***Hoşgeldiniz!!! Trakyadaki en güncel ve en kaliteli haberler için; www.trakyahaberci.com...

25 Kasım 2009 Çarşamba

Bilge Köyü sakinleri dün Kırklareli'nde kendileri için hazırlanan konutlara yerleştiler -VALI AYDOĞDU; “BU INSANLARIMIZ ARTIK KIRKLARELILI"


"Gelecekler", "Geliyorlar" derken Bilge Köyü sakinleri dün sabah saat 08:00'da Kırklareli'ne geldi. Köylülerin ev eşyalarının plakasız kamyonlarla Kırklareli'ne getirilmesi dikkat çekti. Mardin katliamının sanıklarının aileleri toplam 84 kişi olarak aralarında çocuklarında bulunduğu bir grup halinde geldiler. Aileler devlet tarafından yaptırılan son derece lüks 32 daireye yerleştirildiler.
Yerleşme esnasında kapı önünde polis ekiplerinin sıkı bir güvenlik sağladığı görüldü. Bilge Köyü sakinlerinin konutlara yerleşimi yerel ve ulusal basın tarafından yakından takip edildi. Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu saat 12:45'te Bilge Köylü vatandaşların yerleşimini incelemek üzere Istasyon Mahallesi'ne geldi.
Vali Aydoğdu burada tüm basın mensuplarına konu ile ilgili bir bilgilendirme konuşması gerçekleştirdi.
Vali Aydoğdu konuşmasında şunları söyledi;
"Mardin'de yaşanan bir tahlilsizlikte mağdur olan vatandaşlarımıza Kırklareli ili kucağını açtı"
"Kıymetli basın mensupları, hepiniz çok önemli bir kamu görevi yapıyorsunuz. Bugün burada haber olacak bir tek şey var; Mardin'de yaşanan bir tahlilsizlikte mağdur olan vatandaşlarımıza Kırklareli ili kucağını açtı. Onların yaralarını tedavi edilecek, onlar teselli edilecek ve onlara burada yeni bir hayat sunulacak. Haber budur, teferruatına lütfen fazla girmeyelim. Burada bu insanlar oturacak. Burası onların konutları olacak, burada yerleşecekler, burada bir hayat kuracaklar. Benim sizlerden istirhamım şu saatten itibaren onları kendi haline bırakalım. Burada beklemeniz gerekmemektedir."
Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı; "Saklanan bir şey mi var?" sorusuna Vali Aydoğdu; "Mahremiyet denen, özel hayat denen bir şey var. Sizden hiçbir şey saklamıyoruz. Burada basın mensuplarının toplanmış olması bir anormallik oluşturuyor. Bu anormalliğin burada oluşmaması gerekir." şeklinde cevap verdi.
Vali Cengiz Aydoğdu, Bilge Köylü öğrencilerin öğrenim durumları, sağlık durumları hakkında her şeyin düşünüldüğünü, zamanla bu konularda her şeyin yapılacağını söyledi.
Vali Aydoğdu, basın mensuplarının bu işte kendilerine yardımcı olmalarını istedi. Insanların başka bir yerden daha farklı bir yere yerleşmesinin o bölgenin yerli halkı tarafından normal karşılanmayacak bir konu olduğunu belirterek, bu konuya farklı açılardan bakılarak abartılı sonuçlar ortaya çıkarılmaması gerektiğini savundu. Bir basın mensubunun; "Kapıda güvenliğin olması, polis noktalarının olması, tedirginlik yaratmıyor mu?" sorusuna Vali Aydoğdu "Burası Kırklareli'nin bir mahallesi her şey normale dönecek. Bu konuda tedbirlerimiz alınmış durumda. Bu insanlarımız bu saatten itibaren birer Kırklarelili olacak. Kırklareli'nde de buna karşı hiçbir tepki yok. Vatandaşlarımız elbette bir merak unsuru olabilir. O merakı bir tepki olarak değerlendirmeyiniz." cevabını verdi.
"Basın'a büyük görev düşüyor"
Bu konuda en büyük görevin basına ait olduğunun altını çizen Vali Aydoğdu, basının bu konuda kendilerine yardımcı olmalarını istedi. Dairelerin içine girmek isteyen basın mensuplarına şimdilik bunun yasak olduğunu belirten Vali Aydoğdu, ilerleyen zamanlarda her şey normale döndüğünde bu yasağın kalkabileceğini belirtti. Apartmanda tüm yetkili ve uzman personelin bu insanlar ile bir uyum içinde onlarla beraber yaşayacağını belirten Vali Aydoğdu, bu insanların geçimlerinin şimdilik sosyal yardımlaşma vakfınca karşılanacağını sözlerine ekledi. Güvenliğin ilk etapta sıkı bir biçimde sağlandığını belirten Vali Aydoğdu, daha sonra normalleşmenin sağlanacağını da kaydetti.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu daha sonra Bilge Köyü sakinlerinin yerleştiği daireleri gezerek onlara "hoş geldiniz" dedi. Bilge Köylülerin devlete karşı sonsuz bir şükran hissi içinde olduklarını belirten Vali Aydoğdu daha sonra siteden ayrıldı.
Bu sırada ulusal basın mensupları sitenin etrafında ki bloklarda yaşayan Kırklarelili vatandaşlar ile röportajlar gerçekleştirdi. Mikrofon uzatılan her vatandaş bu durumdan duyduğu tedirginliği dile getirerek yakın zamanda evlerini satıp buradan taşınmak istediğini söyledi. Bilge Köyü sakinlerinin Kırklareli'ne yerleşimini yakından takip eden çok sayıda özel televizyon kanalı canlı yayınlar ile dakika dakika bu olayı televizyonlardan tüm Türkiye'ye yayınladı. Bilge Köyü sakinlerinden bir ailenin ferdi olan Mustafa Çelebi, ulusal basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Devlet tarafından Kırklareli'ne getirildiklerinden ötürü mutluluk duyduklarını belirten Çelebi, burada güzel bir yaşam kurmak istediklerini söyledi. Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu Bilge Köylü vatandaşların yeni dairelerini gezdikten sonra tekrardan basın mensupları ile bir araya geldi. Vali Aydoğdu bu insanları anlamamız gerektiğini, bir uyum sıkıntısı yaşandığını, onlara yardım ederek yakın zamanda bu sıkıntıların ortadan kalkacağını belirtti.

KAYNAK:www.gazetetrakya.com

KEŞAN BELEDİYESİ ŞEKER VE LOKUM İMALATHANELERİNİ DENETLEDİ

Keşan Belediye Başkanlığı, İlçe Tarım Müdürlüğü ve İlçe Sağlık Grup Başkanlığı ekipleri birlikte yaklaşan Kurban bayramı öncesi Keşan’da şeker ve lokum imalathanelerini denetledi.
Keşan Belediyesi Zabıta memurları Doğan Şen ve Çetin Şahin ile İlçe Tarım Müdürlüğü’nden Talih Esencan ve Sağlık Grup Başkanlığı’ndan Kadir Arabacı’dan oluşan ekip Keşan’da bulunan şeker ve lokum imalathanelerini denetleyerek, hijyen şartlarını ve ruhsatla ilgili denetimleri gerçekleştirdiler.
Denetimlerde eksik veya hijyen şartları konusunda sorunları olan işyerleri sahipleri uyarılarak eksiklerini tamamlamaları konusunda kendilerine zaman tanındı.
Yetkililer bu denetimlerin insan sağlığı açısından çok önemli olduğunu belirterek denetimlerin devam edeceğini belirttiler.
HABER VE FOTO:GÜLAY KARAGÖZ

ÇORLU BELEDİYE BAŞKANI ÜNAL BAYSANDAN KURBAN BAYRAMI KUTLAMA MESAJI


“Bayramlar, insanlar arasında sevgi ve saygının güçlendiği, dargınların barıştığı, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin yaşatıldığı günlerdir.
Toplumsal hayatımızda büyük bir önem taşıyan, birleştirici, bütünleştirici özelliği ile bizleri bir araya getiren, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinin yaşandığı bu bayramda halkımızla aynı güzel duyguları paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileği ile başta Çorlulu hemşerilerimizin ve tüm ulusumuzun Kurban Bayramını kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim

