***Hoşgeldiniz!!! Trakyadaki en güncel ve en kaliteli haberler için; www.trakyahaberci.com...

27 Ekim 2009 Salı

ÇORLU’DA 29 EKİM COŞKUSU










Çorlu Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşkulu bir şekilde kutlamaya hazırlanıyor.
Türkiye Cumhuriyet’inin Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından kuruluşunun 86. yıl dönümünde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın coşkulu bir şekilde kutlanması amacıyla Çorlu’nun önemli meydan ve caddeleri bayrak ve Atatürk resimleriyle donatılıyor. Atatürk Meydanı’na dev boyutlarda Atatürk resimlerinin asılmasının ardından Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından esnaf ve işyerlerine asılması amacıyla ay yıldızlı bayraklar ve afişler dağıtıldı. Son olarak ilçe genelindeki ilan panolarına, billboardlara, yolcu duraklarına, direklere ve üstgeçitlere “Bu sevgi bitmeyecek Türkiye Cumhuriyeti Sonsuza kadar yaşayacak” yazılı Atatürk Resimleri asıldı.
Asılan resim, afiş ve ilanlarla kamuoyunda Cumhuriyet Bayramı’yla ilgili hassasiyetin arttırılması ve halkın kutlama ve etkinliklere en yüksek seviyede katılımının sağlanması hedefleniyor.
28 Ekim 2009 günü 18:30´da Atatürk Anıtının önünden yürüyüş başlatılarak toplu olarak Cumhuriyet Meydanı´na gidilecek. Yerel müzik grup burada halka konser verecek. Belediye folklor ekibi yöresel halk oyunları gösterisi yapacak. Tören saat 22:00´de havai fişek gösterisinin ardından sona erecek.
HABER VE FOTO:RECEPKARAGÖZ

ÇORLU TİCARET VE SANAYİ ODASI ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.İLE KREDİ PROTOKOLÜ İMZALADI

Ülkemizin içinden geçtiği zor ekonomik koşullarda, nakit ihtiyacı olan işletmelere uygun şartlarda kurumsal finansman desteği sağlamak amacıyla; Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ve Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. arasında, Oda üyesi işletmelere özel koşullarda kredi verilmesi yönünde ki protokol 27 Ekim 2009 Salı günü imzalandı.
Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası (Çorlu TSO) ile Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş.arasında kredi protokolü anlaşması, 27 Ekim 2009 Salı günü imzalandı. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki imza törenine; Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. Bölge Müdürü Ahmet OĞUZ, Çorlu Şube Müdürü Erbil ŞENER, Pazarlama Uzmanı Yüksel FİDANCIOĞLU, Çorlu TSO Başkanı ve TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Başkan Yardımcısı Özlem YEMİŞÇİ, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar OĞUZ ve Yönetim Kurulu Üyesi Serkan ERÇİLİ katıldılar.
İmzalanan protokol ile, oda üyeleri işletme finansmanı gereksinimlerini uygun şartlarla karşılamak üzere Albaraka Türk’te özel kredi olanaklarından faydalanabilecekler.
2 Ay Ödemesiz Dönem Uygulaması
Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özlem YEMİŞÇİ, “Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerimizin piyasaya oranla daha uygun şartlarda kaynak temin edebilmeleri için bankalarla yaptığımız protokollere özen gösteriyoruz. Bu bağlamda Albaraka Türk Katılım Bankası ile yaptığımız protokol anlaşmasının üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bankanın belirlediği yeterlilik şartlarını sağlayan üyelerimiz bankayla iletişim kurarak Odamız üyesi olduklarını beyan ederek bu imkandan faydalanacaklardır. Albaraka Türk Katılım Bankası’na özellikle, Kredilerin vadesi hususunda; üyelerimizin talebine istinaden gerektiğinde 2 ay ödemesiz dönem uygulaması için teşekkür ediyorum” dedi.
Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş.Bölge Müdürü Ahmet OĞUZ konuşmasında; “ İmzalanan protokol ile oda üyesi ticari ve sınai işletmeler, % 1,10’den TL, %0,95’ten dolar ve %0,90 euro cinsinden kredi kullanabilecek. Ayrıca Albaraka Türk; geçici, kesin, avans ve uygun görülen diğen nitelikteki teminat mektupları için uyguladığı yıllık yüzde 2 komisyon oranını, üç aylık devreler halinde yüzde 0,5 oranında olmak üzere tatbik edecektir. Albaraka Türk olarak ana faaliyet alanlarımızdan biri kredi vermektir. Bu çalışmalardan biri olan Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile yaptığımız kurumsal işbirliği bizim açımızdan büyük önem arz ediyor. Yapılan anlaşma ile bölgedeki KOBİ’lerin finansman ihtiyacını karşılayarak ekonominin gelişmesine katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.
HABER VE FOTO:RAMADAN KARAGÖZ

ÇORLU AK GENÇLİK TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN KONFERANS BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ.


AK Parti Çorlu Gençlik Kolu’nun düzenlediği “Türkiye’nin Siyasi Tarihi” konulu konferans Çorlu Sanayi ve Ticaret Odası Toplantı Salonunda başarıyla gerçekleşti.
Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı konferansta dinleyici olarak AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Soner Çizen, İl Teşkilat Başkanı Mehmet Yurdanur, İl Gençlik Kolu Başkanı Bayram Başelma ile MKYK üyesi Selime Günder katıldılar. Ayrıca AK Parti Çorlu İlçe Başkanı Atilla Arıksoy, AK Parti Çorlu Kadın Kolu Başkanı Candan Var, AK Partili Belediye Meclis üyeleri ile Muratlı ve Tekirdağ’ın diğer ilçelerinden de Gençlik Kolları gruplar halinde katıldılar. Çoğunluğunu Çorlu’daki üniversiteli gençlerin oluşturduğu dinleyici kitlesi konferansı sonuna kadar ilgiyle dinledi.
AK Parti Çorlu Gençlik Kolu Başkanı Mustafa Eryılmaz yaptığı kısa açılış konuşmasında Çorlu AK Gençlik olarak bu tip etkinlikleri düzenlemelerindeki amaçlarının siyasete bilgili ve bilinçli gençler kazandırmak olduğunu vurguladı.
Daha sonra sırasıyla AK Parti Tekirdağ Gençlik Kolu Başkanı Bayram Başelma ve AK Parti Gençlik Kolu MKYK üyesi Selime Güder de kısa birer konuşmayla dinleyicileri selamladılar. Çorlu AK Gençlik Kolu’na düzenledikleri konferans için teşekkür ettiler. Bu tip çalışmaların gençlerde demokrasi kültürünün yerleşmesinde etkili olacağını belirttiler.
Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu’nun Şeyh Edibali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözleriyle başladığı konferans iki saat sürdü. Osmanlı’nın kuruluş felsefesiyle başlayıp günümüze kadar siyaset ve demokrasi aşamaları ile bu dönemlerde yaşananları anlatan Prof. Topçuoğlu tarihten verdiği belgelere dayanan ilginç örneklerle özellikle genç dinleyicilerin dikkatini toplamayı başardı.
Konferansın sonunda AK Parti Çorlu Gençlik Kolu Başkanı Mustafa Eryılmaz, Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu’na bir teşekkür plaketi sundu.
HABER VE FOTO:ALPER AVCI

