlara bile bu denli kabul ettirilen bir kanıksamanın ‘sonu nedir?’ diye düşünülmesi gerekir.
Osmanlı dönemi ile ilgili hiç hoş şeyler düşünmem. Ama Osmanlı bile (döneminin Amerika’sı oydu) baştaki sultana; ‘padişah’ diyerek diğer devletlere bir üstünlük iddia etmiştir. Nasıl mı? Nedir padişah?: Şahların şahı demektir. Kim şah? Hangi şahın şahısın?: “İran’dan Fas’a, Kırım’dan Habeşistan’a kadar ne kadar ülke varsa hepsinin şahıyım!” Geçti canım o günler. Gelelim 21nci yüzyıla. İçinde bulunduğumuz dönemde dünya biraz büyüdü. Ve yeni imparatorluk, dünya egemenliği iddiasındaki büyük güç: Amerika. Yer misin, yemez misin? İstersen de istemesen de padişahlık artık onda.

İşte Amerikan başkanına ‘başkanım’ demenin padişah demekten ne farkı var?

ABD öyle bir ülke ki, büyük bir hayalin askerliğini yapmak zorunda. Gelen hükümetlerin sözleri ve söylemleri kolayca göz ardı edilebilir. Temeli ‘Amerikan idealleri’ ile dolu bu emirler kitabını göreve gelenin eline tutuşturulur. Ve tek yol verilen görevi kendisinden öncekiler gibi yapmaktır. Tartışma çok önce bitmiş, icraat zamanı gelmiştir.

Her yeni ve bilinmeyen, ‘değişim’ diyerek gelir ve halkı bu değişimi başkanından bekler. Aynısı Amerika’da yapılan son ‘başkanlık seçimi’ ile yine yaşandı. Seçilen seçilir. Ama işler kaldığı yerden devam eder. Sadece yeni gelenin yerine adapte olması süresince biraz durma, yavaşlama olabilir. Ama durmak yoktur. Tren kaldığı yerden devam eder. A, B, C planları yoktur. Kissinger bu durumu anlatmak için: “Hükümetler, trende direksiyon olmadığını lokomotife binince anlar.” Diyor. Trenin nereye gideceğine makinist değil rayları döşeyen karar verir. İşte Obama da selefi olan G.W.Bush gibi yayılmacı politikalarla uğraşıyor. Ama ABD hükümeti iktidardaki ilk günlerde verdiği ‘umudun cesareti’ ayaklarını şu aralar geri sürümeye başladı. 60 yıldır yapılan, klişeleşmiş savaş propagandası tekrar körükleniyor. Yanı başındaki(!) İran, Amerikan vatandaşları için ‘umudun felaketi’ olmaya başladı..

Eğer böyle giderse bir yıla kalmaz, Amerikan vatandaşlarının yeni sloganı: “Bırak Obama!” olacak. Oğlum sana söylüyorum, kızın sen anla.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

MARMARA DENİZİ PROJESİ SONUÇLANDI

Erdal-Sevinç İnönü Vakfı tarafından gerçekleştirilen, ‘Marmara Denizi’nin değişen oşinografik şartlarının izlenmesi’ Marem projesi çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen araştırmalar sonuçlandı. Tekirdağ Belediyesi’nin de destek verdiği araştırmaların sonuçları Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen bir toplantı ile basına duyuruldu. Araştırma sonuçları ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Dinçer Gülen ve Hidrobiyolog Levent Artüz, Tekirdağ Bölgesi’nin oşinografik verileri göz önüne alındığında Marmara Denizi’ndeki oksijen değerlerinin suda olması gereken değerlerin altında olduğunu, Marmara Denizi için bölgede gerekli önlemlerin alınıp çevre mevzuatı çerçevesince atık uzaklaştırma metodlarının benimsenmesi gerektiğini söylediler.
Araştırmaların verilerinin kendileri için bir dayanak oluşturacağını belirten Tekirdağ Belediye Başkanı Op. Dr. Adem Dalgıç’ta, “Tekirdağ Belediyesi olarak biz, Marmara Denizi’nin temizliği konusunda üzerimize düşen çalışmaları yapma gayreti içerisindeyiz. Özellikle bir turizm kenti olmasını hedeflediğimiz Tekirdağ’da deniz temizliği son derece önemli. Bu anlamda biyolojik arıtma için proje çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” dedi. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıya Belediye Başkan Yardımcıları Eyüp Yiğiter, Haldun Güler, Mehmet Özen ve Sinan Çetiz’in yanı sıra Erdal-Sevinç İnönü Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Güneş Gürseler de katıldılar.
KAYNAK:TEKİRDAĞ BELEDİYE SİTESİ

TEKİRDAĞ BELEDİYESİ SELDEN ZARAR GÖREN YERLERİ ONARIYOR

Tekirdağ’da yağan kar ve yağmur sularının oluşturduğu sel baskınında bazı bölgelerdeki yerler Tekirdağ Belediyesi ekiplerinin yoğun gayreti sonunda temizlenerek eski haline getirildi. Şehri başkan yardımcısı Eyüp Yiğiter ile birlikte gezen Tekirdağ Belediye Başkanı Op.Dr. Adem Dalgıç çalışmaları yerinde izleyerek önlemlerin alınmasını sağladı.Soğukkuyu da bazı işyerleri su altında kalırken taş yollar bozuldu, bazı evlerin de bodrumlarını su bastı. Çiftlikönü Nurettin Ekmekçioğlu okulu yanında bulunan asfalt yol da aşırı sulardan dolayı çatladı. Altınova’da da bazı evlerin bahçeleri sular altında kalırken sular su kanalizasyon ve itfaiye ekipleri tarafından motorlarla boşaltıldı. yağmur kanalları da kanal açma makinesiyle açılarak suların akışı sağlandı.Meydanda Döşenen boru hattından sonra o bölgedeki su baskınlarının azaldığına dikkat çeken Tekirdağ Belediye Başkanı Adem Dalgıç’ Ekiplerimiz sabahın erken saatlerinden beri sudan zarar gören bölgelerde hiç kimseye zarar gelmemesi için çalıştılar.’dedi.KAYNAK:TEKİRDAĞ BELEDİYE SİTESİ

Rektör komutanı karşılamayınca!

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi yararına düzenlenen yemeğe katılan 8’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Gümüştekin, Rektör Prof.Dr. Nizamettin Şenköylü'nün kendisini kapıda karşılamaması üzerine aracına binip geri döndü.
‘REKTÖRÜNÜZ NEREDE?’
Yemeğe Garnizon Komutanı 8’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Gümüştekin de davet edildi. Makam aracıyla yemeğin düzenlendiği salona gelen Tümgeneral Gümüştekin, kapıda kendisini karşılayan olmayınca görevlilere “Rektörünüz nerede?” diye sordu. İddiaya göre görevlilerden “Geliyor siz içeriye buyrun efendim” yanıtını alan Tuğgeneral Gümüştekin, Rektör Şenköylü’nün kendisini kapıda karşılamamasını protesto ederek aracına binip geri döndü.
‘ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK AYRILDI’
NKÜ Rektörü Prof.Dr. Nizamettin Şenköylü, yemeğin sosyal amaçlı olduğunu ve katı protokol kurallarının olmadığını belirterek, “Ben Vali Vekili ile ilgilenirken Tugay Komutanımız gelmiş. Giderken kendisini davet ettim ama, elini kolunu sallayarak ayrıldı” dedi.Gecede, yemeğin sonunda Araştırma ve Uygulama Hastanesi hasta odalarının donanımına katkı sağlayan kişilere plaket verildi.
KAYNAK:OLAY HABER.COM

Keşan Belediyesi tarafından Yapay Resif Projesi için web sitesi hazırlandı.