ÜNAL BAYSAN

ÇORLU BELEDİYE BAŞKANI

Keşan Belediyesi Başkanlığı asfalt çalışmalarına devam ediyor…


Keşan Belediye Başkanlığı ekipleri Kurban Bayramı öncesi şehir merkezindeki cadde ve sokaklarda asfalt çalışmalarını sürdürüyor.
Ekipler, çeşitli cadde ve sokaklarda yolların bozuk olan bölümlerini asfaltlayarak onarıyor. Yetkililer asfaltlama çalışmalarına Kurban Bayramı sonrası da devam edileceğini ve şehirdeki bozuk olan ara cadde ve sokakların da asfaltlanmaya başlanacağını belirttiler.
HABER VE FOTO:GÜLAY KARAGÖZ

Rasim Ergene İlköğretim Okulu Öğretmenler Günü’nü kutladı…




Keşan Rasim Ergene İlköğretim Okulu, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle önceki akşam bir yemek düzenledi.
Yenimuhacır’ daki Özen Et Lokantası’nda düzenlenen yemeğe Okul Müdürü Kadri Baltakıran ile birlikte tüm okul öğretmenleri, emekli, okul öğretmenleri, Okul Aile Birliği yöneticileri ve veliler katıldı.
Saat 19.00’da başlayan yemekte konuşan Baltakıran, tüm Öğretmenleri Öğretmenler Günü’nü kutlayarak “Ben her zaman Rasim Ergene ailesi olduğumu söylüyordum. Bu yemekte gerçekten bizim ne kadar büyük bir aile olduğumuzu ortaya koymuştur. Ben tüm aile fertlerimize bu gecemize hoş geldiniz afiyet olsun diyorum “dedi.
Gece okul öğretmenlerinin çaldığı müzik eşliğinde söylenen türküler ve oynanan oyunlarla gece geç saatlere kadar devam etti.
HABER VE FOTO:GÜLAY KARAGÖZ

24 Kasım 2009 Salı

Çorlu Pazarcılar Odasından Megafonlu Hırsızlık Uyarısı

Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hareketlenen semt pazarlarında hırsızlara bayram yaptırmak istemeyen Tekirdağ iline bağlı Çorlu Pazarcılar Odası, vatandaşları yaşanabilecek hırsızlıklar konusunda uyarıyor.
Odanın görevlilerinden biri megafonla ‘hırsız’ anonsu yaparken diğer görevlileri, yakaladıkları şüpheli şahısları polis ekiplerine teslim ediyor.
Çorlu`da kurulan semt pazarında hırsızlık olaylarına karşı tedbir alan görevliler yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde alışveriş yoğunluğuna kendilerini kaptıran vatandaşları megafonla uyararak hırsızlık olayları konusuna dikkat çekiyorlar. Elindeki megafonla vatandaşları uyaran pazar görevlisi “hırsız var” diyerek vatandaşları uyarıyor. Hareketlenen Pazar piyasasında hırsızlık olayı yaşanmaması için bir dizi tedbir alan Çorlu Pazarcılar Odası Çorlu`nun değişik semtlerinde kurulan pazarlarda yaklaşan bayram nedeniyle de hırsızlık olaylarının artması sonucu vatandaşların mağdur olmaması için çaba harcıyor. 3 görevliden biri pazar içerisinde dolaşarak alışverişe çıkan vatandaşları hırsızlık olaylarına karşı uyarıyor. Elindeki megafonla ‘hırsız var’, ‘ceplerinize dikkat edin’, telefonlarınıza, cüzdanlarınıza, çantalarınıza sahip çıkın’ diyen pazarcılar odası görevlisi alarm ile de vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Çorlu Pazarcılar Odası Başkanı Enver Şengelir, oda görevlilerinin vatandaşları megafonla uyardıklarını ifade ederek; “Çorlu`da kurulan pazarlarda polislerimizle işbirliği içerisindeyiz ve hırsızlıkların önüne geçmek için çalışıyoruz. Oda görevlilerimiz bir yandan vatandaşları uyarıyor diğer yandan da esnafın da bildirdiği şüpheli şahısları polis ekiplerine teslim ediyor. Amacımız yaklaşan bayram öncesinde hareketlenen pazarlarda vatandaşların güven ve huzur içinde alışveriş yapması” şeklinde konuştu.

BAŞKAN BAYSAN’DAN ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERE MÜJDE












24 Kasım Öğretmenler Günü, Çorlu’da tören ve etkinliklerle kutlandı.
Atatürk Meydanı’nda düzenlenen çelenk töreninin ardından Milli Eğitim Müdürlüğü’nün organizasyonuyla Belediye Düğün salonunda bir kutlama etkinliği düzenlendi. Çorlu Kaymakamı Ali Dursun, Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, Çorlu Milli Eğitim Müdürü İsmail Bağlar, Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı İhsan Erik, resmi kurum ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin hazır bulunduğu etkinlik Çorlu’da görev yapmakta olan veya emekli olmuş öğretmenlerin katılımıyla gerçekleşti.
Milli Eğitim Müdürü İsmail Bağlar’ın günün anlam ve önemini belirten konuşmasının ardından bir ödül töreni düzenlendi. Emekli olan öğretmenlere onur plaketlerini Çorlu Kaymakamı Ali Dursun takdim etti. İl genelinde düzenlenen spor müsabakalarında dereceye giren öğretmenlere ödüllerini Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, öğrencilere ise Milli Eğitim Müdürü İsmail Bağlar teslim etti. Daha sonra meslek hayatına yeni adım atan öğretmenler için bir yemin töreni düzenlendi. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği program Çorlu Kız Teknik - Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi öğrencilerinin konseriyle sona erdi.
Öğretmenler Günü etkinlikleri Çorlu Belediyesi’nin, Atatürk Kültür Merkezi’ndeki Sergi Salonu’nda düzenlediği kokteyl ile devam etti. Devlet erkanının temsilcileriyle öğretmenleri burada karşılayan Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, masaları ziyaret ederek öğretmenlerle sohbet etti. Daha sonra kürsüye çıkarak söz alan Baysan, öğretmen ve öğrencilere önemli bir müjde verdi. Konuşmasına günün anlam ve önemine değinerek başlayan Baysan, “Öncelikle 24 Kasım öğretmenler gününüzü kutluyorum. Size bir müjde vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi öğretmen anne ve babanın çocuğuyum. Hayalimde hep okul yaptırmak vardı. Artık yasalar okul yapmamıza imkan tanıyor. Biz Çorlu Belediyesi olarak Çorlu’da bir okul yaptırmaya karar verdik. Çorlu’da Fen Lisesi olmadığı için Çorlu Belediyesi Fen Lisesi’ni yaptıracağız. Milli Eğitim Müdürümüzle beraber önümüzdeki günlerde Sayın Valimize giderek gerekli protokolleri yapacağız. Eğitim amaçlı bu projemizin yanı sıra üç projemiz daha var. Bir tane bin kişilik kapalı spor salonu, bir tane olimpik yüzme havuzu, bir de iki üniteden oluşan bir tenis kortu yapacağız. Yakın bir zamanda spor tesisinin temelleri atılacak ve bunları bitirip hizmete sokacağız. Hepinize mutluluklar diliyorum.”diye konuştu.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

KEŞAN BELEDİYE BAŞKANI MEHMET ÖZCAN’DAN ÖĞRETMENLER GÜNÜ NEDENİ İLE OKULLARA ÇİÇEK


Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeni ile Keşan merkezdeki okullar ile Öğretmenevi, Eğitim-Sen, Emekli Öğretmenler Derneği ile çiçek gönderdi.
Basın ve Halkla İlişkileri Sorumlusu Erdoğan Demir ile Zabıta Memuru Onur Gezer ziyaretleri gerçekleştirerek Özcan adına tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlayarak okul müdürlerine çiçekleri sundular. Okul müdürleri ve öğretmenler, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a teşekkür ettiler.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

AtaTürk ün Bilime Verdiği Önem

Atatürk'ün önem verdiği ve savunduğu kavramların dinimizle olan uyumunu hemen her alanda görmek mümkündür. Atatürk'ün bilim konusundaki yaklaşımı bunun bir başka örneğidir. Atatürk, "İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur"derken 21, aslında Peygamberimiz (sav)'in asırlar öncesinde söylediği "ilim Çin'de bile olsa alınız" buyruğuyla tamamen paralel bir prensip ortaya koymuştur. Atatürk, dünya çapında yabancı bilim adamlarının katıldığı milletlerarası toplantılara katılırdı. Yukarıda bu şahsiyetlerle bir sohbet sırasında görülüyor. Karşısındaki hanım, manevi kızlarından Prof. Dr. Afet İnan, yanındaki de onun hocası İsviçreli Tarih Profesörü Eugene Piccard'dır. İslam'da bilime verilen önem Kuran'da açıkça belirtilmektedir. Kuran ayetlerinde Allah; insanları düşünmeye, incelemeye ve araştırmaya çağırır. Bir ayette şöyle buyrulur:Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)Gerek gökyüzü, gerek yeryüzü, gerekse bu ikisi arasında yaşayan canlılara baktığımızda her birinin kendilerini var eden Yaratıcı'nın varlığını tasdik ettiğini görürüz. Evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah'ın yaratmasındaki sanatı keşfedip insanlığa açıklamanın yolu "bilim"dir. Dolayısıyla İslam Dini, bilimi Allah'ın yaratışındaki detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle bilimi teşvik eder. Atatürk'ün bilime verdiği önem, bu manada anlaşılmalıdır.