ŞAHBAZ KÖYÜNDE SİLAH İLE ÖLDÜRÜLEN KİŞİLER TOPRAĞA VERLDİ


Tekirdağ ilinin Çorlu ilçesine bağlı Şahbaz Köyünde 25 Ekim Pazar günü meydana gelen katliamda amcalarının silahından çıkan mermiler sonucu yaşamlarını yitiren Bekir Yılmaz, 3 yaşında ki oğlu Arda Yılmaz ve anne Muradiye Yılmaz köy mezarlığında yan yana defnedildiler. Cenazede gözyaşı sel olurken katliamda babaannesi Muradiye Yılmaz’ın yardımı sonucu kurtulan 16 yaşında ki Berna Yılmaz, ayakta durmakta güçlük çekerken ‘Kardeşimin hiç suçu yoktu. Ne günahı vardı. Babam ne yaptı sana’ diyerek feryat etti. Yine katliamda amcasının ateş etmesi sonucu yaralanan Ersin Yılmaz’da hastaneden çıkarak cenaze törenine katıldı. Şahbaz köyünde ki katliamda yaşamlarını kaybeden Bekir Yılmaz, 3 yaşında ki oğlu Arda Yılmaz ve anne Muradiye Yılmaz’ın cansız bedenleri Adli Tıptan alınarak köy camisine getirildi. Öğlen namazına müteakip cenaze namazları kılındı. Musalla taşlarına yan yana dizilen tabutlardan 3 yaşında ki Arda’nın tabutu görenlerin içini burktu. Katliamdan yaralı kurtulan Ersin Yılmaz’da hastaneden çıkarak cenaze namazına katıldı. Cenazeye köy halkının yanı sıra civar köylerden de vatandaşların katıldığı cenaze namazı sonrası Bekir Yılmaz, 3 yaşında ki oğlu Arda Yılmaz ve anne Muradiye Yılmaz’ın tabutları ellerde taşınarak katledildikleri evlerinin önüne getirildi. Son kez yakınlarının görmesi için yüzleri açılan tabutlardan 3 yaşında ki Ardanın yüzünün açılması feryatların atılmasına neden oldu. 112 sağlık ekiplerinin de hazır bulunduğu cenazede fenalaşanlara anında müdahalede bulunuldu. Katliamda babaannesi Muradiye Yılmaz’ın yardımıyla kurtulan 16 yaşında ki Berna Yılmaz, ayakta durmakta zor anlar yaşadı. Katliamda babasını ve kardeşini kaybeden Berna Yılmaz, “Kardeşimin hiç suçu yoktu. Ne günahı vardı. Babam ne yaptı sana’ diyerek feryat etti. Ardından katledildikleri evlerinin önünden alınan cenazeler araçlarla köy mezarlığına getirildi. Köy mezarlığında kendileri için yan yana açılan mezarlara tek tek defnedildiler. 3 yaşında ki Arda babası Bekir Yılmaz’ın yanına defnedilirken Muradiye Yılmaz’da onların yanına defnedildi.
KAYNAK:www.habercorlu.com

ÇORLU’DA TRAFİK KAZASI 2 YARALI

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında demir direğe çarpan araç içindeki 2 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre; Kamil Toyran (31) yönetimindeki 59 PR 711 plakalı otomobil Çorlu Gölcük Meydanı Arslan Sokak üzerindeki demir direğe çarptı.
Kazada otomobil sürücüsü Kamil Toyran ve yanında bulunan Erdal Şaşmaz (26) yaralandılar. Ambulans ile Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 2 yaralı da burada tedavi altına alındı ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı belirtildi.
Olay sonrası yürüyemez hale gelen araç çekici vasıtasıyla kaldırıldı.
HABER VE FOTO.RECEP KARAGÖZ