Erikli’ye ESTAB (Edirne Saros Turizm Altyapı Hizmet Birliği) tarafından yaptırılması düşünülen Yapay Resif Projesi için Keşan Belediyesi tarafından http://www.sarosyapayresif.com/ adlı bir web sitesi hazırlanarak yayına girdi.
Sitede Saros ve Yapay Resif Projesi ile ilgili geniş bilgilere ve fotoğraflara yer veriliyor.
Öte yandan Yapay resif Projesi için Ege Üniversitesi’nden bazı görevli öğretim üyelerinden oluşan bir heyetin (16.02.2010) Tarihindebölgeye gelerek proje çalışmalarına başlayacağı da açıklandı.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

Çorlu Belediyesinin Önünde Yol Çalışması

Yaşanan kar ve yağmur yağışının ardından bozulan yollarda bakım ve onarım çalışmalarına başlayan Çorlu Belediyesi, hava muhalefetinin asfaltlama çalışmalarına elvermemesinden dolayı parke taşı döşüyor.
Çorlu’nun çeşitli mahallelerinde yama ve onarım çalışmaları devam ederken Tekirdağ Yolu’yla bağlantılı olan Ali Osman Çelebi Bulvarı’nda asfalt zeminin aşılan yerleri parke taşlarıyla kapatıldı. Hava muhalefetinden dolayı asfalt yapılamadığını belirten yetkililer, bozulan yollara parke taşıyla yama yapılarak geçici olarak çözüm sağlandığını ifade ettiler.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

SANAYİ VE TİCARET İL MÜDÜRLÜĞÜNDEN DUYURULUR

3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanununun 2. Maddesinin (f) bendinde gösterilen Bakanlığımızın Gözetim ve Denetimi altındaki 1163 ve 4572 Sayılı Kanuna tabi Kooperatifler ve Birlik Yönetim Kurulu Başkanı ve Üyeleri ile Genel Müdürleri görevleri devam edenlerin sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda mal bildirimi beyanlarını Müdürlüğümüze en geç Şubat ayı sonuna kadar kapalı zarf içinde ve bir ekinle vermeleri gerekmekte olup vermeyenler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulacaktır.
Kamuoyuna duyurulur

Meriç Belediye Başkanı Erol Dübek’ten Keşan Belediyesi’ne ziyaret


Meriç Belediye Başkanı Erol Dübek Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ı makamında ziyaret etti.
Saat 11.30’da Keşan Belediyesi’ne gelen Dübek, burada Özcan ile yaklaşık 30 dakika görüştü ve Özcan2a çalışmalarında başarılar diledi.
Özcan’da, ziyaret nedeniyle Dübek’e teşekkür etti ve kendisine çalışmalarında başarılar diledi.

Şiirli şarkılı askere uğurlama eğlencesi

Vatani hizmetini yapmak üzere askerlik vazifesini ifa edecek olan Marmara Ereğlisi 90/1 tertip asker adayları, aileleriyle sevdikleriyle birlikte asker eğlencesi tertiplediler.
Marmara Ereğlisi Şubat celp döneminde askere alınacak 14 asker adayı vatan hizmeti yapacak olmanın mutluluğunu sevdikleriyle birlikte paylaştılar.
Marmara Ereğlisi belediye düğün salonunda yapılan asker eğlencesi, asker adaylarının şiirler ve asker şarkılarıyla isim isim salona çağırılmalarıyla başladı.
Alkışlar ve tezahüratlarla salona giren asker adayları Türk bayrağını öperek bağırlarına bastılar. Annelerinin ellerini de öperek çiçek vererek gönüllerini aldılar.
Duygulu anların yaşandığı gecede, asker anneleri evlatlarını vatana göndermenin gururunu gözyaşlarıyla süslediler.
Marmaraereğlisi belediye başkan vekili Sami Minaz ve CHP ilçe başkanı Ali Aygür’de askerlerin eğlencesine ve duygularına ortak olarak Türk bayrağı saat ve Marmaraereğlisinin amblemi olan flamadan oluşan hediye paketlerini asker adaylarına verdiler.
Gecenin geç saatlerine kadar devam eden asker eğlencesinin ardından 14 Şubat Pazar günü tüm sevdiklerinin evlerini ziyaret ederek onların da hayır dualarını alacaklar.
Gökhan Minaz, Sinan Manoğlu, Mülayim Akyol,Emre Sayrin,Erol Açan,Musatafa Demirtaş,Mustafa Alrak,Türker Karakaş,Alican Elitok,Halil Oral,Gökhan Gün,Murat Özkan,Samet Ersoy isimli asker adayları Türkiye’nin çeşitli illerinde vatan hizmeti için seve seve askerliklerini yapacaklarını bildirdiler.
HABERTRAK GAZETESİ / TEKİRDAĞ

Yaralı pelikana aile oldular

Tekirdağ'ın Malkara ilçesine bağlı Balabancık beldesinde, 6 ay önce yaralı halde bulunan pelikan, iyileşmesine rağmen kendisine bakan aileyi terk etmiyor. Balabancık beldesinde yaşayan Necip Kısamak, yaptığı açıklamada, 6 ay önce kafasından ve boynundan saçmalarla vurulmuş halde bulduğu pelikanı evine getirdiğini belirtti. Pelikanın vücudundaki saçmaları eşinin çıkarmasının ardından yaralarını sardıklarını ifade eden Kısamak, 'Bir bebek gibi baktığımız pelikan kısa sürede iyileşti. Bize o kadar çok alıştı ki çocuğumuz gibi peşimizden ayrılmıyor' dedi.
HABER:.ORHAN ERAL (MALKARA)

SET BOYU SULAR ALTINDA KALDI-VATANDAŞLAR ÇATLARDA REHİN KALDI.

Yağışlar ve eriyen kar sularının etkisiyle Lüleburgaz Deresi taştı. İnsanlar evlerinin çatılarında rehin kaldı.
Lüleburgaz’da sel felaketine bir de Lüleburgaz deresinin taşması eklendi. Eriyen kar sularıyla debisi yükselen Lüleburgaz deresi Set Boyundaki yerleşim yerlerini sular altında bıraktı. Mahalleliler, evlerinin çatlarında rehin kaldı.
Set boyundaki ekili alanlar da sular altında kaldı. Mahalleleri basan sular evlerin içine de girdi. Derenin taşması sonucu büyük çapta maddi hasar meydana geldiği öğrenildi.
HABER VE FOTO:LÜLEBURGAZ GÖRÜNÜM GAZETESİ

LÜLEBURGAZ ROTARY KULÜBÜ KIRKLARELİ HUZUREVİ SAKİNLERİ İLE BİRARAYA GELDİ

HABER VE FOTO:Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi
Rotary Kulübü Kırklareli Huzurevi sakinleri ile bir araya geldi
Lüleburgaz Rotary Kulübü Kırklareli Huzurevi sakinlerini Lüleburgaz’da ağırladı. Kulüp dönem başkanı Erdal Ataözden; “Huzurevi sakinlerine farklı bir gün yaşatmak istedik. Onlarla bir araya farklı bir gün yaşatmak istedik. Onlarla bir araya geldiğimiz için biz de çok mutlu olduk” dedi.
Lüleburgaz Rotary Kulübü ile Kırklareli Huzurevi sakinleri birlikte Park Et Lokantası’nda akşam yemeği yiyerek sohbet etti. Yemeğin ardından Aşkiye-Neşet Çal sahnesinde Richard Nash’ın yazdığı; Müşfik Kenter’in yönettiği “Yağmurcu” adlı oyun izlenildi. Lüleburgaz Rotary Kulübünün organize ettiği tiyatro oyununla çok sayıda Lüleburgazlı da katıldı.
Lüleburgaz Rotary Kulübü ve Kırklareli Huzurevi sakinlerinin Mayıs ayı içinde tekrara bir araya gelerek birlikte piknik yapmayı düşündükleri öğrenildi.