Yardımlaşma ve Yardımlaşmanın Önemi

Yardımlaşmanın Önemi:Genellikle ifâde edildiği gibi İslâmiyet bir yardımlaşma dinidir. İslâmiyetten önce de sonra da hiç bir din ve fikir sistemi onun kadar bu konuya eğilmemiş yardım anlayışını ve bu anlayışın uygulanışını bu kadar geniş boyutlara ulaştıramamıştır.Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimiz bu gerçeği, hayatımızın her anında görüyoruz. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de hayatı paylaşan insanlar, aynı düzeyde değillerdir, örneğin zayıfı, güçlüsü, fakiri, zengini,erkeği, kadını gibi. Böyle insan toplulukları beraber doğup, beraber ölürler. Bu beraberlik “hayat”ın kaynağını oluşturuyor.Ancak bu farklı insanlar, yaşadıkları süre içinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Zenginler bile fakirlere ihtiyaç duyar. Hiç bir zengin benim kimseye ihtiyacım yoktur diyemez. O insan servetini çalıştırdığı insanların gücü ile kazanır. Zira kimi çalıştırıyorsa ona muhtaç demektir.İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları, aralarındaki yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır.Yardımlaşma toplum halinde yaşamanın sonucudur.Cenâb-ı Hakk: “İyilikte ve kötülükten sakınmakta birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyuruyor. Zekat vermenin, güzel söz söylemenin, ve daha pek çok şeyin, iyi olarak kabul edersek, yardımlaşmanın sınırını sonsuz olduğunu anlarız.Yardımlaşmanın konusunun içinde, maldan sevgiye kadar herşey verilebilir. Verme işi bazan zekat fitre gibi mecburi olduğu halde, bazan tamamen isteğe bağlıdır. Bu vermenin sınırı yoktur.Bu yardımın dışında, müslümanlar birbirlerine sevgi ile bağlanmak zorundadırlar.b) Yardımın İnsanların ve Toplumların Yaşamlarındaki yaptığı değişiklikler:1- Yardımla yoksullar korunmuş olur. Onlara yapılan maddi yardımlar, onların hırsızlık gibi kötü yollara sürüklenmesini engeller.2- Yardım yapanla yapılan arasında sevgi ve ülfet doğar.yardımla topluma kazandırılan insanlar kin, hased, düşmanlık gibi kötü huylardan kurtulur, kimsenin malında gözü olmaz.3- Hz. Muhammed, müslümanlara yardım edilenin değil, yardım eden kişi olmalarını bildirmiştir.Sıkıntı zamanında müslümanlardan yardım, anlayış ve sevgi görenler, sıkıntılarını atlatınca, alan değil veren kişiler olmaya çalışacaktır.4- Zekât, sadaka ve diğer maddî yardımlar, müslümanların güçlü olmalarında, birlik ve beraberlik içinde bulunmalarında en büyük etkendir. Yardımlaşma, zenginle fakir, tokla aç arasındaki uçurumu kapatır ve sevgi, saygı bağı kurar.5- Yardımlaşmanın yaygın olduğu toplumlarda dostluk duyguları güçlü olur. Fakirlik ve bununla gelen dilencilik ortadan kalkar.c) Yardımlaşma Çeşitleri:1- Maddî Yardım:Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah’ındır.Fakat, Cenâb-ı Hakk, yerde ve gökte bulunan bütün varlıklar, yüce katından bir lütuf ve bağışlama olarak, insanların hizmetine vermiştir. Varlığın sahibi olan Allah Teâla, bunu, kullarından dilediğine verip dilediğinden alacağını açıklamıştır.Ancak kendilerine mal ve mülk verdiği kişilere, malları ile ilgili bazı sorumluluklar yüklemiş ve görevler vermiştir. Bu sorumluluk ve görevler, Allah’ın bir emaneti olan mallardan bir kısmının başkalarına verilmesidir. Cenâb-ı Hakk, iman ve namazdan sonra, malın başkalarına verilmesini emretmiştir. Buna “infak etmek” denir. İnfakın üç çeşit kısmı vardır(Farz, vacip ve mendup). Farz olan zekât, vacip olan fitredir.Dünyada kalacak olan malımızın, Allah’ın emrine göre kullanılması ve harcanması önemli bir iştir. Bu harcama, âhirete uzanan geçide sağlam bir köprü kurmamızı sağlar. Hayır ve iyilik, mal, el ve dille yapılır. Yapılacak bütün iyiliklere “sadaka” denir.Mal ile yapılacak iyilik ve yardımın başında zekât gelir. Zekât, insanların ihtiyaçlarından fazla olan mallardan başkalarına vermeleridir ve mecbûri bir yardım şeklidir.Bunun dışında, sadaka ile başkalarına yardım etmemiz gerekir.İnsan yakınlık derecesine göre başkalarına yardım etmelidir (Çocuğu annesi-babası, kardeşi, yakın akrabaları, yakın ve uzak komşuları, içinde yaşadığı toplumun diğer bireyleri). Ancak maddî olarak yardım edilecek kişilerin gerçekten yoksul olmaları gerekir.Fakat insan gönül zenginliğinin yerine, elinde olanın daha fazlazını ister, gözünü hırs bürür. Bunun yerine Allah’ın bize nimet olarak verdiği malların hayır yolunda, bize emrettiği şekilde harcanması olumlu bir davranıştır.Yalnız insan istediği malı değil, mallarından sevdiklerini yoksullara vermek zorundadır, böylece Allah’ın rızasını kazanır.Mal ile yapılacak yardımlardan biri de “karz-ı hasen”dir.Bu yardım, faiz veya benzeri menfaat beklemeden ödünç para verilerek yapılır.Herkesin yararlanabileceği çeşme, köprü, cami, hastane, okul, yol gibi kurumlar yaptırmak da mal ile yapılan yardımlar arasındadır.Bu tür hayır eserlerine sadaka-i câriye denir ve bu kişiler öldükten sonra da, o yerler hala işliyorsa sevabı çok olur.Sosyal ve ekonomik bakımdan malla yapılacak en önemli yardımlardan biri de zenginlerin mallarını yatırıma aktarmalarıdır ve çalışmak isteyenlere iş ve geçim imkanı hazırlamalarıdır.1-Mânevî Yardım:Allah’ın ve Resûlünün bizden yapılmasını istediği, akıl ve vicdanın hoş gördüğü bir şeyi yapmak iyiliktir. Kötülükten sakınmak, başkalarına kötülük yapmamak da iyiliktir. Bu tür iyilikler de “sadaka”dır.İyilikte yardımlaşmak kadar kötülükten alıkoymaya çalışmak da müslümanların dinî-ahlâkî görevleri arasındadır. Kötülük gören kişi, kötülük ister küçük ister büyük olsun, ona engel olmalıdır. Eğer bu görev yapılırsa, kötülük azalır, toplum huzur bulur.d) Yardım Yapılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:1- Yardım Allah rızası için yapılır. Allah rızası gözetilmeden yapılan iyilikte riyâ ve gösteriş, yada çıkar düşüncesi vardır.2- Yardım yapılacağı sırada gerçekten yoksul olan kişiler aranmalıdır. Ancak hayâ sahibi yoksullar, yoksulluklarını belli etmez. Yardım yapacakların, bunlar gibilerini bulup, haysiyetlerini bozmadan yardım etmelidirler.3- Kötü, işe yaramaz mallar yardım olarak başkalarına verilmez.4- Yapılan yardım hiç bir zaman başa kakılmamalıdır, aksi takdirde yapılan yardımın sevabı olmaz.5- Yoksulun halinden anlamalı ve ona iyi davranmalıdır.6- Hiç bir yardım küçük görülmemelidir.7- İyilik ve yardımda bulunacak kişi bunu zamanında yapmalıdır. Zamanında yapılmayan yardım, ihtiyacı karşılamaktan uzaklaşır.8- Yardım yapılırken gizliliğe önem verilmelidir. Ancak zekat gibi farz olan ibadetlerde açıklık esastır.e) Başkalarından Yardım Bekleyenlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:1- İhtiyaçtan fazlası istenmemelidir.2- Yapılan yardımı azımsamadan kabul etmek gerekir.3- Yardım kerîm olandan istenir, yardım etmek istemeyenden veya imkanı olmayandan yardım istenmez.4- İyilik ve yardım yapana nankörlük değil, teşekkür etmeliyiz.