Tüm Türkiye’de okullar tatil

İlk olarak Ankara’da görülen “Domuz gribi” nedeni ile domuz gribinin görüldüğü okulun tatil edilmesi işlemi tüm Türkiye’ye yayıldı. Domuz gribinden ilk ölümün gerçekleşmesinin ardından MEB Türkiye genelinde tüm okulların, etüd merkezlerinin ve dershanelerinin 30 Ekim günü tatil edildiğini açıkladı.
Böylece 29 Ekim tatiliyle birlikte okullar 4 gün tatil olmuş olacak ve dezenfeksiyon çalışmaları yapılacak.Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Valiliklere Okulların Tatil Edilmesi konulu bir genelge gönderdi.Çubukçu, genelgede şunları kaydetti:Gripten koruma ve yayılmasını önlemek amacıyla tedbir olarak 30 Ekim Cuma günü ülkemiz genelinde okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim kurumları ile yaygın eğitim kurumları, özel okullar, dershaneler ve etüt eğitim merkezleri 1 gün süreyle tatil edilecektir.Bu süre içerisinde bakanlığımıza bağlı bütün okullar, belediyeler, il özel idareleri, okul aile birlikleri, sivil toplum örgütleri ve diğer yerel kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak okulların tüm bölüm ve ünitelerinin (derslik, büro, atölye, yatakhane, yemekhane, mutfak, bahçe, oyun alanı ve bütün müştemilat) dezenfekte edilecektir.Özel okullar, dershaneler, etüt eğitim merkezleri dezenfekte çalışmalarını kendi imkanlarıyla gerçekleştirecektir.Uzmanlar uyarıyor. Virüsün bulaşma yolu solunum yoluyla gerçekleşiyor. Çevreye bulaşan mikroplar plastik yüzeylerde 24 saat, kumaşlarda 15 dakika bulaşmaya devam ediyor. Okullarda el yıkama faaliyeti kampanyası var. Okullarda aksayan bir husus yok. Hijyenik tedbirlerin devam etmesinin sağlanmasıdır süreç. Okulların, hastanelerin, hastaların yattığı odaların da bu şekilde temizlenmesi gerekiyor. Ek bir önlem alınmayacak. Farklı bir dezenfektan kullanılmayacak. Eğitimler televizyondan canlı şekilde sürdürülecek! Dersler TRT 3teSağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve TRT, domuz gribi ile mücadele kapsamında ortak bir proje başlattı. Domuz gribi nedeniyle eğitim ve öğretime ara verilmesi ihtimaliyle ilgili önlemler çerçevesinde, okulların kapalı olduğu dönemlerde TRT 3, müfredata uygun olarak canlı eğitim ve öğretim yayınları yapacak. Ankara'da domuz gribi nedeniyle okulların bir hafta tatil edilmesi dolayısıyla yarından itibaren TRT 3'te 07.00 ile 14.00 saatleri arasında, canlı eğitim ve öğretim yayınları yapılacak. Daha sonraki dönemlerde de Türkiye'de herhangi bir okulda eğitim ve öğretime ara verildiğinde, o dönemin müfredat konuları TRT 3'den canlı olarak yayımlanacak. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, okullarda Kasım ayının son haftası aşılamanın başlayacağını ve Ocak ayına kadar devam edeceğini söyledi. Aşının bir takvime bağlı olarak Türkiye'ye getirileceğini belirten Sağlık Bakanı Akdağ, aşının diğer ülkelerce de Kasım ayından itibaren yaklaşık 4 aylık süre içinde temin edileceğini bildirdi. Sağlık Bakanı Akdağ; Dolayısıyla aşıyı bir anda getirmek, tüm çocuklara yapmak veya bütün ihtiyaç sahiplerine yapmak mümkün değil. Zamandan kazanmış olmak maksadıyla bu uygulamaları sürdürüyoruz dedi. Salgını yönetme konusunda Türkiye'de saygın bilim adamlarından oluşan Pandemi Yürütme Kurulu oluşturulduğu hatırlatan Sağlık Bakanı Akdağ, kurulun şartları değerlendirerek kararı verdiğini bildirdi. Sağlık Bakanı Akdağ, Bu bazen bir okulun kapanması olabilir. Birkaç okulun kapanması olabilir. Bir şekildeki belli bir süreyle tamamen kapanması olabilir. Nitekim bildiğiniz gibi Diyarbakır'da geçen hafta ve içinde bulunduğumuz hafta başından itibaren de Ankara'da okul kapandı. Eğitimin sürmesi açısından TRT ile bir eğitim programı sürdürüleceğini anlatan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Eğitim Bakanlığının da başından bu yana mükemmel çalışma sergilediğini kaydetti. Sağlık Bakanı Akdağ, Tüm okullarda eğitim müfredatının ortak biçimde yürütülmesine gayret edilmesi, böyle bir salgın beklediğimiz için, bunun ön hazırlıklarının yapılması ve şimdi de TRT vasıtasıyla yavrularımızın eğitimlerini evde devam ettirmesi çok büyük bir başarıdır ifadesini kullandı.Sağlık Bakanı Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: Velilerimiz şunu çok iyi bilmeliler. Türkiye tedbirlerin üst seviyede alındığı bir ülke, biz bu işe hazırlıklıyız. Tabi bu tedbirler gündeme getirilirken bir taraftan da farklı yayınlarla vatandaşın kafası karıştırıldı. Ama çok net olarak şunu ifade etmeliyim. Bir defa paniğe kapılacak bir durum yok. Hastalık geçiren kişilerin çok büyük kısmının basit bir hastalık geçirdiğini, iyileştiğini biliyoruz, bunu şu anda yaşıyoruz. Peki o zaman niçin bu kadar önem veriyoruz meseleye? Çünkü çok hızlı yayılabilen bir hastalık. Hastaneye yatışlar gibi az sayıdaki vakalara karşı özellikle bütün tedbirleri alıyoruz. Az sayıda da olsa hayatını kaybeden bir kişi olduğu zaman, o son derece önemli bir durum haline gelmiş oluyor. Yani bu işin çocuklar, aileler arasında panik havasına çıkarmanın gerçekten gereği yok. Alınması gereken tedbirlere de dikkati çeken Sağlık Bakanı Akdağ, şunları kaydetti: Kurumsal tedbirler alınırken, okul kapanmalarından bahsediyoruz. Şimdi aşılamayla ilgili tedbirleri Sağlık Bakanlığımız aldı, aşıyı temin ettik ve gerekli aşıları yapacağız. Bireysel tedbirlere çok ciddi biçimde dikkat etmemiz lazım. Bunların yanında el yıkama geliyor. Bir de şu el sıkışma ve öpüşme adetinden 5 ay vazgeçmeyi ben bütün toplumumuza öneriyorum. Çünkü ellerle hastalığın bulaştığını biliyoruz. Uzaktan da birbirimize sevgimizi gösterebiliriz. Sıcakkanlı bir halkız, biliyorum bunun zorluğunu, ama 5 ay birbirimize sarılmayı, öpüşmeyi, el sıkışmayı erteleyebilirsek hastalığın yayılma hızının azalmasında yararlı olacağına inanıyorum. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu uyarma amacı güttükleri ancak korkutma içinde olmadıklarını söyledi. Toplumun bir paniğe sürüklenmesi, panik içinde hareket etmesi, özellikle ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili kaygılarını daha yüksek düzeyde taşıyor olmalarının bu türlü tedbirleri almalarını gerekli kıldığını ifade eden Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, bu konuyla ilgili hazırlıkları 2,5-3 ay öncesinden başladıklarını, Sağlık Bakanlığı virüsün yayılmasında hem önleyici hem de tedavi sürecinde koordinasyonu yürüten bakanlık. Bizim okulları kapatma kararımız tamamen sayın bakanın önerileri doğrultusunda kurulan ve bilim adamlarından oluşan heyetlerin önerileri doğrultusundadır. Eğitime ara verdiğimiz dönemde bir zorunluluk gereğidir, zorunluluk gereği okulların kapatılması kararı veriyoruz ve televizyon yoluyla eğitimi de bu zorunluluğun neticesinde ortaya çıkacak bir takım sorunları önlemek amacıyla öngörüyoruz.Dolayısıyla, uyguladığımız eğitim alternatifi televizyon yoluyla eğitim-öğretim değil, ama bu zorunluluk gereği alınmış bir karar. Bu süreç içinde aldığımız bu kararı umarım toplumumuz ve velilerimiz de anlayışla karşılayacaktır. Televizyon yayınları ve yayın eğitimi konusunda da okula göndermekteki hassasiyetin, en azından çocuklarımızın eğitiminin aksamaması açısından gösterilmesi, o saatler içinde çocukların ekran başında olmasını, ailelerin dikkat etmesini biz de istirham ediyoruz dedi.
KAYN AK:YEŞİLYURT GAZETESİ