İl genelinde 11 bin kedi ve köpek aşılanacak

Lüleburgaz Hürfikir Gazetesi
Kırklareli genelinde 11 bin kedi ve köpeğe kuduz aşısı yapılacak. Aşılamalar, 1 Mart-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Kırklareli İl Tarım Müdürlüğünden yalpan açıklamada, Avrupa Birliği destekli Kuduz Hastalığının Kontrolü Projesi kapsamında aşılamalar 01.Mart–30.Nisan.2010 tarihleri arasında yapılacak olup İl genelinde 11 bin kedi ve köpeğin aşılanması planlanmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği'nin (AB) ortaklaşa 2008 yılında başlattığı bu projeyle kuduz hastalığının kedi ve köpeklerde kontrolü; insanlara bulaşmasının engellenmesi hedeflenmektedir” denildi.
Aşılanan kedi ve köpeklere sağlık karnesinin düzenleneceğinin bildirildiği açıklamada, 2008 yılından bu yana il genelinde 10 bin 300 adet kedi ve köpeğin aşılandığı, alınan önlemler sayesinde ilimizde herhangi bir kuduz vakasının gerçekleşmediği ifade edildi.

LÜLEBURGAZ MÜFTÜSÜ İSMAİL GÜNAY: “2009’DA 197 KİŞİYİ UMREYE, 150 KİŞİYİ HACCA GÖNDERDİK”

HABER VE FOTO: Lüleburgaz Hürikir Gazetesi
Lüleburgaz’da 2009 yılında 197 kişinin Umre’ye, 150 kişinin hacca gittiği öğrenildi.
Lüleburgaz Müftüsü İsmail Günay, yaptığı açıklamada: “Geçtiğimiz yıl içinde 197 kişiyi Umreye, 150 kişiyi de hacca gönderdik. 2010 yılında da bugüne kadar 133 kişi Umre’ye gitmek için kayıt yaptırdı” dedi.
Günay, 2009 yılının kendileri için gayet verimli geçtiğini, yıl içinde Kur’an ve cami kurslarından bekledikleri verimi aldıklarını söyledi. Geçtiğimiz yıl Mübarek gün haftalarda ziyaretler ve bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdiklerini dile getiren Günay, 2010 yılında da faaliyetlerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Günay, önümüzdeki hafta içinde Umre’ye gidecek olan vatandaşlarımıza bilgilendirme toplantısı ve gerekli aşların yapılacağını bildirdi.
Günay, İlçe’deki bazı camilerde, cami kursları verdiklerini, namazdan sonra cemaate Kur’an’la ve dinle ilgili bilgiler verildiğini söyledi.

14 Şubat 2010 Pazar

TEKİRDAĞDA TRAFİK KAZASI ALTI YARALI

Tekirdağ ilinde servis minibüsünün çarptığı yolcu minibüsündeki 6 kişi yaralandı. Edinilen bilgide 59 S 190 plakalı Kemal Aydın nezaretindeki Fabrikaya Personel taşıyan minibüs personeli evinlerine götürmek üzere yola çıktı. Minibüs Değirmenaltı Mahallesi TOKİ kavşağına geldiğinde, kavşaktan TOKİ konutlarına gitmek isteyen Enis Gezgin idaresindeki 59 M 040 plakalı yolcu minibüsüne yandan çarptı. Kazada yolcu minibüsünde bulunan Erhan Özkabak (29), Fatih Yıldız (29), Gökçe Ege Başgedik (16) ve annesi Aytül Başgedik (56), Gaye Çavuşoğlu (11) ile Emre Durmuş (18) yaralandı. Yaralılardan EmreDurmuş, servis minibüsünün çarptığı yerde iki koltuk arasına sıkıştı. Tekirdağ İtfaiyesi Kaza Kırım ekibi olay yerine çağrıldı. Minibüste sıkışan Emre Durmaz dışındaki yaralılar, farklı ambulanslarla Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. İki koltuk arasına bacakları sıkışan Emre Durmaz ise, kaza kırım ve sağlık ekiplerinin uzun uğraşları sonucu çıkarıldı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu ve hayati tehlikelerinin olmadığı bildirilirken, jandarma kazayla ilgili soruşturma başlattı.
KAYNAK:TEKİRDAĞ HABERLERİ

Keşan EMİTT’i renklendirdi…

EMİTT Fuarı’nda folklor ekiplerimiz gösterilerini sundu…
11 Şubat’ta başlayan EMİTT Fuarı’nın 32.günü olan 13 Şubat Cumartesi günü folklor ekiplerimiz gösterilerini sergilediler.
Keşan Belediyesi Çağdaş Kadınlar Halk Oyunları Ekibi ile Lalacık Halk Oyunları Ekibi İstanbul’da TÜYAP Fuar Merkezi’ne giderek burada 13.00-14.00 saatleri arasında Konser sahnesinde gösterilerini sundular.
Her iki ekibimizde EMİTT Fuarı’nı gezenler tarafından büyük beğenile izlenerek büyük alkış topladılar.
İki ekibin finalde birlikte yaptıkları serbest oyunlara fuar katılımcıları da eklenince ortaya renkli sahneler çıktı.
Gösteri öncesi her iki ekibimiz de 5 Nolu Salon’da yer alan Keşan Standı önünde de gösterilerini sunarak daha sonra Edirne Standı’nda gösteri müsabakası yapan Kırkpınar’ı simgeleyen iki pehlivan ile birlikte 5 ve 6 nolu salonu gezerek bölgenin tanıtımına katkı sağladılar.
Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’da eşi Şengül Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Kılavuz ile birlikte Keşan Standını ziyaret etti.
Özcan burada, stantı ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, EMİTT Fuarı’nın bölgenin tanıtımı açısından çok önemli olduğunu belirterek “Bizler de bu tanıtımın farkına vardığımızdan 3 yıldan bu yana komşu ilçelerimiz Enez ve İpsala ile ortak hareket ederek bir stant açıyoruz. Bu fuara katkı veren Enez Belediyesi, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası, Keşan Ticaret Borsası ve Saros Körfezi Turizm Hotelciler ve Yatırımcılar Derneği ile Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu’nda yer alan tüm arkadaşlarımıza, Keşanlı klarnet virtiözü Serkan Çağrı’ya, Keşan Belediyesi Çağdaş Kadınlar Halk Oyunu ve Lalacık Halk Oyunları ekibimize ve fuara maddi katkı sağlayan tüm işletmelerimize teşekkür ediyorum. Bugün burada bölgemizin tanıtımına ne kadar büyük bir katkıda bulunduğunu hep birlikte gözlemliyoruz. Bu fuarların sonucunu yaz sezonunda bölgemize gelen insanların artması ile rahatça gözlemlemekteyiz” dedi.
Fuara ayrıca Keşan Kent Konseyi Başkanı Bayram Ali Kalfalar, Keşan Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ayşegül Arslan Aydın, Keşan Belediyesi Ulaştırma Hizmetleri Müdürü Hasan Bayram, Yukarı Zaferiye Mahalle Muhtarı Nedim İşlek, Yeni Mahalle Muhtarı Şenay Bayır ile Keşan Lokantacı Kahveci ve Otelciler Odası Başkanı Hüseyin Çakmak’ta katıldılar.
Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, ayrıca Edirne standı ile Tekirdağ ve birçok standı da ziyaret etti.