Toplum varlığının sağlıklı ve huzurlu bir şekilde sürdürülebilmesi için toplumsal denge ve barışın bir şekilde sağlanması ve bireyler arasında duygusal gerilime yol açabilecek etkenlerin giderilmesi şarttır. Bir toplumda fakirlerin ve zenginlerin bulunması tabiidir. Ancak tabii olmayan bunların birbirlerinin haklarını gözetmemeleridir. Niteliğ i her ne olursa olsun haklara riayet edilmemesi beraberinde toplumsal yapı lanmada huzursuzluk doğuracak maddi ve manevi çatış malar ı getirecektir. Bu itibarla zengin ve fakir arası ndaki ekonomik düzey farkının uçuruma dönüşmemesi yani zenginin daha zengin fakirin da ha fakir olması nın engellenmesi ve söz konusu olabilecek duygusal hatta fiziksel çatış manın önlenmesi toplumun buna bağ lı olarak da bireyin huzuru için kaçınılmazdır. Bu sebepledir ki Yüce Kitabı mız Kur'an-ı Kerim'de söz konusu gerilimin potansiyel varlığı ima edilerek bunun engellenme ve giderilmesine yönelik düzenlemeler yapı lmıştır. Nitekim ideal/model mümin için kullanılan “muttaki” statüsündeki kimselerin özellikleri sıralanırken “ Onlar varlı kta ve yoklukta Allah için infak ederler …” buyrulması toplumun muhtaç kesimleriyle paylaşma özverisinin ne derece öneme sahip olduğunu vurgulaması açısından dikkat çekicidir. Gerçek şu ki İslam dini başlangıçtan itibaren yoksulluk meselesi ile ilgilenmiş mensuplarına yoksulların durumlarını iyileştirmek üzere dini literatürdeki karşılığı her ne olursa olsun kimi mecburi kimi ihtiyari bazı sorumluluklar yüklemiştir. Zenginlerin muhtaç akrabaya bakma (nafaka) mecburiyeti komşu hakkı kesintisiz hayırlar (sadaka-i câriye- vakıflar gibi) zekât fitre ve kurban bu ödevlerin başlıcalarıdır. Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim ve gönüllerimizin sevgilisi Peygamberimizin hadislerinde değişik vesilelerle Müslümanların Allah için infakta bulunmaları dini bir görev olarak dile getirilmektedir. “Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” buyurularak zenginin malında muhtaçların hakkı olduğu belirtilmek suretiyle zekât veya zorda kalan muhtaca yardım sadece zenginin insafına terk edilmemiş onun bir lütuftan öte yerine getirilmesi gerekli bir görev olduğu vurgulanmıştır. Bir başka ayette de namaz kılan ve namazlarında daim olanların eline mal geçip zengin olunca pintileşen ve cimrilik yapan kimseler olmadıkları belirtilerek “Onların mallarında isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.” buyrulmuştur . Bu eksende değerlendirildiğinde muhtaç bir kimseye yardım etmenin sadece dini bir görev değil aynı zamanda bir insanlık vazifesi olduğu görülür. Kur'ân-ı Kerim'in en çok üzerinde durduğu ve teşvik ettiği hususlardan biri Allah'ın verdiği rızkın paylaşılmasıdır. Allah'ın verdiği rızkı muhtaç durumda olanlarla paylaşma Müslüman'ın en önemli özelliklerinden biridir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin eğitim ve gözetiminde yetişen İslam'ın ilk kuşağı Sahabe paylaşma ve yardımlaşmanın en güzel örneklerini vermişlerdir. Öyle ki Kurân-ı Kerim onların bu örnek tutumunu övmektedir. Gönül dünyasında herkese yer veren Rahmet elçisi yoksulları n geçimiyle bizzat ilgilenir imkânları nispetinde onların bakımını sağlar kendisinde yoksa diğer Müslümanları buna teşvik ederdi. Onun hayatına bakıldığında bu tür örneklerle karşılaşmak hiç de zor değildir. Ahlak numunesi Peygamber insanlara sadece malını değil gönlünü de açmış onunla birlikte olanın sadece gözü değil gönlü de doymuştur. Daha sonraki kuşaklar da Kur'ân ve Kutlu elçinin rahmet yüklü sözleri ekseninde şekillenen infak ruhunu asırlar boyu canlı tutmuşlardır. Bu anlayışın tabii sonucu olarak İslâm tarihinde toplumsal anlamda pek çok hayır kurumu oluşmuştur. Çok çeşitli alanlarda teşekkül eden yardımlaşma ve paylaşma zeminine oturan vakıflar bunun en güzel örneklerindendir. Kur'ân-ı Kerim ve Sünnetteki özendirmelerin yanında İslam'ın ilk kuşaklarından sonraki kuşaklara aktarılan paylaşma ve feragat örnekleri ve hatıraları Müslümanlar arasında paylaşma ruh ve bilincini hep canlı tutmuştur. Bu yaklaşım Müslümanlar arasında kardeşini kendine tercih etme anlayışını ortaya koymuştur ki bundan daha öte bir yardımlaşma ve dayanışma örneği göstermek oldukça zordur. Gün geçtikçe yozlaşan değerler etkisi altındaki çağımız insanının yardımlaşma ve dayanışma adına gurur abidesi olan bu tablolardan şüphesiz alacağı dersler vardır. Böylesi bir durumda bu tablolara bakan kimse erdemi paylaşımı özveriyi mala değil insana verilen değeri görecektir. Öyle ki Medineli Sahabîler sırf imanlarından dolayı her şeylerini bırakarak Mekke'yi terk etmek zorunda kalan Mekkeli kardeşleri ile bütün imkanlarını paylaşmışlar ve bundan dolayı da ‘Ensar' (yardım edenler) adını almışlardır. Ensar bu yardımı çok zengin olduklarından değil Kur'ân'ın ifadesiyle kardeşlerini kendilerine tercih ettikleri' için gerçekleştirmişlerdir. Bu anlayışın temeli mal zenginliğine değil iman ve gönül zenginliğine Allah rızasını mal sevgisine tercih etmeye dahası sevdanın odağına Allah'ı koymaya dayanır. İslam'ın paylaşma ve dayanışma yaklaşımının özünü bu uygulamada somut bir biçimde görmek mümkündür. Kur'ân-ı Kerim'de pek çok âyet-i kerimede paylaşma emredilir. Hatta Yüce Allah verecek bir şeyi olmayanın muhtaç durumda olana gönül alıcı güzel sözler söylemesini dahi paylaşma bilinci kapsamında değerlendirir. Paylaşmayı emir ve tavsiye eden âyetler paylaşma bilinci hususunda bazı ölçütler de ortaya koymuştur. Verenin Allah olduğunu hatırdan çıkarmama paylaşmaya akrabalardan başlama harcarken dengeli olma saçıp savurmama yoksullar fakirler yolda kalmışlar özellikle muhtaç olmasına rağmen isteyemeyenlere verme şeklinde özetlenebilecek bu ölçütler dengeli bir paylaşma bilincini önermektedir. Şüphesiz belirli bir ömre sahip insan çoğu zaman geriye dönüp baktığında sadece ah keşke gibi sözlerle dile dökülen pişmanlıkları görür. Kur'an-ı Kerim bu hususu şöyle dile getirmektedir: “Herhangi birinize ölüm gelip de “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın .” Oysa bu sürecin sonlu olduğu bilinciyle her demini değerlendirmeye çalışan kimse paylaşma bilinciyle infak sorumluluğunu yerine getirir. Her konuda bizlerin en güzel örneği Peygamberimiz infak ve paylaşma konusunda da hem sözleriyle hem uygulamalarıyla bizlere örnek teşkil etmektedir. İnfak ve paylaşıma bir de onun rahmet dolu penceresinden bakalım; “ Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz. Bunu da bulamayan güzel bir söz ile kendisini korusun .” “ Ey âdemoğlu! İhtiyâcından fazla olan malını sadaka olarak vermen senin için iyi; vermemen kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe geçimini üstlendiklerinden başla …” “ Kim helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse – ki Allah helâlden başkasını kabul etmez – Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi sahibi adına ihtimamla büyütür . ” “Her Allah'ı n günü iki melek iner. Bunlardan biri; Allah'ım! Malını verene yenisini ver! diye dua eder. Diğeri de ;Allah'ım! Cimrilik edenin malını yok et! Diye beddua eder." ( Buhârî Zekât 27; Müslim Zekât 57) “Cimri ile cömerdin durumu göğüsleri ile köprücük kemikleri arasına zırh giyinmiş iki kişinin durumuna benzer. Cömert sadaka verdikce üzerindeki zırh genişler uzar ayak parmaklarını örter ve ayak izlerini siler. Cimri ise bir şey vermek istediğinde zırhın halkaları birbirine iyice geçer onu sıkıştırır; genişletmek için ne kadar çalışsa da başaramaz. ” (Buhârî Zekât 28 Müslim Zekât 76–77) Bu ve benzeri pek çok hadisi ile Peygamber (s.a.s.) müminleri sahip oldukları mallardan Allah yolunda infaka başka bir deyişle harcamaya teşvik etmiştir. O (a.s.) bu konuda sadece sözleriyle değil aynı zamanda her hususta olduğu gibi yaşam biçimiyle de müminlere örnek olmuştur. Allah'ın Peygamberi hiçbir zaman mal biriktirme sevdasıyla yaşamamış ömrünü bu yolda tüketmemiştir. O'nun evinde bazen açlığını giderecek derecede herhangi bir yiyeceğin dahi bulunmadığı açlık sebebiyle zaman zaman uyuyamadığı nakledilmektedir