VALİ KEMELEK’TEN BAŞKAN BAYSAN’A ZİYARET




Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek, Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan’ı ziyaret etti.
Daha önce Osmaniye Valisi görevini yürüten Zübeyir Kemelek, Tekirdağ Valiliği Görevine atanmış ve 29.06.2009 tarihinde ilimizdeki görevine başlamıştı. Göreve başladığı günlerde Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan’ın ziyaret ettiği Tekirdağ Valisi Kemelek, Tekirdağ Yolu üzerinde bulunan Belediye Hizmet binasına giderek Başkan Baysan’a iadeyi ziyarette bulundu.
Çorlu Kaymakamı Ali Dursun’un yanısıra Çorlu Belediye Başkan Yardımcıları; Serhad Çatalkaya, Ahmet Sarıkurt ve Oktay Çolpan da Tekirdağ Valisi Kemelek’in ziyaretinde hazır bulundu.
Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek’e nezaket ziyaretinden dolayı teşekkür ederek yeni görevinde başarılar diledi. Daha sonra belediye hizmetleriyle ilgili plan ve projelerini anlattı. Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek de birlik ve beraberlik içerisinde başarılı bir çalışma dönemi geçirme temennisinde bulundu.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

26 Ekim 2009 Pazartesi

Pınarhisar'da festival coşkusu

Kırklareli iline bağlı Pınarhisar Belediyesi'nin 100. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen Pınarhisar Belediyesi 100. Kuruluş Yıldönümü Festivali coşkulu başladı. 23 Ekim Cuma günü Kortej yürüyüşü ile başlayan etkinlikler saat 14.00'da Açılış ve Istiklal Marşı'nın okunması kortej tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması ve açılış konuşmaları ile start almış oldu.
Yoğun bir kalabalık eşliğinde gerçekleştirilen açılış programı ve kortej yürüyüşüne Pınarhisar Kaymakamı Mevlüt Özmen, Kırklareli Belediye Başkanı Cavit Çağlayan, Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, Kıyıköy Belediye Başkanı Ismail Gök, Evrensekiz Belediye Başkanı Halil Abanoz, Kaynarca Belediye Başkanı Seyit Uçan, Pınarhisar Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı Ibrahim Çobanoğlu'nun yanı sıra Pınarhisar Belediye ve Il Genel Meclis üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Kortej yürüyüşü öncesinde bir konuşma gerçekleştiren Pınarhisar Belediye Başkanı Mustafa Cingöz festivale katılan tüm davetlilere teşekkürlerini sunarak "Pınarhisar Belediyesi'nin Kuruluşu'nun 100. yıl etkinliklerinde bulunduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
1. Murat zamanında Pınarhisar fethedilmiştir. 1912, 1. Balkan Savaşı yılında Bulgar hâkimiyetine geçmiştir. 1913 yılında Türk Ordusu Pınarhisar'ı geri almıştır. 1920 yılında Yunan işgaline uğramıştır. 8 Kasım 1922 yılında ise düşman işgalinden kurtulmuştur. Belediyemiz 1909 yılında kurulmuştur. Bugün burada belediyemizin kuruluşunun 100. yılını coşkuyla kutluyoruz. Pınarhisar için elimizden geleni yapacağız.
Bundan önce Pınarhisar'da görev yapmış ve rahmetli olmuş başkanlarımızın ruhları şad olsun. Belediyemizin 100. yıl kutlamalarında bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. " dedi.
Mustafa Cingöz'ün konuşmasının ardından program halk oyunları ekibinin gösterileri ve devamında kortej halinde festival alanına yürüyüş ve standların gezilmesi ile devam etti.Standtların gezilmesinin ardından ise davetlilere Pınarhisar Belediyesi havuzu etrafında yiyecek ve içecek ikramı yapıldı. Yapılan ikram sonrasında tiyatro, animasyon ekibi gösterileri ile devam eden birinci gün gündüz programının gecesinde ise grup koridor ve Grup Laçin muhteşem bir konser ile Pınarhisar halkını doyasıya eğlendirdi.
KAYNAK.www.gazetetrakya.com

Nebi Tepe'nin acı günü

Tekirdağ iline bağlı Muratlı ilçe Belediye Başkanı Nebi Tepe'nin eşi Sema Tepe, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybederek toprağa verildi.
Yüksek tansiyon rahatsızlığı bulunan Sema Tepe, buna bağlı beyin kanaması nedeniyle 45 yaşında hayata veda etti. Muradiye Cami'nde kılınan cenaze namazının ardından Şehir Mezarlığı'na defnedilen Tepe’nin cenaze törenine; Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek, ilçe belediye başkanları, başkan Tepe'nin yakınları ve vatandaşlar katıldı

ÇORLU BELEDİYESİ’NE YENİ ARAÇLAR ALINDI






Çorlu Belediyesi’nin hizmetlerinde kullanılmak üzere Devlet Malzeme Ofisi’nden sipariş edilen 3 adet Beko Loader teslim edildi.
Yeni Beko Loaderlerin altyapı çalışmalarında kazma ve yükleme gibi önemli fonksiyonları bulunuyor. Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bütçesinden alınan Beko Loaderlerin ikisi İşletme ve İştirakler Müdürlüğü’nde biri de Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün çalışmalarında kullanılacak.
Belediye şantiyesinde yapılan ilk test sürüşünden sonra açıklamalarda bulunan Ulaşım Hizmetleri Müdürü Hasan Güngör, “Ağustos ayında aldığımız iş makineleri belediyemizin hizmetlerinde kullanılmaya başlandı. Bu araçlar Devlet Malzeme Ofisi’nden bir kalemde alınan en yüksek bedele sahiptir. Yeni gelen araçlarla hizmet kapasitemizde ciddi bir artış oldu. Sipariş ettiğimiz kamyon, kamyonet ve binek otomobillerin teslim edilmesini bekliyoruz.”diye konuştu.
Araçlar üzerinde teknik incelemeler yapılırken Encümen Üyesi Erdoğan Demirci da hazır bulundu. Makine operatörleriyle sohbet eden Demirci, iş makinesini kullanacak personelin çalışmalar esnasında edinecekleri deneyimleri raporlandırarak Beko Loaderlerin yetkili servisiyle paylaşmalarını istedi.
İlk testlerden geçirilen Beko Loaderler Atatürk Meydanı’nda sergilenmeye başlandı.