ÇYDD’den Ilıcak’a dava

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kırklareli Şube Başkanı Rafet Seçkin, Poyrazköy iddianamesinde, "ÇYDD'nin Kadıköy Şubesi'nden alınan bilgisayarlarda, kız öğrencilerin askeri öğrencilerle birlikte kalmasının sağlanması yönünde çalışmalar yapıldığı" yönünde bilgiler bulunduğunu söyleyen gazeteci Nazlı Ilıcak'a sert tepki gösterdi.
ÇYDD Kırklareli Şube Başkanı Rafet Seçkin, katıldığı televizyon programında ÇYDD ve öğrencileri hakkında bazı iddialarda bulunan gazeteci Nazlı Ilıcak, hakkında dava açmaya hazırlandıklarını bildirdi. ÇYDD Genel Merkezi'nin yaptığı açıklamayı kamuoyu ile baylaşan Seçkin, 29 Ocak tarihinde HaberTürk televizyonunda yayınlanan Basın Kulübü adlı programa katılan Nazlı Ilıcak'ın Poyrazköy iddianamesinde, "ÇYDD'nin Kadıköy Şubesi'nden alınan bilgisayarlarda, kız öğrencilerin askeri öğrencilerle birlikte kalmasının sağlanması yönünde çalışmalar yapıldığı" şeklinde bazı bilgiler bulunduğu yönünde yaptığı açıklamaların derneklerini küçük düşürmeye yönelik yakışıksız iddialar olduğunu söyledi.
ÇYDD Kırklareli Şube Başkanı Rafet Seçkin, şöyle konuştu;
"Derneğimizi küçük düşürmeye yönelik bu tiksindirici iddialar gerçek dışıdır. Kaldı ki bugün hayatta olmayan sevgili Genel Başkanımız Türkan Saylan hakkında, hayatta olmadığı için cevap vermesi mümkün olmayan ağır suçlamalarda bulunmak, hem etik hem de hukuksal olarak utanç vericidir, savunulamaz.
25.07.2009 tarihli Sabah Gazetesi'nde Nazlı Ilıcak tarafından kaleme alınan bir yazıda da, bilgisayarlarımızda bu yönde bir tespitin var olduğu yazılmıştır.
Nazlı Ilıcak'ın gazetede yer alan yazısı üzerine Derneğimiz tarafından Istanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek iddiası ile şikayette bulunulmuş, Nazlı Ilıcak aleyhine Türk Ceza Kanunu'nun 285/2. Maddesi uyarınca üç yıla kadar hapsi istemiyle dava açılmıştır. Derneğimiz, Atatürk ilke ve devrimleri ışığında çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan hedefi dışında bir hedefi olmayan yasal bir dernektir. Bugüne kadar öğrenimini sağladığı on binlerce çocuğa yüz binler katmak dışında amacı yoktur. Izi kalsın amaçlı ahlaka ve insani değerlere aykırı karalamalar, toplumun gözbebeği, saygın ve güvenilir bir kurum olan derneğimizi etkilemeyecektir. Hiçbir doğruluk payı olmamasına rağmen yazılarında ve televizyon programlarında bu utanç verici ithamları tekrar eden Nazlı Ilıcak'ı Derneğimize karşı duyduğu kinin nedenini açıklamaya davet eder, Derneğimiz, yöneticilerimiz, üyelerimiz, bağışçılarımız ve öğrencilerimiz tarafından aleyhinde hukuki ve cezai yollara başvurulacağını bildiririz."
KAYNAK:www.gazetetrakya.com

“Amacım, tekelleşmeyi ortadan kaldırmak”

Araştırmacı- Yazar Nazif Karaçam, 11 yıldır sürdürdüğü grup ve dernek başkanlığı görevini artık başka arkadaşların yapmalarına olanak sağlamak için KIRKSEDER’den istifa ettiğini, kısacası tekelleşmeyi ortadan kaldırmayı amaçladığını vurguladı.
Karaçam açıklamalarına şu cümlelerle başladı;
“KIRKSEDER’in kuruluşundan bu yana önemli bir olumsuzluk yaşanmadı. Derneğin tüzüğünde de yer aldığı gibi, Dernek olarak sadece edebiyatı şiirden ibaret öngörmemiş, kültürel ve sanatsal etkinlikler yapmayı, faaliyetler organize etmeyi hedeflemiştik. Ancak bugüne kadar bu alanda “şiir dinletisi” dışında fazla bir kültürel etkinlik yapmak mümkün olmadı.
Bu durumun en büyük sebebi de, edebiyatın; romanı, öyküsü, şiiri, fıkrası, makalesi, mizahı gibi özellikleriyle bir bütün olarak ele alınmamasından kaynaklanıyor. Bunu yapma imkanı bulamadık. Sonuçta bu bir kadro işi. Dernek üyelerinin bu tür etkinliklere yatkın olması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Dernek Başkan Yardımcısı Münür Saygın, benim en büyük destekçimdi. O bu konuda becerikli, istekli ve heyecanlıydı. Ancak Saygın, bir kaç arkadaşımızla yaşadığı gerginlikten ötürü dernekten ayrılma kararı aldı. Eğer ayrılmasaydı belki ben bugün onun yanında Başkan yardımcılığı yapabilirdim. Sonuç olarak bundan sonraki dönemde derneğin içinde üye olarak yerimi alacağım.”
“Kültür derneklerinin çoğalması için, kültür insanlarının çoğalması gerekir”
Kırklareli’nde kültürel derneklerinin çoğalması için, kültür insanlarının çoğalması gerektiğini belirten Karaçam; “Kültür sahibi olarak toplumu olumlu yönlere götürmek kolay bir iş değildir. Kültür insanlarının, topluma verebilecekleri bir şeyler varsa, bunun kendileri için önemli bir görev olduğunu düşünerek aynı düşüncede insanlarla biraraya gelip bizim gibi dernekleşebilir ve hukuki zeminde toplumu aydınlatma doğrultusunda çalışmalar yapabilirler. Ancak Türkiye’de insanlar birarada yaşamalarına rağmen, toplumsal konuların bilincinde değiller. Hala bireysel yaşamaktayız. Özellikle aydınların topluma karşı sorumlu oldukları bilgisinden uzaktayız maalesef. Dolayısıyla aydın dediğimiz insanların toplumu etkileyecek faaliyetler içinde olduklarını görmek pek mümkün olmuyor. 87 yıllık Cumhuriyet döneminde birçok okumuş insanlar yetiştirdik. Özellikle Kırklareli’de gerek eğitim, gerek kültür alanında çok seçkin insanlar yetiştirildi. Ancak bu yeterli değildir. Söz konusu aydın insanlarımız, yetiştikleri yeri ateş böceği kadar aydınlatabiliyorlarsa, ışıklarını oraya götürmeleri gerekmektedir. Zaman içinde bunun da gerçekleşeceğini umuyorum” dedi.
“Aramızda dernek başkanlığı
yapacak arkadaşlar var”
Nazif Karaçam dernek başkanlığından istifa gerekçesini ise şöyle açıkladı; “Derneğin kültürel faaliyetlerinin kısır olması bir yana, istifamın asıl sebebi; 11 yıldır sürdürdüğüm grup ve dernek başkanlığı görevini artık başka arkadaşların yapmalarına olanak sağlamaktır. Tekelleşmeyi kaldırmak istiyorum. Üstelik bu görevi layıkıyla yapacak arkadaşlar da aramızda bulunmaktadır. Ayrıca yaşımın da ilerlediğini, özel işlerimin giderek ağırlaştığını belirtmek istiyorum. Önadım Gazetesi’nde günlük, Tekirdağ Yeni İnan gazetesinde haftalık olarak yazılarımı okuyucularla paylaşmayı sürdürüyorum. Yine “Yöre” dergisinde araştırma yazıları yazıyorum. Ve 11 yıldan beri hasta, 5 yıldan beri ise bitkisel hayatta olan eşime bakıyorum.”
“Derneğimiz Kırklareli’de bir ilktir”
Karaçam derneğin bundan sonraki süreci hakkında ise şunları kaydetti; “Derneğin Yönetim Kurulu kendi içinde yedekleri ile birlikte bütünlüğünü koruyacaktır. Önümüzde ki günlerde arkadaşlar biraraya gelecek ve bir durum değerlendirmesi yapacaklar. Derneğimiz Kırklareli tarihinde bu isimle faaliyet gösteren ilk dernektir. Derneğin faaliyet alanları geniş, konuları da zengindir. Dolayısıyla Kırklareli’nin böyle bir derneğe ihtiyacı var. KIRKSEDER’in kurucu üyelerinden biri olarak dernek ile olan ilişkim hiç bir zaman kesilmeyecek. Ayrıca aylık şiir dinletilerimizde beş veya on dakika boyunca edebiyat sohbetleri yapmayı düşünüyorum.”
“Araştırma yapılmadan
Kırklareli tanıtılamaz”Araştırmacı-Yazar Nazif Karaçam, söyleşimizin sonunda yeni kitap çalışmasından da bahsetti. Karaçam; “ Tamamlamak üzere olduğumu kitap “Kırklareli’ni Geçmişten Geleceğe Taşıyanlar” adı ile raflardaki yerini alacak. Kitabımda ilimizin entellektüel düzeyde yetiştirdiği, hemen her meslekte başarılı, iz bırakmış, bizim insalarımızı anlattım. Bu alanda Kırklareli’de kültürel bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle bir takım resmi ve özel kurumlar ile kişilerin derin bir araştırma yapmadan Kırklareli’ni tanıtmaya kalkışmalarını doğru bulmuyorum” dedi.
KAYNAK:www.gazetetrakya.com