Alo 188 Cenaze Hattı Hizmet Veriyor


Tekirdağ iline bağlı Çorlu ilçesinde Alo 188 Cenaze Hattını arayan cenaze sahiplerinin talepleri doğrultusunda, cenazeler istenilen adreslerden alınıp defin edileceği aşamaya kadar olan tüm işlemler belediye ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor. Kurban Bayramı dolayısıyla 24 saat kesintisiz hizmet verecek olan Alo 188 Cenaze Hattında müracaat sahiplerinin defin işlemlerinin tümü ücretsiz olarak yapılıyor.
Alo 188 Cenaze Hattı uygulamasıyla cenaze sahiplerinin üzüntülerini paylaşarak acılarını hafifletmeyi amaçladıklarını söyleyen Mezarlıklar Müdürü Vildan Perçinoğlu, mezarlıklarda kapsamlı temizlik çalışmaları yapıldığını belirtti. Büyüyen otlar ve ağaçlardan dökülen yaprakların temizlendiğini söyleyen Perçinoğlu, duvarların ve ağaç gövdelerinin sıvanarak asri mezarlığın güzel bir görüntüye kavuşturulduğu dile getirdi. Mezarlıklar Müdürlüğü hizmetlerinin kurban bayramı süresince kesintisiz devam edeceğini ifade eden Perçinoğlu, vatandaşlara mezar üzerini kaplama özelliği bulunan çiçekler verileceğini sözlerine ekledi.
HABER VE FOTO.RECEP KARAGÖZ

MEYVE SULARINDA KULLANILAN GIDA KATKI MADDELERİ

Gıda güvenliği çok önemli bir konudur. Gıda güvenliği, tüketilen gıdanın sağlığa zarar vermemesi demektir. Gıda kaynaklı hastalıklar dünyada giderek çok ciddi boyutlara varmaktadır. Bunu önlemek için aldığımız ürünlerin içeriğini bilmek zorundayız ve bunları kontrol etmek zorundayız içeriğine dikkat etmeliyiz. Bu çalışmada küçükte olsa sizlere faydalı olacağını düşünmekteyim. Benim kişisel fikrim şudur meyve sularında en katkısız en saf olanı almak zorundayız. Aşağıda sizlere gıda katkı maddeleri nedir, E kodu nedir gibi açıklamalar yapmaya çalıştım.
Gıda katkı maddeleri nedir?
Tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı ve türevleri mamul maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi tasnifi işlenmesi hazırlanması ambalajlanması taşınması depolanması sırasında gıda maddesinin koku görünüş yapı ve diğer niteliklerini korumak düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir.
Türk gıda kodeksi yönetmeliğinde 300 civarında gıda katkı maddesinin çeşitli gıdalarda değişen miktarlarda kullanılmasına izin verilmiştir. Avrupa birliğinde kullanımına izin verilen gıda katkısı sayısı 297dir.
E kodu nedir?
Gıda katkı maddelerini tanımlamak ve herhangi bir karışıklığa yol açmamak için kullanılan Avrupa birliğinin (EC) simgesi olan E harfi ve üç rakamlı sayıdan ibaret kodlardır.
Gıda katkı maddelerinin güvenli kullanımı için çalışan uluslar arası kuruluşlar
-Kodeks Alimentarius komisyonu (Codex Alimentarius Commission)
-Jecfa (The joint FAO/WHO Expert Committee on food Additives Gıda katkıları FAO/WHO ortak uzmanlar Komitesi
-JMPR (The joint FAO/WHO Meeting on Pesticides Residues- Pestisit FAO/WHO Ortak toplantısı)
-Eu scıentıfıc commıttee on food (SCF)
-FDA (Food and drug administration Birleşik Devletler Gıda ve ilaç Dairesi
Bazı meyve suyu üretiminde kullanılan gıda katkı maddeleri sadece E 300 E330 E211 E160a E414 E951 E950 E954 kullanılmaktadır.
E300 Acorbic Acid
Un işleme ajanı c vitamini sentetik olarak glikozdan sağlanabilir.
E330 Citric Acid
Gıda asidi doğal turunçgillerden elde edilir
E950 Acesulfame Potassium
Yüksek yoğunluklu kalorisiz tatlandırıcı şekerden yaklaşık olarak 200 kat daha fazla tatlandırır.aspartam sakarin ce assülfam potasyumu en kötü 10 katkı listesine dahil edilmiştir.Bu üç tatlandırıcının da hayvanlarda kansere neden olduğu tespit edilmiştir ve kanser riskini arttırabilir.
E951 Aspartame
Suni tatlandırıcı çok fazla yan etiksi var bazıları aspartama karşı alerji duyar bu insanlarda migren en önemli reaksiyondur.
E 954 Saccharines
Suni tatlandırıcı kanserojen olarak bilinen toluenden elde edilir 1977 de Amerika’da yasaklandı.bu ürünün kullanılması sağlığa zararlı olabilir
E414 Acacia
Acacia Senegal ağacının özsuyundan alınır
E 211: Sodyum benzoat / Benzoik asit sodyum tuzu
Düşük kalitede gıda koruyucu ve tat değiştirici portakal sularında yüksek miktarda bulunur kurdeşene neden olduğu astımı ağırlaştırdığı bilinir.
E160(A)
KAYNAKLAR
Prof.Dr.Dilek Boyacıoğlu İTÜ Gıda Müh bölümü
Egemen A.Demir N.Akşit S ve ark besin zehirlenmeleri sağlıksız beslenmenin bir göstergesi Beslenme diyet dergisi 30

Mehmet Zeki Aydeniz
Gıda Teknikeri
m.z.aydeniz@gmail.com

23 Kasım 2009 Pazartesi

Anne ile sevgilisi kaburgalarını kırmış...