HABER VE FOTO:GÜLAY KARAGÖZ

Keşan Belediyesi Odun depolarını denetliyor…




Keşan Belediye Başkanlığı odun depolarını denetliyor.
Zabıta Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Keşan şehir merkezinde bulunan odun depolarının kantarlarını ver ruhsatları ile kapalı alanları olup olmadığını denetlediler.
Yetkililer bu denetimlerin devam edeceğini ve eksiği bulunan işyerlerinin uyarılacağını ve bu eksikleri tamamlamayan işyerlerine gerekli yasal işlemlerin yapılacağını belirttiler.
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

Tugay Komutanı Kasım Erdem’den Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a ziyaret


4.Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Kasım Erdem Keşan belediye Başkanı Mehmet Özcan’ı makamında ziyaret etti.
Saat 16.30’da Keşan Bedlediyesi’ne gelen Erdem, belediye girişinde Keşan Belediye Başkanı Özcan tarafından karşılandı.
Özcan ve Erdem daha sonra makam odasında basına kapalı olarak görüştüler. Erdem bu ziyaretin Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’a bir iade-i ziyaret olduğunu söyledi.
Özcan’da bu ziyaret nedeniyle Erdem’e teşekkür etti.
HABER VE FOTO:RAMADAN KARAGÖZ

Çorlu`da Vahşet: 3 Ölü 2 Yaralı



Tekirdağ ilinebağlı Çorlu' ilçesininŞahpaz köyünde tarla anlaşmazlığı yaşadığı yeğeninin evini pompalı tüfekle basan amca dehşet saçtı. Akli dengesinin yerinde olmadığı öne sürülen zanlı, biri çocuk 3 kişiyi öldürdü, 2 kişiyi yaraladı.
İddiaya göre, Şahbaz köyünde, akli dengesinin yerinde olmadığı öne sürülen Rahim Y. (57), tarla yüzünden anlaşmazlık yaşadığı yeğeni Bekir Y.'nin (39) evini bastı. Yanında getirdiği pompalı tüfeğini ateşleyen zanlı, evde bulunan Bekir Y. (39), eşi İlknur Y. (35), oğulları A. Y. (3), kardeşi Ersin Y. (27) ile annesi Muradiye Y.'ye (65) birer kez ateş etti. Zanlı daha sonra olayda kullandığı tüfekle birlikte kayıplara karıştı. Köydeki vatandaşların yardımı ile Çorlu’da bulunan hastanelere götürülen Y. ailesinin fertlerinden Bekir Y. (39) ile A. Y. (3) kaldırıldıkları hastanede, Bekir Y.’nin annesi Muradiye Y. ise olay yerinde hayatını kaybetti. Saldırıdan Ersin Y. (27) ve İlknur Y. (35) yaralı olarak hastanede tedavi altına alındılar. Eve gelen jandarma ekipleri, anne Muradiye Y.'nin öldüğünü belirlerken, İlknur Y. ile Ersin Y.’nin hayati tehlikelerinin olduğu ve yaşam mücadelesi verdikleri öğrenildi.Çorlu Jandarma Komutanlığı zanlı Rahim Yılmaz’ı köyde ve civarda aramaya başladı. Yollarda uygulama başlatan Jandarma ekipleri Rahim Yılmaz’ı 6 saat süren arama çalışmalarının ardından köyde bulunan bir ahırda yakaladı.
Olaydan sonra kan gölüne dönen evde Çorlu Jandarma Komutanlığı olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı uzun süren incelemelerde bulundu. Eve kimseyi yaklaştırmayan jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı.
Jandarma ekipleri tarafından yakalanan zanlı Rahim Yılmaz’ın akli dengesinin yerinde olmadığı ve jandarmada ifadesinin alındığı öğrenildi. Olayda ölen Bekir Yılmaz, oğlu Arda Yılmaz ve annesi Muradiye Yılmaz'ın cesetleri İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma sürüyor.

KAYNAK:AVRUPAYAKASIGAZETESİ

25 Ekim 2009 Pazar

Trakya'da 'kartvizit gazeteciliği' yapılıyor

Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı ziyaret etti. Arınç ile özellikle yerel medyanın yaşadığı sıkıntılar üzerinde görüş alışverişinde bulunan Federasyon Yönetimi, Arınç'a, bir de rapor sundu. Özellikle Anadolu ve Trakya'da ''Hiçbir işte dikiş tutturamayanların kartvizit ve itibar edinmek için gazete çıkardığı veya internet gazeteciliği yaptığı bir dönem yaşandığının'' savunulduğu raporda, gazeteciliğin kolay yapılabilen bir meslek olmaktan çıkartılması için adı gazeteci olarak tanımlanacak kişiler için eğitim şartının gözetilmesi öneriliyor
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel ve yönetim kurulu üyelerini kabul etti. Ziyaretlerde Trakya Gazeteciler Derneği Başkanı ve TGF Yönetim Kurulu Üyesi Lütfü Karakaş da yer aldı. TGF Başkanı Sertel, Arınç'ın makamında gerçekleşen kabulde, yerel ve yaygın medyanın önemli sorunları bulunduğunu belirterek, ''Sizin bu sorunlara her daim değinmeniz bizi mutlu ediyor'' dedi.

ÇÖZÜM UMUDUMUZ SİZSİNİZ
Basın plakasının işler hale gelmesi yönündeki çalışmaları için Arınç'a teşekkür eden Sertel, ''Sorunlarımızı size ilettiğimizde çözüm noktasına ulaştırıyorsunuz. Çözüm konusunda gördüğümüz kaynak sizsiniz'' diye konuştu. Gazetecilerin kişisel, örgütsel, sendikal ve ücretsel sorunları olduğunu belirten Sertel, 73 gazeteciler cemiyeti ile 16 bin gazetecinin bağlı olduğu federasyon olarak bunları raporlaştırdıklarını söyledi. Raporu Arınç'a sunan Sertel, çözüm yolunda federasyon olarak her türlü işbirliğine ve katkıya hazır olduklarını kaydetti. Bakan Arınç da Türkiye Gazeteciler Federasyonu'nun mesleğin en önemli örgütlerinden biri olduğunu vurgulayarak, gazetecilerin sorunlarının aşılmasında işbirliği ve iletişime ihtiyaç olduğunu söyledi. Arınç, ''Bu ekiple iyi bir diyalog kuracağımıza inanıyorum. Geçmişten bu yana farklı olan bence budur. Çünkü bir taraftan hükümet bir taraftan sendikamız, cemiyetimiz işbirliği yapmak zorunda'' dedi. Federasyonun hazırladığı rapor konusunda çalışma yaptıracağını belirten Arınç, sorunların giderilmesi için güçlü bir işbirliği ve iletişim sağlayacaklarını kaydetti.

MEDYANIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ RAPORU
Federasyon tarafından hazırlanan ''Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Raporu''nda, medyanın ekonomideki dalgalanmadan en çok etkilenen sektör olduğu belirtilerek, daralma ve ekonomik kriz dönemlerinde reklam gelirlerinin kısılmasının sektörü başta iş gücü olmak üzere birçok alanda zayıflattığı vurgulanıyor. Resmi ilanların dağıtımını düzenleyen ve denetleyen Basın İlan Kurumunun ''çağdışı kaldığı'' öne sürülen raporda, kurumun 40 yıldır kendisini yenilemediği, günümüz medyasının ve resmi kurumların beklentilerine ihtiyaç veremez hale geldiği eleştirisine yer veriliyor. Özellikle Anadolu ve Trakya'da ''hiçbir işte dikiş tutturamayanların kartvizit ve itibar edinmek için gazete çıkardığı veya internet gazeteciliği yaptığı bir dönem yaşandığının'' savunulduğu raporda, gazeteciliğin kolay yapılabilen bir meslek olmaktan çıkartılması için adı gazeteci olarak tanımlanacak kişiler için eğitim şartının gözetilmesi, medya işletmesi kuracakların belirli sayıda kalifiye elaman çalıştırması öneriliyor. Sosyal güvenlik reformu kapsamında gazetecilerin yıpranma hakkının elinden alınmasının ''gazetecilere yapılan büyük bir haksızlık'' olarak değerlendirildiği raporda, konunun tekrar gündeme getirilerek, yıpranma hakkının geri getirilmesi talep ediliyor. Akreditasyon uygulamasına da değinilen raporda, bu uygulamanın en azından sarı basın kartı kullanan gazeteciler için kaldırılması isteniyor. Raporda ayrıca, ''gazetecilerin ceza davaları tehdidi altında çalışmalarına neden olacak yasal düzenlemelerden'' vazgeçilmesi, sarı basın kartının kimlik olarak kabulü, sürekli basın kartı sahiplerine yeşil pasaport verilmesi yönündeki talepler de yer alıyor.