Aşırı yağıştan yollar kapandı

Edirne'de etkili olan sağanak yağmur nedeniyle Oğulpaşa Deresi'nin yatağından çıkarak taşması sonucu, Edirne- Kırklareli yolu ulaşıma kapandı. Tunca Nehri’nin taşması sonucu da Değirmenyeni Köyü'ndeki bazı evleri su bastı. Polis Meriç Nehri kenarındaki işyeri sahiplerini uyarmaya başladı, 40 haneli Değirmenyeni köyü sular altında kaldı. İzmir-Çanakkale kara yolunun Küçükkaya mevkisindeki aşırı yağış nedeniyle sabah saatlerinde trafiğe kapanan yolda, Karayolları ekiplerinin yaptığı su tahliye ve temizleme çalışmalarının ardından ulaşım tek şeritten sağlanmaya başlandı.
EDİRNE
Trakya selle boğuşuyar. Edirne’de etkili olan sağanak yağış sonrası debisi 201 metreküp saniyeye ulaşan Tunca Nehri taştı. Nehir kenarındaki 120 haneli Değirmenyeni Köyü sular altında kalırken, 8 ev suya gömüldü. Evlerin bazıları çatılarına kadar suyun içinde kaldı. DSİ 11'inci Bölge Müdürlüğü ekipleri ise çok sayıda iş makinesi ile köye gelerek geceden bu yana aralıksız çalıştı ve döktükleri kumla taşkın suyunun önünü kesmeye çalıştı. Ancak buna rağmen evler sular altında kaldı. Taşkın suyunun dışarı atılması için bazı setler patlatıldı.
MERİÇ ALARM VERDİ
Edirne ve Bulgaristan’daki aşırı yağışlar sonrası Meriç Nehri’nin de debisi hızla arttı. 24 saat önce 846 metreküp saniye olan debi oranı 136 metreküp artarak 982 metreküp saniyeye ulaştı. Bu da taşkın riskini artırdı. Valilik tarafından oluşturulan kriz merkezi kararı ile polis ekipleri Meriç ve Tunca nehri kıyılarındaki işletmeleri can ve mal güvenliklerini korumaları için uyardı. Polis ayrıca nehir suyunun yayıldığı bölgeyi güvenlik şeridi ile kapattı.
EDİRNE-KIRKLARELİ YOLU KAPALI
Yoğun yağmur yağışı nedeniyle Oğulpaşa Deresi’nin yatağından çıkarak taşması sonucu Edirne-Kırklareli yolu sabah saat 07.00’da ulaşıma kapandı. Edirne ve Kırklareli’ne gidecek vatandaşlar Süloğlu üzerinden gitmeleri konusunda uyarılıyor.
TEKİRDAĞ
Tekirdağ'da ise dün akşam saatlerinde etkili olmaya başlayan yağışlar nedeniyle sel ve su baskınları meydana geldi. Gece saat 03.00 sıralarında Altınova Mahallesi'nde logarların taşması sonucu 100’e yakın ev ve işyerini su bastı.
KAYNAK:OLAY HABER

13 Şubat 2010 Cumartesi

Ev basıp bir kişiyi öldüren sanığa 15 yıl

Tekirdağ iline bağlı Çorlu’da 10 Ağustos 2009 tarihinde komşusu 48 yaşındaki İdris Tan’ ın kendisini dövmesi sonucu tüfekle evini basıp öldüren sanık, E. Ç 15 yıl hapis cezasına çaptırıldı.
Çorlu Ağır ceza mahkemesinde yargılanması devam eden E.Ç tutuklu bulunduğu Pınarhisar kapalı cezaevinden geniş güvenlik önlemleri altında karar duruşmasına getirildi.
Mahkemeye sanık avukatı ile olayda ölen Tan’ın ailesi ve yakınları katıldılar.Heyet sanık E.Ç duruşmanın sonuna geldiğini belirterek,hakkında karar verileceği için, savunmasını yapmasını istedi. E. Ç savunmasında verilecek karara saygı duyacağını söyledi.Mahkeme heyeti sanık hakkında önce müebbet hapis cezası verdi.Mahkemelerdeki iyi halinden ve tahrik uygulaması sonucu,sanık E. Ç 15 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Heyetin kendisine verdiği karar sonrasında salondan çıkartılan. E. Ç tekrar tutuklu bulunduğu Pınarhisar kapalı cezaevine gönderildi.

Malkarada duble yol çöktü...