TEKİRDAĞ’ın Çorlu ilçesinde Nisan 2009 tarihinde kaybolan ve Mayıs 2009 tarihinde ölü olarak bulunan 6 yaşındaki M.F.nin öldürülmesi ile ilgili Cumhuriyet Savcısının hazırladığı iddianame Çorlu Ağır ceza mahkemesine gönderildi.
Dilber Fırtına (23) ve onun erkek arkadaşı olduğu iddia edilen Kemal Ermiş (41) tarafından dövülerek öldürüldüğü iddia edilen 6 yaşındaki M.F.nin ölümüyle ile ilgili soruşturmanın tamamlanmasının ardından ortaya iddialar atıldı.
Ortaya atılan iddialar arasında M.F.nın, anne Dilber Fırtına ve erkek arkadaşı Kemal Ermiş tarafından ölmeden önce ağır bir şekilde dövüldüğü ve bu dayak sonucu 10 kaburgasının kırıldığı da yer alıyor. Oğlunun kaybolması ile birlikte ortaya kaçırıldığı iddiası atan Dilber Fırtınanın eşi Ümit Fırtına ise oğlunun yaptığı her yaramazlık sonucunda ona ceza olarak dişlerini kırdığı ortaya atılan iddialar arasında yer alıyor.İddilarda Dilber Fırtınanın ev kirasını ödemek için ve kendisinin bazı ihtiyaçlarını karşılamak için ise erkekler ile cinsel ilişkiye girdiği belirtildi.
Önümüzdeki günlerde Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılacağı bildirilen davada, sanıklar Dilber Fırtına, Kemal Ermiş ve Fadime Sezer (38 ) 6 yaşındaki M.F.Yi tasarlayarak öldürdükleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanacaklar.Yaşanan olay neticesinde anne Dilber Fırtına, Kemal Ermiş, Fadime Sezer, Kader Sezer ve Kadir S. cezaevinde yatıyorlar.
KAYNAK:ÇORLU DEVRİM GAZETESİ

Devrim ve Cumhuriyet gazetelerinin yayınları ses getirdi

Tekirdağ iline bağlı Çorlu ilçesinde günlük olarak yayın hayatını sürdüren Devrim Gazetesi çevre ve Trakya toprakları ile ERGENE ÇEVRE DÜZENİ PLANLARI olayının yılmaz takipçisi olarak, yayınlarını başarı ile sürdürüyor.
Geçtiğimiz hafta (18 Kasım 2009) günkü manşet haberi. “TRAKAB planlarına Kırmızı Kart !..., ”S özde Planla Trakya Yağmaya Açılacak” ve yine Cumhuriyet gazetesi’ nin “Ergene Çevre Düzeni Planı’nın bölgeyi İstanbul’un çöplüğü yapacağından endişe ediliyor, Trakya’nın sonu olacak” haberleri ses getirdi.
Gazetelerin Yayınlarını takip eden bilim adamları, TEMA ve Trakya’daki Kent platformu mensupları, il genel meclisleri “Devrim gazetesi ve Cumhuriyet gazetesi Trakya Toprakları, TRAKAB ve Çevre Düzeni Planları konusunda çok duyarlılar. Yaptığımız toplantıları ve çalışmaları kamuoyuna anında duyuruyorlar” dediler.
“Trakya Alt Bölgesi Planlama çalışmaları farklı üniversitelerden akademisyenler ve konusunda uzman yaklaşık 50 kişi tarafından hazırlanmıştır. Plan raporunda da belirtildiği gibi, doğal ve çevresel değerler temel ilke olarak kabul edilmiş ve plan bu yönde hazırlanmıştır. Bu yönü ile 2004 tarihli Çevre Düzeni Planı ile aynı amaç ve ilkeler üzerine kurgulanmıştır.
Bu çalışmada ek olarak yapılan en önemli şey ise 1/25 000 ölçekli plan ve analizleridir. Şu ana kadar Trakya bütününde yapılan ve yürürlükte olan uygulama planlarının Çevre Düzeni Planı ile uyumu konusunda hiçbir çalışma yapılmamıştır. İlk kez İMP tarafından yapılan bu çalışmada görülmüştür ki; 2004 Çevre Düzeni Planının önerdiği nüfus tüm Trakya Alt Bölgesi için 2,7 milyon kişi iken yürürlükte bulunan planlardan gelecek nüfus 4,5 milyon kişidir. Yeni yapılan planda bu konu göz önüne alınarak hedef nüfusun (2,7 milyon) aşılmaması ve uygulama planlarının bu doğrultuda revize edilmesi konusunda gerekli önlemler alınmıştır.
Sanayi konusunda ise; 2004 Çevre Düzeni Planında belirtilen alanların dışında yeni hiçbir alan açılmamıştır. Bu plandan farklı olarak yeni planda kirletici olabilecek sanayi türleri net olarak belirtilmiş ve yer almasını önlemek üzere kesin plan notu konulmuştur.
Plan ve plan raporu objektif bir gözle okunduğunda görülecektir ki; plancı ve akademisyen müelliflerin “bir yeri kurtarırken diğer bir yeri gözden çıkarmak” gibi bir amaçları olamaz. Tam tersine bu plan, ülke bütünü kapsamından yaklaşılarak geniş, objektif, bilimsel ve uluslar arası ilkeler doğrultusunda çalışılmış ve hazırlanmıştır.
Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı
Evet açıklama ustaca kaleme alınmış ama DEVRİM gazetesi ile Cumhuriyet Gazetesi’nin ışık tuttuğu konulara tam olarak ciddi bir açıklama getiremeyişide dikkatlerden kaçmıyor.
İstanbul Büyükşehir belediyesi bilindiği gibi Trakya’da KIYIKÖY’e iki adet baraj yaptırıp bu barajın sularını kilometrelerce boru döşeyip İstanbul’a alması Trakya topraklarının su kaynaklarını yok etmede önemli mesafe kaydedilmiştir.
Şimdi yine İstanbul’u rahatsız eden Çevreye zarar verecek kirli sanayiyi Trakya topraklarına İMP planları (1/100.000) lik ile göndermek istediğini duymayan ve bilmeyen yoktur. Taktir halkımızındır.

Yeni Başkan Cengiz Konca


Kırklareli iline bağlı Lüleburgazilçesindeki İşadamları Derneği (LİAD)’nin 6. Olağan Genel Kurulu geçtiğimiz Cuma akşamı Hamitabat Elektrik A.Ş (HEAŞ) Sosyal Tesisleri’nde bulunan Güllüoğlu Baklavaları Salonu’nda yapıldı.Saat 20.00’de başlayan Genel Kurul’a üyeler büyük ilgi gösterdi. Genel Kurul’un Divan Başkanlığı’nı Av. Murat Kalecik yaparken Genel Kurul’un samimi ve esprili bir ortamda yapılması dikkat çekti.LİAD’ın 2009 yılı faaliyet raporu onaylanırken 2010 yılı faaliyet programı da üyeler tarafından onaylandı.Genel Kurul’da yapılan Tüzük Tadilatı’nda her yıl Kasım Ayı’nda yapılan Genel Kurul’un iki yılda bir Kasım ayında yapılmasına karar verilirken aylık 60 TL olan üyelik aidatlarının da aylık 70 TL ‘ye yükseltilmesine oy birliği ile karar verildi.Tek liste üzerine yapılan seçimler sonunda LİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Cengiz Konca seçildi.Cengiz Konca yaptığı konuşmada “LİAD olarak bugüne kadar güzel çalışmalara imza attık. Şimdi bir bayrak değişikliği oldu. Güzel çalışmalarımız devam edecek” dedi.Konca konuşmasının ardından LİAD önceki Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Akdağ’a şilt hediye etti.Akdağ yaptığı konuşmada; LİAD’ın artık bölgede bulunan işadamlarının önünü açan bir dernek olduğunu belirterek “Görevi bizden başkalarının devralması artık işadamlarımızın kendi derneğini sahiplendiğini gösterir. LİAD’ın daha güzel çalışmalara imza atacağını düşünüyorum” dedi.Genel Kurul’un ardından üyeler Güllüoğlu Baklavaları’nın tadını çıkardı.LİAD Yönetim Kurulu şöyle oluştu;Yönetim Kurulu Başkanı; Yüksek İnşaat Mühendisi Cengiz KoncaBaşkan Yardımcısı; Özer BüyükkurtBaşkan Yardımcısı; Talat YılmazYönetim Kurulu Üyeleri;Hasan Danış, İlhan Güdücü, Bilal Dağtekin, Hasan Öztürkmen, Suat KayalıDenetleme Kurulu Başkanı Murat Yılmaz Üyeler; Hasan Hamiş, Özkan Yılmaz

KAYNAK:LÜLEBURGAZ GÖRÜNÜM GAZETESİ

Yoğun Sis Kazaya Neden Oldu: 1 Ölü, 1 Yaralı

Tekirdağ'ın Çorlu İlçesinde etkili olan yoğun sis nedeniyle Edirne istikametinden Çorlu istikametine gitmekte olan motosiklet bariyere çarptı. Kazada 1 kişi öldü, 1 kişide yaralandı. Kaza, dün gece saat 23:00 sıralarında Çorlu-Edirne yolu Marmaracık köyü üst geçit mevkiinde meydana geldi. Edirne istikametinden Çorlu istikametine gitmekte olan Erdoğan Karani (33) yönetimindeki 59 PA 975 plakalı motosiklet yoğun sis nedeniyle görüş mesafesinin 10 metreye düşmesi ile Marmaracık köyü üstgeçit mevkiinde direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu orta bariyere hızla çarptı. Çarpmanın etkisi ile motosiklet sürücüsü Erdoğan Karani ile arkadaşı Aydın Solak(37) yaralandılar. Olay yerine gelen ambulans ile yaralılar Çorlu devlet hastanesine kaldırarak tedavi altına alındılar. Ağır yaralanan sürücü Erdoğan Karani yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kazada yaralanan Aydın Solak’ın ise hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor.