BAYKAL’I DA ZİYARET ETTİLER
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel ve yönetim kurulu üyeleri daha sonra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı parti genel merkezinde ziyaret etti. Baykal, Parti Genel Merkezi'ndeki makamında gerçekleşen kabulde, çalışmalarını beğeni ve takdirle izlediğini söyledi. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atila Sertel ise kabulde, yerel ve yaygın basının önemli sorunlar yaşadığını belirterek, bunların çözümü noktasında Federasyon olarak çalışmalar yaptıklarını söyledi. Baykal da Türk basının sorunlarını yakından takip ettiğini, Anadolu basınının yaşadığı sıkıntılardan haberdar olduğunu söyledi. CHP Genel Başkanı Baykal, gazetecilerin sorunlarıyla yakından ilgileneceğini dile getirdi.
KAYNAK:ÇERKEZKÖY HABER GAZETESİ

5 dakikada üniversite mezunu yapan sahtekarlar tutuklandı


Tekirdağ iline bağlı Çerkezköy ilçesinin Kapaklı Beldesinde, 5 dakikada sahte üniversite diploması, 10 dakikada da sahte ehliyet düzenleyen baba-oğul, jandarma tarafından gözaltına alındı. Şahısların işlettiği markette arama yapan jandarma, aralarında 5 diploma, 3 ustalık belgesi ve çeklerin bulunduğu 20 adet sahte belge ile bir adet ruhsatsız tabanca ele geçirdi. Tutuklanarak cezaevine gönderilen baba Burhan T.'nin daha önce de aynı suçtan hapis yattığı öğrenildi

Sahte diploma, ehliyet, güvenlik sertifikası ile ustalık ve çıraklık belgesi düzenlediği iddiası ile Çerkezköy ve Kapaklı Jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Burhan T. (48) ve oğlu Hüseyin T. (24) tutuklanarak cezaevine gönderildi.

EV VE İŞYERİNE BASKIN
Kapaklı’da ikamet eden ve Kapaklı’da bir market işleten Burhan T.'nin (48) sahte diploma, ehliyet, güvenlik sertifikası, ustalık belgesi ve çıraklı belgesi düzenlediği konusunda alınan istihbarat üzerine harekete geçen Çerkezköy ve Kapaklı Jandarma ekipleri, önceki gün Burhan T.'nin ev ve işyerine baskın düzenledi.

BABA VE OĞUL GÖZALTINA ALINDI
Burhan T.'nin ev ve işyerinde yapılan aramada 5 diploma, 3 ustalık belgesi ve çekler olmak üzere 20’ye yakın belge ile bir adet ruhsatsız tabanca ele geçirilirken, Burhan T. ve ona yardım ettiği iddia edilen 24 yaşındaki oğlu Hüseyin T., gözaltına alındı.

CEZAEVİNE GÖNDERİLDİLER
Yapılan sorgularının ardından Çerkezköy Adliyesi’ne sevk edilen Burhan T. ve Hüseyin T. önceki gün çıkarıldıkları adli mercilerce tutuklanarak Çerkezköy Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

AYNI SUÇTAN SABIKASI ÇIKTI
Sahte belge düzenlediği iddiası üzerine tutuklanarak cezaevine gönderilen şahıslardan Burhan T.'nin daha önce de resmi evrakta sahtecilik suçundan sabıkasının olduğu ve cezaevinden kısa bir süre önce çıktığı öğrenildi.
KAYNAK.ÇERKEZKÖY HABER GAZETESİ

SİNECAST SANATEVİ OYUNLARINI SERGİLEDİ


Keşan Belediyesi kültür etkinlikleri kapsamın Keşan’a gelen Sinecast Sanatevi tiyatro ekibi, Kültür merkezinde “Zaman Tüneli’’ ve “Bir İstanbul Masalı’’ adlı oyunlarını sergilediler.
23.10.2009 Cuma günü Keşan’a gelen tiyatro ekibi çocuklar için saat 10.00-11.00-13.00 ve 14.00 te Zaman Tüneli adlı oyunu sergiledi. Yaklaşık 500 çocuğun izlediği oyun, küçükler tarafından büyük beğeni topladı.
Akşamda saat 20.00 de yine Kültür merkezinde büyükler için “Bir İstanbul Masalı’’ adlı oyun sergilendi. Bu oyunda izleyenler tarafından büyük bir ilgi gördü. Oyunun sonunda Keşan Belediyesi Meclis Üyesi Serdar Dinçer tarafından oyunculara çiçek verildi.
Oyunu izleyenler, bu imkanı kendilerine sağlayan Keşan Belediye başkanı Mehmet Özcan’a teşekkür ettiler.


HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

TEKİRDAĞDAN KISA-KISA HABERLER


ÇorludaTrafik kazası, 1 ölü
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki trafik kazasında, 1 kişi öldü. Alınan bilgiye göre, Ahmet Terzi'nin kullandığı motosiklet, Çırak Bayırı mevkisinde, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu T.B'nin kullandığı 59 PN 229 plakalı kamyona çarptı. Kazada, çarpışmanın etkisiyle başını kamyona çarpan motosiklet sürücüsü Terzi, olay yerinde hayatını kaybetti. Kamyon sürücüsü T.B'nin gözaltına alındığı olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Sahte para operasyonu
Tekirdağ'ın Çerkezköy ve Çorlu ilçesinde, sahte para kullanan 2 kişi tutuklandı, 1 kişi ise gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Çorlu Emniyet Müdürlüğü'ne yapılan bir ihbarda, plakası açıklanmayan otomobilin içindeki R.Ö. ve M.K'nin İstanbul'dan aldıkları sahte dolarları Çerkezköy'de bozduracakları bildirildi. Bunun üzerinde Çerkezköy'de durdurulan ve arama yapılan aracın konsol kısmında 20 adet sahte dolar, 2 adet sigara şeklinde sarılmış tütünle karışık 4 gram esrar ele geçirildi. Olayla ilgili adli makama sevk edilen R.Ö. ve M.K. tutuklandı. Çorlu ilçesinde ise A.İ.A'ya ait restoranda yemek yiyen G.A, hesabı sahte 100 dolarla ödemek istedi. Paranın sahte olduğunun anlaşılması üzerine polis ekiplerince yakalanan G.A. gözaltına alındı.