TOPRAK KAYMASI SONUCU KARAYOLU YARILDI, YOLDAN GEÇEN 2 ARAÇ YAN YATTI. ŞANS ESERİ KAZALARDA ÖLEN VE YARALANAN OLMADI
Bölgede son günlerde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Malkara – Tekirdağ Karayolunun 20.nci kilometresinde Ahievren köyü ile Yörük köyü sapağı arasında kalan mevkideki duble yol, 12 şubat Cuma günü saat 09.30 sularında toprak kayması nedeniyle kısmen çöktü ve asfalt yarıldı.
Heyelan nedeniyle yolda seyreden Kemal Gazioğlu (43) yönetimindeki 34 DP 5495 plakalı Megan marka otomobil ile Arif Ocak (21) yönetimindeki 34 TE 6331 plakalı kapalı kasa Ford kamyonet kısa süreli aralıklarla yoldan çıkarak yan yatıp sürüklendi.
Mucize eseri her iki araçta da bulunan 5 kişi kazaları hafif sıyrıklarla atlattı. Ne olduklarını anlayamadıklarını ifade eden otomobilin içindeki yolculardan Hüseyin Er, “Bizler pazarcılık yapıyoruz. Sabah saat 07.00’de tezgâhımızı açmak üzere yola çıktık. Yolun göçtüğünü ve ayrıldığını fark edemedik. Göçüğe girdiğimizde şoför Arif direksiyon hakimiyetini kaybetti ve aracımız yan yattı. Hepimiz çok korktuk” dedi.
Yoldaki çökme nedeniyle trafik bir süre aksadı. Karayolları ekipleri çöken ve birbirinden ayrılan yolda hemen çöküntüyü doldurma işlemleri ile asfalt serme çalışması yaptı.
Yapılan çalışmaların ardından ulaşımdaki sıkıntı giderildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
KAYNAK:ÇORLU DEVRİM GAZETESİ

N.K.Ü. Bilim Adamları Muratlıda Buğdayda Kalite ve Üretim Sorunları panelinde buluştu