Bayram sevincini erken yaşadılar

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği, Çerkezköy’de Kurban Bayramı öncesi 166 öğrenciyi sevindirdi. Tüm Tekirdağ genelinde 1729 çocuğa bayramlık dağıtan Toplum Destekli Polis Büro Amirliği, Çerkezköy’de 10 okulu dolaşarak çocuklara bayramlık hediyelerini verdi
KAYNAK:ÇERKEZKÖY HABER GAZETESİ

K TÜRÜ YETKİ BELGELERİNDE İNDİRİM SON TARİH 31 ARALIK 2009

11 Haziran 2009 tarihli ve 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği gereğince; toplam yüklü ağırlığı 3,5 tondan az kamyonetlerle, ticari amaçla il içi veya şehiriçi eşya taşımacılığı veya ticari amaçla olmamak ve sadece kendi esas iştigal konusu ile ilgili olmak kaydıyla eşya taşımacılığı yapan gerçek veya tüzel kişilerin 31.12.2009 tarihine kadar kendilerine uygun yetki belgelerini temin etmeleri gerekmektedir.Söz konusu tarihe kadar yetki belgesi ücretlerinde %94 oranında indirim uygulanacaktır.
Konu hakkında bir açıklama yapan Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Başkan Yardımcısı Özlem YEMİŞÇİ; ‘11 Haziran 2009 tarihli ve 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği gereğince; toplam yüklü ağırlığı 3,5 tondan az kamyonetlerle, ticari amaçla iliçi veya şehiriçi eşya taşımacılığı veya ticari amaçla olmamak ve sadece kendi esas iştigal konusu ile ilgili olmak kaydıyla eşya taşımacılığı yapan gerçek veya tüzel kişilerin 31.12.2009 tarihine kadar kendilerine uygun yetki belgelerini temin etmeleri gerekmektedir. Söz konusu tarihe kadar yetki belgesi ücretlerinde %94 oranında indirim uygulanacaktır. 01.01.2010 tarihi itibariyle anılan yetki belgelerinin indirimli olarak temin edilmesi imkanı bulunmayacağından, üyelerimizin söz konusu imkandan yararlanmak üzere, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası’na başvurmaları gerekmektedir’ dedi.
Çorlu TSO Başkanı Özlem YEMİŞÇİ; ‘25.02.2004 tarihinde ilk defa yetki belgesi kapsamına alınan faaliyetler için yetki belgesi almak üzere 25.02.2006 tarihine kadar başvuran ve bu başvuruya istinaden kendilerine yetki belgesi düzenlenen K1 türü yetki belgesi sahibi tüzel kişilerin; 31.12.2009 tarihine kadar, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinde öngörülen asgari kapasite (75 Ton İstiap Haddi) ve sermaye (10.000 TL) şartlarına ilişkin noksanlıklarını tamamlamak zorunda olduğunu’ belirterek; ‘Bu noksanlıkları tamamlamayanlar için Yönetmelik hükümleri gereğince K1 yetki belgeleri iptal edilecektir’ dedi.

—BELEDİYE BAŞKANI HACI’DAN, ÖĞRETMENLERE AJANDA…

Haber: Metin KARAKUŞ
Babaeski İlçesi’nde Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı, tarafından “24 Kasım Öğretmenler Günü” dolayısıyla İlçedeki ve çevre köylerdeki öğretmenlere 2010 yılı ajandası hediye edildi.
Belediye Başkanı Hacı, “Öğretmenler Günü” dolayısı ile yaptığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti.
“Çocuklarımızı, yani geleceğimizi emanet ettiğimiz, her şartta ve her koşulda insan yetiştirmeyi amaç edinen, hiçbir zorluktan kaçınmayan, gerekirse bu yolda canını ortaya koyan, bilimin ve aydınlık düşüncenin mimarları değerli öğretmenlerimiz sizler her şeyin en iyisini en güzelini hak etmektesiniz. Bizler sizin açtığınız aydınlık yoldan yürüdük, çocuklarımızda bu yoldan yürümeye devam edecektir. Bugünün yönetenleri olarak ne yaparsak yapalım, sahip olduğumuz genç ve dinamik nüfusu işleyecek, cevherleri bulup ortaya çıkaracak ve ülke hizmetine sunacak kişiler sizlersiniz. Başöğretmen Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk “Milletleri Kurtaranlar; yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun millet; henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır.” sözüyle de Öğretmenlerimizin Türkiye’nin çağdaşlaşmasındaki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; ancak eğitim ve öğretimin; kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile mümkün olabilir. Kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimden geçmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle bizleri yetiştiren ve bizlerin bu günlere gelmesini sağlayan bütün öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü içtenlikle kutluyorum.”

Tekirdağ Valisinden: Kurban Bayramı Mesajı

Bayramlar sevgi, saygı, dostluk, barış, birlik, beraberlik ve yardımlaşma duygularının pekiştiği müstesna günlerdir.
Bayram günlerinde aile, akraba ve dostlarla bayram sevincini paylaşırken; engelli, muhtaç ve yalnız vatandaşlarımız, huzurevindeki yaşlılarımız, şehit aileleri ve gazilerimizle birlikte olarak onlarla da bu özel günlerin atmosferini paylaşmalıyız.
Vatandaşlarımızın bayramı huzur içinde geçirebilmeleri için gerekli her türlü tedbirin alındığını ifade ederek, bayram dolayısı ile artacak trafik yoğunluğu nedeniyle vatandaşlarımızın trafik kurallarına daha fazla özen göstermelerini diliyorum.
Bu duygu ve düşünceler ile tüm Tekirdağ halkının Kurban Bayramını kutluyor, sağlık, huzur, mutluluk ve güven içinde bir bayram geçirmelerini diliyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.
ZÜBEYİR KEMELEK
TEKİRDAĞ VALİSİ