Plaka sahte, sigaralar kaçak
Tekirdağ'da, şüphelendikleri aracın sahte plakalı olduğunu belirleyen polisler, gerçek plakaları aradıkları bagajda çok miktarda bandrolsüz sigara ve içki ele geçirdi. Edinilen bilgiye göre, içinde K.Y. ve K.Y'nin bulunduğu park halindeki 34 NOK 137 plakalı araçtan şüphelenen polis ekipleri, aracın şase numarasından sorgulama yaptı. Aracın gerçek plakasının 34 FD 4284 olduğunu ve İstanbul'da hacizli yakalama emri bulunduğunu belirleyen ekipler, aracın sahibi A.S'ye ulaştı. A.S'nin aracın gerçek plakasının bagajda olduğunu söylemesi üzerine yapılan incelemede, plakalar aranırken, bandrolsüz 158 paket puro, 461 paket sigara ve 4 adet içki ele geçirildi. İçki ve sigaralara el konulurken, A.S, K.Y. ve K.Y. hakkında soruşturma başlatıldı.
KAYNAK:www.22haber.com

24 Ekim 2009 Cumartesi

Ç.E.T.DERNEĞİNDE GÖREV BÖLÜMÜ YAPILDI BAŞKAN:HASAN DAĞLI



Tekirdağ iline bağlı Çorlu ilçesinde kurulu bulunan kısa adı(Ç.E.T.D.)olan Çorlu Eczane Teknisyenleri Derneği geçtğimiz günlerde yaptığı olağan genel kurul sonrasında seçilen yeni yönetim aralarında görev taksimi yaptı. Yeni yönetimde Hasan Dağlı Başkanlığa getirilirken Başkan yardımcılıklarına Mehmet Çabuklar ile Mehmet Değer getirildiler. Özkan Çakmak Muhasip olurken Kani Seçkin de sekreterliğe getirildiler. Ozan Volkan ve Muhittin Sürücüde üye olarak kaldılar. Denetleme Kuruluna ise Kemal Derin, Mehmet Öksüzoğlu, Hakan Türkücü getirildiler. Yeni yönetim Kurulu yaptığı ilk toplantıda üyeleri için Lokal yeri aramaya başladıklarını daha sonrada sosyal faliyetlerle ilgili çalışmalarını sürdüreceklerini belirttiler
HABER VE FOTO:RECEP KARAGÖZ

TEKİRDAĞ BELEDİYESİ TÜM İLİ BAYRAKLARLA DONATACAK


Tekirdağ Belediyesi, yaklaşan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesi çalışmalarını hummalı bir şekilde sürdürüyor. Cumhuriyetin kuruluşunun 86. yıldönümünün Tekirdağ’da coşkulu bir şekilde kutlanacağını belirten Tekirdağ Belediye Başkanı Op. Dr. Adem Dalgıç, “Cumhuriyet coşkusunun en üst düzeyde yaşanması için halkımıza 5000 adet Türk Bayrağı dağıtacağız. Bu konuda çalışmalarımız son aşamada. Şimdiden tüm halkımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun” dedi. Öte yandan halka dağıtılmak ve çeşitli kurum ve kuruluşlara asılmak için alınan bayraklar İtfaiye, Kültür ve sosyal işler ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için titiz bir şekilde hazırlanıyor.

11İLİN YER ALDIĞI EĞİTİM VE GENÇLİK 5.BÖLGESEL PROJE FUARI BAŞLADI




Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatının düzenlediği ve 11 ilin yer aldığı Eğitim ve
Gençlik5.Bölgesel Proje fuarıYayobAoteldebaşladı.Adapazarı,Balıkesir,Bilecik,Bursa,Çanakkale,Edirne,İstanbul,Kırklareli,Kocaeli,Yalova ve Tekirdağ’daki okulların da yer aldığı 24 proje Yayoba otelin salonunda sergileniyor.Fuara katılan öğrencilere yetkililer tarafından bilgiler veriliyor.Fuara gidecek olan kişilerin ulaşımı Tekirdağ Belediyesi tarafından sağlanıyor.Fuar 24 Ekim cumartesi günü de saat 10:00 ile 12:30 arasında açık kalacak.

TTB (Türk Tabipler Birliği) Domuz Virusü Konusunda Önemli Açıklamalar Yaptı

Türk Tabipleri Birliği, domuz gribi ile ilgili güncel gelişmeler doğrultusunda, Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap’ın katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Akova ve Azap’ın domuz gribi hakkında en çok sorulan sorulara verdikleri yanıtlar şöyle:
Domuz gribi hakkında kısa bilgi…
Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz 6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.
Hastalığın klinik seyri nedir?
Hastalığın klinik belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1’in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal influenzaya göre daha yüksektir.
Kimler daha çok etkileniyor?
Hastalığın bugüne kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918’de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918’de meydana gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor.
Endişeli olunan nokta nedir?
Endişeler influenza A virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.
Hasta olmamak için ne yapmalı?
Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır.
Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?
Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır.
Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?
Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.
Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?
Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.
Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?
Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.
Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?
ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var.
Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım.
İkinci madde ise ABD'de olmayan ve Avrupa'da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD'de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa'daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye'ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı var mı” sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak.
Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD'deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor.
Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı?
Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.
Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı?
Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.
Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?
Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90'a çıkıyor. “Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil.
Aşı olunmasını öneriyor musunuz?
Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.
Kimler aşı olmalı?
65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor.
KAYNAK:MURAT SEVGİ

KAFASI KESİK KAZ! (MURAT SEVGİ-KÖŞE YAZISI)