Trakya çiftçisini çok yakından ilgilendiren, buğday ürünü ile ilgili olarak çok önemli bir panel önceki gün Tekirdağ/Muratlı Meslek Yüksek Okulu Kültür Merkezi salonunda büyük bir katılımla gerçekleşti.
Panelin konusu “BUĞDAY’da KALİTE ve ÜRETİM SORUNLARI”. Böyle anlamlı panelin düzenlenmesini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Muratlı Meslek Yüksek Okulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Muratlı Ziraat Odası Başkanı Ertuğrul Sezer ve Önder Çiftçi Danışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özyurt el ele vererek sağladılar.
Panele Muratlı Kaymakamı Yakup Tat, Muratlı Belediye Başkanı Nebi Tepe, Tekirdağ İl Tarım Müdür vekili Hüseyin Kantar, Ziraat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şube Başkanı Dr.Cemal Polat, Muratlı merkez ve köylerinden çiftçiler, muhtarlar, Tekirdağ Ziraat Fakültesinden, Prof. Dr. İ.Hakkı İnan, Prof. Dr. Ahmet Çıtır, Prof.Dr. Orhan Dağlıoğlu, Prof. Dr. İsmet Başer katıldılar.
Panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.
İlk açış konuşmasını Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği Başkanı İbrahim Özyurt yaptı.
Özyurt, “Muratlı’da gerçekleştireceğimiz bu anlamlı panele katılarak destek veren sizlere teşekkür ederim. Buğday ürünü bugün yeryüzünde en çok ekilen ve tüketilen bir tahıl ürünüdür. Bundan tahmini dokuz bin yıl önce yakın doğuda yabani bir bitkiden üretilen Buğday ürününün dünyada yaklaşık otuz bin değişik çeşitleri vardır.
Tabloya baktığımızda sürekli artış gösteren dünya nüfusu, dünya üretimi ve bölgeler arasında artan ticaret bu ürünü dünya ekonomisinin en önemlisi haline getirmiştir. Dünya da yaşanan küresel ısınma, çölleşme, bilinçsiz yapılaşma, düzensiz sanayileşme, işlenebilir tarım topraklarını gün geçtikçe azaltmaktadır. Bu gün bu panel de buğday bitkisi her boyutu ile değerli bilim adamlarınca anlatılacak ve bizlerde bilgilerimizi arttırarak, buğday ürününün üretimine olumlu katkı yapacağız.
Hedefimiz üreticinin kaliteli buğday yetiştirip iyi kazanç elde etmesidir. Önder çiftçi derneği olarak bölgemizde seminer, panel toplantı ve tarla günleri düzenleyerek üyelerimizin ve çiftçimizin bilinçlenmesine katkı yapmaktayız . Bugün Buğday’ın ekimi, ilaçlanması, gübreleme, hastalıkları, toprağın işlenmesi ve buğday hasadı ve pazarlanması konuları el alınacaktır” dedi.
Muratlı/Meslek Yüksek Okulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, “Bu gün sizlerle böyle bir anlamlı panelde buluşmaktan mutluyum. Çünkü bakıyorum salonumuz siz çiftçi ve üreticilerle dolmuş bu şu demektir. Demekki buğday’da sorun var. O zaman o sorunları bugün tek tek ele alacağız. Konuşmacılara dinlediğimizde yenilikleri ve yapılması neler olduğunu da öğrenmiş olacağız” dedi.
Muratlı/Belediye Başkanı Nebi Tepe, “İlçemizde anlamlı bir panel yapılmış olması ve bu panele çiftçilerin, üreticilerin, muhtarların katılmış olması çok iyi bir olaydır. Misafirlere hoş geldin diyorum. Bugün artık dünyada buğday’da petrolden kadar önemli ve stratejik bir üründür. Hatta gün gelecek ve buğday petrolün önüne geçecek gibi ciddi iddialar var. Dünya nüfusu hızla artıyor. Gördüğünüz gibi bazı dünya ülkelerindeki açlık korkulacak boyutlardadır. Şimdi hep birlikte buğday konusu ile ilgili olarak değerli hocalarımızı dinleyeceğiz. Meşhur bir ata sözü vardır. “ Buğday’la koyun gerisi oyun”
Tekirdağ İl Tarım Müdür vekili Hüseyin Kantar, “Türkiye tarım topraklarında Tekirdağ ilin ayrı bir önemi vardır. Tekirdağ’da işlenen tarım arazi % 61, Muratlı’da ise bu rakam % 80’dir. Türkiye genelinde işletmelerde tarım yapılan arazi ortalama 60 dekar iken Tekirdağ’da bu rakam 129 dekar ve Muratlı’da ise 158 dekardır. Türkiye buğdayının yirmi de birini Tekirdağ tek başına üretiyor. Çünkü buğday ürünü için iklim şartları ve toprağın yapısı ile çiftçiliğin bilinçli olarak yapılması buğday üretimindeki verimi arttırıyor. Buğday üretiminde olduğu gibi buğday ürünü pazarlanmasında Tekirdağ ili müsaittir. Limanlar, karayolu, demiryolu ve un sanayi kapasitesi yüksektir. Hasat mevsimi 400 bin ton buğday pazara arz ediliyor.” Dedi.
Muratlı Kaymakamı Yakup Tat yaptığı konuşmada, “bu gün çiftçilerimiz,muhtarlarımız katılım gösterdiler. Paneli düzenleyenlere ve panele katılanlara hoş geldin diyorum. Trakya’da buğday üretiminde Muratlı ilçemizin ayrı bir önemi vardır. Çünkü 170 bin dekarlık alanda ekim yapılıyor.Yıllık ortalama 90 bin ton üretim var. Dekardaki verim ise 450-650 Kg arasında çok iyi durumdadır. Çiftçimize mazot, gübre,tohum alımlarında ve toprak tahlil destekleri veriliyor. Üretilen ürünün kaliteli olması şarttır. Artık Dünya’da tam anlamı ile buğday stratejik ürün olmuştur. Türkiye’de Konya ovasından sonra en çok tarım yapılan yer Trakya topraklarıdır.Bölgemiz tahil ambarıdır. Ne yazıkki sizinde bildiğiniz gibi tarım toprakları sanayi tarafından işgal edilmekte, işgal edilemeyen topraklarda sanayi tarafından zehirlenmektedir. Bu topraklarımıza iyi sahip çıkarsak gelecek kuşaklara tarım yapılabilir yani açıkça yaşanabilir bir ülke bırakmış oluruz” dedi.
PANEL BAŞKANLIĞINI PROF. DR. İ. HAKKI İNAN YAPTI
Açılış konuşmalarından sonra panele geçildi. Bu anlamlı panele Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İ.Hakkı İnan başkanlık etti.
Başkan İnan, “Arkadaşlar dünya’ da ve ülkemizde tarım-çiftçilik önemlidir. Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de üretim yapan tarım sektörü-çiftçi hükümetlerce yeterince desteklenmelidir. Çiftçi küstürülmemeli, aksi halde tarım yapılan topaklar da üretim yapan nüfus azalır. Tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale gelirsek o zaman felaket başlar. Ülkemiz tarım ürünü ihraç eden ülke durumundan eğer tedbirler ciddi alınmazsa tarım ürünü ithal eder hale gelirsek o zaman tam bir felaket yaşanır. Çünkü nüfus artıyor. İnsanımız sağlıklı beklenmek için tarım ürününe ihtiyaç vardır. Çiftçiler üreticiler birlik olmalıdır. Birlikte mücadele elde etmek yasal hakların alınmasını kolaylaştıracaktır. Dünya’daki ülkelerde tarım ve çiftçiler önemlidir. Çiftçiler kurduğu kooperatif oda ve dernekler örnek mücadele veren demokratik kitle kuruluşlarının başında gelir. Ben bölgede yaşayan bir bilim olarak, sizlerin üretim yaparken ne sıkıntılar çektiğinizi ve ürününüzü değer fiyatından satamadığınızı bilenlerdenim. Bu gün diğer bilim adamı arkadaşlarımız sizlere çok faydalı bilgiler verecektir” dedi.
PROF.DR. ORHAN DAĞLIOĞLU, “BUĞDAY KALİTELİ OLMALIKİ İYİ FİYATTAN ALICI BULSUN”
“Gıda sektörü açısından buğdayda kaliteyi etkileyen faktörler” konusunda Prof. Dr. Orhan Dağlıoğlu sunumunu yaparken, “Ülkemizde baktığımızda yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday ürünü üretimi oluyor. Ama kalitede yıllara göre dalgalanmalar oluyor. Şunu bilmemiz gerek,buğday kalitesi hem çiftçilerce ve hem de buğday alıcıları için önemlidir. Çünkü kaliteli buğday’dan kaliteli un elde ediliyor. Kaliteyi etkileyen faktörler ise iklim, toprak özellikleri ve genetik yapısı ve buğdaydaki gluten kalitesi önem arz eder. Ekim zamanı toprağın hazırlanması,ekim,gübreleme,ilaçlama buna bağlı faktörlerdir.
Dünya’da buğday deyince bilindiği gibi buğdayın ülkemizde anayurdu Anadolu’dur. İncelenen 68 çeşit buğday türünün Şanlıurfa (Göbeklitepe) kaynaklı olduğu ortaya çıkmıştır.
Kanada’ nın 1969 yılına kadar durum buğdayı üretme kapasitesi 500 bin ton’un altında iken, değişik yeni bir buğday türü bulunarak bu Kana’da da geliştirilerek yetiştirilmeye başlayınca üretim ve verim arttı. Beş yıl içinde buğday üretiminde beş milyona çıkıldı.
Durum buğdayı makarnalık üç buğday çeşidi vardır. Ülkemizde Ekmeklik-Makarnalık-Bulgur için buğday çeşitleri bulunuyor. Buğday üretiminde artık alımlar yapılırken hektolitre ölçümü yapılıyor. Bu baz kabul edilerek buğday’da kalitede 73 hektolitrenin altına düşülmemiz şarttır. Kimyasal teknolojik kriterler, pişirme testleri, gluten miktarı önemli hale geldi.
Trakya’da Tekirdağ ili çapında buğday tarımını örnek şekilde yapan çiftçiler ve çiftlikler vardır. Bir ata sözü vardır.” Darı unundan baklava ve ceviz ağacından oklava süne zararlısı buğdaydaki glutene musallat oluyor. Buda ürüne en büyük zararı veriyor. Hal böyleyken dünya tablosuna baktığımızda, Kazakistan’dan sonra en çok Türkiye un ihraç eden ülke konumundadır.” Dedi.
PROF.DR.AHMET ÇITIR,” HER KIYMETLİ CANLININ DÜŞMANI VARDIR”
Namık Kemal Üniversitesi Dekanı Prof.Dr. Ahmet Çıtır, “Buğday hastalık ve zararlarının ürün kalitesine etkileri” konusunda konuştu.Prof. Çıtır, “ Türkiye’yi buğday kendine mekan seçmiştir.Ama her kıymetli canlının düşmanı vardır. Buğday hastalıklarına bir göz atalım, Pas-Sürme-Külleme gibi hastalıkları buğdayın gelişmesine ve üründeki kalitenin azalmasına etken olur. Yabani otla mücadele önem teşkil eder. Trakya’daki buğday ekim alanlarında Sürme-Rastık, Kök,Yaprak hastalıkları göze çarpıyor. Trakya topraklarında ekim yapılırken münavebeli ekime dikkat etmeliyiz. Üçlü münavebeli ekim artık şart olmuştur. Baktığımızda anıza yapılan ekimlerde buğday’daki hastalıkları büyütüyor. Topraklarda zaman zaman ayçiçeği,kanola ve yem bezelyesi bitkilerin ekimi de şarttır. Çiftçiler tarım başta olmak üzere buğday üretimi ile ilgili bilgi sahibi olmak istediklerinde Namık Kemal Üniversitesi Ziraat fakültesi olarak yardımcı oluruz.” dedi.
PROF.DR.İSMET BAŞER, BUĞDAY’DA KALİTEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİ ANLATTI
Panel’de Tekirdağ NKÜ’den Prof.Dr. İsmet Başer, Trakya ve Tekirdağ çiftçisinin en önemli ürettiği ürün olan Buğdayda kaliteyi etkileyen faktörleri anlattı.
“ Arkadaşlar buğday’da kalite dendiği zaman akla para gelmelidir. Çünkü kaliteli buğday iyi para demektir. Ürün alıcıları sağlıklı buğday almak ister. Kaliteli buğday için de toprak özellikleri, iklim özellikleri, tohumluk başta gelir. Birde ekim yaparken sık sık tohum değiştirilmemelidir. İklim koşullarında toprakta tohum çok etkileniyor.Topraklarda organik madde eksikliği var. Ürünün gelişim zamanı gübre ve ilaçlama önemlidir. Mutlaka bölgede hastalıklara dayanıklı tohum türleri ile ekim yapmak şarttır.”
MURATLI MESLEK YÜKSEK OKUL MÜDÜRÜ YRD. DOÇ. DR. OKAN
GAYTANCIOĞLU,“TÜRKİYE” de BUĞDAYDA TARIM POLİTİKALARI”
Panelde son konuşmayı ev sahibi olarak, Muratlı Meslek Yüksek Okulu Müdürü ve NKÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.Okan Gaytancıoğlu, “Türkiye’de Buğday Üretiminde Sorun var mı? Evet var. Türkiye 2000’lerde buğday üretimi önemli miktarda arttırmasına rağmen buğdayda kendine ancak yeterlidir. Ancak bu kendine yeterlilik, un sanayinin ihtiyacı olan buğdayın ithalatının yapılmasına engel değildir. Türkiye aynı zamanda buğday ihraç eden bir ülke olduğu için birçok farklı rejim ve strateji uygulayarak buğday ithal etmektedir.
Türkiye 2008 yılında 3.7 milyon ton buğday ithalatına 1,5 milyar dolar ödenmiştir.Üretim politikaları: Buğday üretimi ülkemizin hemen her bölgesinde yapılmakta olup 1980 ler den sonra buğday ekim alanlarında önemli bir değişiklik olmamış, ekim alanları 9-10 milyon hektar civarında değişmiştir.
Buğday üretimi iklim koşullarına bağlı olarak dalgalanmalar göstermiş,2008’de 1995 yılındaki değere düşerek 18 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ancak bazı yıllar gerek kötü hava koşullarından gerekse süne zararlısından dolayı buğday kalitesi buğday üretiminin önemli bir artış göstermeyerek 18.5 milyon ton olacağı tahmin edilmektedir. 1990-2008 arası buğday üretiminin %1 ile %26’sı TMO tarafından satın alınmıştır. Bu yıllarda TMO alımları ortalama %11.6 civarlarında olmuştur.
Enflasyonun etkisi ile üretici eline geçen buğday fiyatları 2004’e kadar artış göstermiştir. Ancak bu fiyat artışları çoğu yıllar enflasyonun altında gerçekleşmiştir. Ama özellikle 2005 yılında üreticinin eline geçen fiyatlar neredeyse erimiştir.
2007-2008 yıllarında fiyatlar reel olarak önemli artışlar göstermişse de üretim miktarının azalması fiyatların yüksek açıklanmasının nedeni olarak gösterilebilir. 2008 ‘de emanete alım sistemi benimsenerek fiyat açıklanmıştır.
IMF ile dünya bankasının belirli dönemler baskılarına rağmen 2004 ve 2005 yıllarında hem yüksek fiyatlarla müdahale alım yapılmış hem de yüksek miktarlarda ürün satın alınmıştır. 2007-2008 yıllarında ise alım miktarının yaklaşık % 0.5 ‘i ile 1’i arasında çok düşük oranlarda alımlar yapılmıştır. Bunun en önemli nedeni buğdayın özel firmalarca satın alınmasıdır.
Birde bütçeden tarıma ayrılan destekler giderek azalmış ve azalmaktadır.
Tarım kesimi aslında sessiz çoğunluktur. Sahipsizdirler. Toprağa küstürülmek istenmektedirler. Türkiye tarımında 1980’li yıllarla tarım ürünleri ithalatı ile çöküş başlamıştır. TMO’ nun,tarımsal KİT’ lerin kooperatif birliklerinin piyasaya müdahale güçleri azaltılmıştır.
Kriz dönemlerinde üreten sektörlere devletçe daha fazla kaynak ayrılması gerekirken Türkiye tarım bütçesinde indire gidilmiştir.
Devletçe ayrılan 5.4 milyar TL kaynağa karşın ziraat bankası 4.8 milyar TL,Tarım Kredi Kooperatifleri 1.7 milyar TL, Öçel bankalar ise 4 milyar TL kredi kullandırmışlardır.
Ziraat bankası ve Tarım Kredi kooperatifleri devlet destekli kredi kullandırdığı halde sektörün ihtiyacını giderememiş,çiftçilerimiz yüksek faiz oranları ile kredi kullandıran özel bankalara yönelmiştir.
Ayrıca, Türk çiftçisinin dünyanın en pahalı mazotunu ve gübresini kullandığı ve ağır girdi maliyetleri altında ezildiği ve bu nedenle üretim yapamaz duruma geldiği de açık bir gerçektir. Sorunları çiftçilerimiz birleşerek çözmek zorundadır” dedi.
Panelin sonunda panelistlere salonda bulunan izleyiciler Buğday,tarım ve fiyat politikaları ile ilgili olarak çeşitli sorular sorarak cevaplarını aldılar
KAYNAK.ÇORLU DEVRİM GAZETESİ