TÜRK GIDA MEVZUATINA GÖRE;GIDA GÜVENLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞI YÖNÜNDEN ALKOLLÜ İÇKİLER

Türk gıda mevzuatına göre alkollü içkiler; Distile alkollü içkiler ve Fermente alkollü içkiler diye 2 ana gruba ayrılır. Distile alkollü içkiler Rakı, Rom, Viski, Kanyak, Brendi, Likör, Cin ve Votka’yı kapsar. Fermente alkollü içkilere ise Sek Şarap, Dömisek Şarap, Tatlı Şarap, Yarı Tatlı Şarap, Köpüren Şarap ve Likör Şarapları dahildir.
Alkollü içkilerin içinde su, şeker vb. gibi birçok madde bulunur. Ancak, ana maddesi (Etanol) etil alkoldür. Etil alkolün tarımsal kökenli olması esastır. Her alkollü içkide bulunması gereken en az etil alkol miktarı şişe etiketinde “Hacmen % … Alkol” şeklinde belirtilmek zorundadır. Örneğin rakıda en az Hacmen % 40 Alkol bulunmalıdır. Beyan edilen hacmen % alkol miktarının + ve - tolerans değerleri ayrı bir tebliğ ile ayrıca belirlenmiştir.
Alkollü içkilerde bulunan ve insan sağlığı için esas tehlike oluşturan madde ise (Metanol) metil alkoldür. 11.5 gram metil alkol insanda zehirlenmelere yol açabilir. Öldürücü doz 70 kg’lık bir kişi için 35-70 gram arasında değişir. Metil alkolün insan sağlığına olan zarar eşiği her distile alkollü içkide farklı olduğundan, her içkide bulunması gereken en fazla metil alkol miktarı farklıdır. Örneğin rakıda metil alkol içeriği hacmen % 100 alkolün hektolitresinde 150 gramdan fazla olmamalıdır. Fakat, Meyve brendisinde 1000 gram’a kadar izin verilirken votka’da 50 gramı geçmemelidir. Fazla metil alkol tüketiminde insan sağlığı açısında son derecede tehlikeli sonuçlar doğurduğu, tüketilen doza göre insanda önce görme bozukluğu (körlük), sinir sisteminde olumsuzluklar, felç ve ani ölümlere rastlanılmıştır. Laboratuar analiz sonuçları ile metil alkol içeriği mevzuatta belirtilen miktarlardan fazla tespit edilen içkileri üreten, satan veya toplu tüketim yerleri hakkında Tarım İl Müdürlükleri, Cumhuriyet Başsavcılığına derhal suç duyurusunda bulunmaktadır.
Fermente alkollü içkilerde de metil alkol bulunmaktadır. Ancak, çok düşük düzeydedir. Örneğin şarapta litresinde 0.1 gram etil alkol bulunur ki, bu miktar sağlık için tehlike oluşturmaz.
Türk Gıda Mevzuatına göre, tüm gıda maddelerinde olduğu gibi, alkollü içki üretmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan üretim izni alınmalıdır. Yurt dışından ithal edilen alkollü içkilere de Bakanlık tarafından ithalat izni verilmektedir. Bakanlığın ithalat veya üretim izin tarih ve numarası şişe etiketlerinde yazmaktadır. Alkollü içki üreten işletmeler ayrıca, TAPDK’ dan da tesis kurma, dağıtım ve bandrol izni almaktadır.
Şişe etiketlerinde üretim veya ithalat izni yazmayan, TAPDK bandrolü bulunmayan alkollü içkilere rağbet edilmemesi; bunları üreten, dağıtan veya satanlar hakkında 5179 sayılı Kanun kapsamında yasal işlem yapılmak üzere, en yakın İl Tarım Müdürlüğüne veya Bakanlığın Alo Gıda 174 hattına bildirilmesi gerekmektedir.
HUBUBAT ve BAKLAGİL DESTEKLEME
PRİM UYGULAMALARI BAŞLADI
Yurt içinde 2009 yılı içerisinde üretilen Hububat ve Baklagil bitkilerine ödenecek olan destekleme primi müracaatlarının kabulüne başlanmış olup, başvurular 30 Nisan 2010 tarihine kadar devam edecektir.
Müracaatlar ürün satış belgesi, çiftçi kayıt sistemi belgesi ve nüfus cüzdan fotokopisi ile birlikte İlimizde bulunan tüm Tarım Kredi Kooperatiflerine yapılabilecektir.
2009 yılı ürünü satış belgelerinin 1 Mayıs 2009 ile 30 Nisan 2010 tarihleri arasında düzenlenmiş olması gerekmektedir.

ESTAB Meclisi çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı


Edirne Saros Altyapı Hizmet Birliği (ESTAB) Meclisi Genel Kurulu çoğunluk sağlanamaması nedeniyle yapılamadı.
Saat 15.00’te Belediye Başkan Vekili Ercan Ersoylu başkanlığında toplanan meclis toplantısında toplantının 11 olan çoğunluk sayısı bulunamayınca meclis toplantısı ertelendi.
Birlik ve Keşan Belediye Başkan Vekili Ercan Ersoylu, yeterli çoğunluk sağlanamaması nedeniyle meclisin hukuken 3 iş günü içersinde toplanması gerektiğini ancak araya Kurban Bayramı Resmi tatilinin girmesiyle ESTAB Toplantısı’nın 1 Aralık 2009 Salı saat 15.00’e ertelendiğini açıkladı.
Toplantıya 21 üyeden 10 üye katıldı.
HABER VE FOTO:FATMA MİRAY KARAGÖZ

Mehmet Özcan, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı.

Keşan Belediye Başkanı Opr.Dr.Mehmet Özcan,24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayarak tüm Öğretmenlerin Öğretmenler Günü'nü kutladı. Özcan, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada,"Gençlerimizin yetişmesinde en büyü pay sahibi olan öğretmenlerimiz ülkemizin en önemli yapı taşlarındandır.Geleceğe ışık tutacak öğretmenlerimiz dünyadaki saygınlığı kazanmamızda önemli bir yer tutmaktadır.Ülkemizin geleceğini yönlendirecek gençlerimizin yetişmesinde en büyük payı olan tüm öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarının Öğretmenler Günü'nü kutlarken Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ü de rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum."dedi.

ÇORLU BELEDİYESİ’NDEN DAR GELİRLİ AİLELERE KÖMÜR YARDIMI



Tekirdağ iline bağlım Çorlu Belediyesi, dar gelirli 7000 aileye kömür yardımında bulunuyor.
Geçtiğimiz aylarda dar gelirli ailelere gıda yardımında bulunan Çorlu Belediyesi, belirlenen ihtiyaç sahiplerine kömür dağıtmaya başladı. İhaleyle satın alınan kömürler, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçe genelinde belirlenen ihtiyaç sahiplerine her aileye 500 kilogram düşecek şekilde, imza karşılığı teslim ediliyor.
Kömür yardımlarının dağıtımına Sağlık ve Yeşiltepe Mahallesi’nden başlayan Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, çalışmalarına Silahtarağa Mahallesi’nde devam etti. Çorlu Belediyesi’ne muhtarlıklardan alınmış “ihtiyaç sahibi” belgeleriyle müracaat eden vatandaşlara kömürler teslim edilirken kimlik ve evrak kontrolleri de yapılıyor.
Yardımların hakkaniyetli bir şekilde yapıldığını belirten Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü yetkilileri, yapılan yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması yönünde çaba sarf ettiklerini dile getirdiler.
HABER VE FOTO.RAMADAN KARAGÖZ

ÇORLU İTFAİYE’SİNDEN BELEDİYE PERSONELİNE YANGIN EĞİTİMİ











Tekirdağ iline bağlı Çorlu ilçe Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, belediye personeline yangın söndürme ve zararlarından korunma eğitimi verdi.
Çorlu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, ilçe genelinde yürüttüğü yangın söndürme ve kurtarma çalışmalarının yanı sıra gerekli hallerde vatandaşlara teorik ve uygulamalı bilgiler veriyor. Çeşitli okulların öğrencilerine uygulamalı eğitim veren İtfaiye Müdürlüğü, eğitim çalışmalarının kapsamını genişletmek amacıyla Çorlu Belediyesi’nin farklı birimlerinde çalışan personele eğitim vermeye başladı.
Belediye personelinin yanı sıra Belediye Başkan Yardımcıları; Serhad Çatalkaya, Ahmet Sarıkurt ve Oktay Çolpan’ın da katıldığı seminerde, İtfaiye Müdürü Faruk Yücel slayt gösterisi eşliğinde sözlü ve görsel anlatımıyla yangın söndürme ve zararlarından korunmaya yönelik bilgiler verdi. Yangına karşı alınacak önlemler, yangın esnasında yapılması gerekenler ve yangın söndürme başlıkları altında verilen teorik bilgilerin ardından, uygulamalı eğitime geçildi. İtfaiye binasının önündeki açık alanda verilen uygulamalı eğitimde katı, sıvı ve gaz maddeler ateşe verilerek söndürme teknikleri ayrı ayrı gösterildi. İtfaiye personelinin çalışmalarında kullandığı teknik donanım tanıtılırken yangın çıkma olasılığı bulunan her yerde bulunması gereken yangın tüplerinin kullanımı da ayrıntılı bir şekilde anlatıldı.
Yangın söndürme eğitiminin ardından açıklamalarda bulunan İtfaiye Müdürü Faruk Yücel, “İlçemizde tarafımızdan verilen teorik ve uygulamalı bu eğitimlerin olası afet ve yangın olaylarında vatandaşlarımızın bilinçli ve soğuk kanlı olarak davranmalarını sağlayacaktır. “diye konuştu.
HABER VE FOTO:BENAN DİKER
sağ üst köşede yer alan Önceki kayıtlar'a tıklayarak geçmiş haberlere ulaşabilirsiniz...