Tekirdağ'da Ev Ve İşyerlerini Su Bastı

Tekirdağ'da gece boyunca etkili olan sağanak yağış nedeniyle Altınova Mahallesi'nde onlarca ev ve işyeri sular altına kaldı.Tekirdağ'da gece yarısı başlayan olan sağanak yağış bazı mahallelerde hayatı olumsuz etkiledi. Sabaha kadar aralıklarla süren sağanak yağış nedeniyle çok sayıda ev ve işyerini su bastı. Özellikle Altınova Mahallesi'nde etkili olan su baskınlarından yaklaşık 100 ev ve işyeri zarar gördü. Sabahın erken saatlerinden itibaren su baskınlarının etkili olduğu Altınova Mahallesi Dağıstanlı, Ardalı Sokak üzerinde belediye ekipleri temizlik çalışması başlattı. Baskının yaşandığı ev ve işyerinden vidanjörler ilesular çekilmeye başladı. Ardalı Sokak üzerindeki vatandaşlar etkili yağışların ardından evlerini ve işyerini sürekli olarak su bastığını söyledi. Şimdiye kadar hiçbir yetkilinin bu duruma çözüm bulamadığını ifade eden Habibe Oluğ, "Gece 03.00'dan beri yağmur yağıyor. Evlere giremedik. 3 senedir böyle su basıyor. 3 senedir su içinde yaşıyoruz. Ne gelen var ne de giden" dedi.Su baskınlarından en çok Mustafa Dağıstanlı Sokak üzerinde bulunan Billur Sitesi etkilendi. Mahallenin üst kesimlerinden akan sular sitenin duvarlarını yıktı. Site içerisindeki 6 blok su taşkınları sonucu zarar gördü. Kalorifer dairelerini su basması sonucu 8 ton kömür kullanılmaz hale geldi. Sitelerin asansörleri de sudan zarar gördüğü için devre dışı kaldı. Ardalı Sokak üzerinde bulunan ev ve işyerleri de su baskınlarında nasibini aldı. Tekirdağ Belediyesi mahallede su tahliyesi işlemlerine başladı. Pompalar aracılığı ile biriken sular tahliye edildi. Baskınlardan etkilenen Altınova Mahallesi'nde vatandaşlar korkudan evlerine giremedi. Sabaha kadar ayakta bekleyen vatandaşlar günün ağarması ile birlikte temizlik çalışmasına başladı.Gece yarısı polis ekiplerinin kendilerini uyardığını anlatan Billur Sitesi yöneticisi Cengiz Özcan ise, site kenarından geçen yolun yükseldiğini söyledi. Sitelerinin bu nedenle alçakta kaldığını anlatan Özcan, biriken suların siteyi bastığını söyledi. Site yöneticisi Özcan, "Gece 03.30 sıralarında polis arkadaşlar yönetici olarak beni kaldırdı. Siteyi su bastığını söyledi. Biz de vatandaşlarımızı uyardık. Gece yarısından beri ayaktayız. Zararımız büyük 7-8 ton kömürümüz telef olmuş durumda. Sitemizdeki 6bloğunu su bastı. Kazanlarımız ve asansörlerimiz çalışmıyor. Bahçe duvarlarımız yıkılmış vaziyette. Binaların altındaki iş yerlerimiz su altında. Yetkililerden ilgi ve alaka bekliyoruz. Yardım istediğimiz kurumlar arasında oynatılıyoruz" şeklinde konuştu.
KAYNAK.TEKİRDAĞ HABERLERİ
sağ üst köşede yer alan Önceki kayıtlar'a tıklayarak geçmiş haberlere ulaşabilirsiniz...