Gelecek üzerine konuşan pek çok yorumcu uzak yada kısa geleceklerden bahsederek 'şöyle olacak' anlamına gelebilen tahminler yapmaktadır. Üzerine fikir yürütülen en popüler konulardan biri meteoroloji, diğer ise ekonomidir. (Daha başka konular da var. Ama bu ikisi sistemi anlamak için yeterli örnekleri sağlıyor.)
* * *
Meteoroloji tahmincileri; işe başlamadan önce 'rasat' denilen bir iş yaparlar. Kesin veriler ellerinde olarak işe başlarlar. Yani ölçerler.
O anda mevcut hava ve çevre şartlarını göz önünde alarak, sonraki zaman dilimlerinde neler olacağını 'öngören' değerlendirmeler yaparlar.
Yapılan değerlendirmeler tamamen matematikseldir. (İterasyonlar elde ederler.) Yani hesaplanarak bulunan sonuçlara dayanır. Hesaplama yöntemleri fiziksel teorilere dayanır. Matematiksel birer üründür ve bu teorileri esas alan hesaplamaların çıktısıdır. Daha da öte gidersek meteoroloji tahminciliği; mühendisliktir. Kesindir.
Tahmin süresi uzadıkça toleranslar denklemlerde büyük yerler işgal etmeye başlar. Böylece sonuç aralıkları genişler. Birer tabii afet haline gelebilen seller ve fırtınalar bu sayede az zararla savuşturulabilir.
* * *
İkinci örnekte incelenen konu ekonomide ise tahmin için ise rasat işlemi piyasa verileri göz önüne alınarak yapılır. Toplanan verilerde insani katsayılar; psikoloji, duygu, ve hırs etkilidir. Bunlar mutlak olmadığı için daha o aşamada tolerans faktörü devreye girer. Çünkü veri çoktur. İstatistik biliminin o veriyi derleyip özetlemesi gerekir.
Her iki örnek için de mevcut gelecekte olabilecek tüm sonuçlar bilinir. Tahminci yaptığı hesaplamalarda; seçeneklerin olma şanslarını olasılık imkanlarını puanlandırır. Bu puanlama sonrasında birinci gelen ihtimal olacak diye bir şart yoktur. Tahminci öne çıkamayan ihtimalleri de değerlendirerek -kendisi için- bir tahmin açıklar.
Bu tahmin; olay ve olma ihtimali şeklinde bir ikiliden oluşur. Genelde ihtimal değeri meteorolojide ve ekonomide söylenmez. Ama deprembilimlerinde ve at yarışlarında ihtimal oranları da verilir.
Mesela; 2000 yılında (17 Ağustos ve 12 Kasım sonrası) deprem tahmincileri; "30-50 yıl içerisinde Marmara’da 8 şiddetine yakın deprem olma ihtimali %50" diyorlardı. Aradan 10 yıl geçti. Bu tahminin yüzdesel değeri acaba şimdi ne durumda! sürenin %30 ile %20 kısmı geçtiğine göre olma riski 2000 yılına göre çok daha yükseldi.
* * *
Daha önce deli dana, KKKA, Çin gribi, Tavuk vebası, Kuş gribi, SARS gibi salgınlar ile sarsılmayan dünya şimdi domuz gribi denilen son salgın modasının etkisine girdi. Tahminciler milyonların etkileneceğini ve on binlerin ölebileceğini söyleyip herkesin ağzına maske taktırdı.
Biyolojik ilaç üretimini elinde tutan ülkeler (Bunlar aslında ülke değil. Ülkeleri de yöneten büyük şirketler.) bizim gibi geri kalmış ülkelere birkaç milyar dolarlık küçük voleler indirebilmek için fırsatı değerlendirmeyi de unutmadı.
Şirketler çok büyüdüklerinde tıpkı devletlerdeki gibi 'derin' unsurlar oluşur. Bu 'derin' unsurlar, şirketleri tıpkı devlet yönetimlerinde olduğu gibi paralel iktidarlar ile yönetir. Fırsatı mı değerlendirdiler, yoksa fırsatı bizzat kendileri mi yarattılar o durum bizim gibi küçük ülkeleri aşar. Senaryolar tartışılsa da sonuca bakmak lazım.
Mangal hazır.
Aşçı hazır.
Közler iyice kızarmış.
Kaz, hala canlı duruyorsa ne demek gerekir?
"Sökün şu kazın ciğerlerini!!"
Hep sevgi ile kalın.
Murat SEVGİ

Mahkemeden ibretlik karar... Avukata saldırıya 15 yıl hapis cezası


Tekirdağ iline bağlı Çorlu’da evine hacze gelen avukatataşlavurarak başındanyaralayan kişi yargılandığı Çorlu Ağır Ceza Mahkemesince ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu işlediği sabit görüldüğünden dolayı 15 yıl hapse mahkûm oldu. Mahkemede yüzüne karşı okunan kararı 15 yıl yerine 15 ay duyan kişi ‘oh ucuz yırttık’ dedi. Fakat 15 ay yerine 15 yıl ceza aldığını öğrenince hayal kırıklığınauğradı.
ADLİ TIP ‘HAYATİ TEHLİKE GEÇİRDİ’
Tekirdağ Barosu avukatlarından Savaş Kayan 17 Eylül 2008 tarihinde alacaklı vekili sıfatıyla Süleyman Şakrak’ın evine icra memurlarıyla birlikte gitti. Evin içinde haciz işlemi yapıldığı sırada avukat Savaş Kayan dışarıda telefonu ile konuşmaya başladı. Haciz yapıldığını öğrenen sanık Süleyman Şakrak elinebüyük bir taş alarak evine geldi. Daha önceden de icra takibi nedeniyle sanığı tanıyan avukat Savaş Kayan sakin olması konusunda kendisine seslendiğini söyledi. Bunun üzerine sanık Süleyman Şakrak avukat Savaş Kayan’nın üzerine yürüyerek elinde ki taşla başına vurdu. Sanığın ikinci kez taşla vurmasını engelleyen avukat Savaş Kayan’na 06 Şubat 2009 tarihli Adli TıpKurumundan verilen rapora da, ‘hayati tehlike geçirdiği’ belirlendi.
SANIK; “MAĞDURUM, PİŞMANIM”
Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinde 9 celsede karar duruşmasına çıkan sanık 63 yaşında ki Süleyman Şakrak, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Benim öldürmeye yönelik bir hareketim yoktur. Mağdurum, pişmanım” dedi. CUMHURİYET SAVCISI AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS TALEP ETTİ Cumhuriyet Savcısı mütalaasına sanığın kastının adam öldürmek olduğunun düşünüldüğünü, müdahilin avukat olması ve o esnada icra takibi yapması nedeniyle kamu görevi yaptığını, sanığın silahtan Kanunun (TCK) 82. maddesi gereğince ‘ağırlaştırılmış müebbet hapisle’ cezalandırılmasını talep etti.

SANIK SON SÖZÜNDE; “BAŞIMIN GÖZÜMÜN SADAKASI OLSUN”

Hakkında hüküm verileceğinden dolayı son sözüsorulan sanık Süleyman Şakrak, “Benim 25 kuruş borcum olsa hak ettim diyebilirim. 13 aydır yatıyorum. 33 milyar para oğlum ödemiş. Başımın gözümün sadakası olsun. Pişmanım, tahliyemi talep ediyorum” dedi. MAHKEME 15 YIL HAPSE MAHKÛM ETTİ

Kararı açıklayan mahkeme Başkanı, sanık Süleyman Şakrak’ın haciz işlemi sırasında avukatlık görevini ifa eden avukat Savaş Kayanı ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu işlediği mahkemece sabit görüldüğünden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme Başkanı, sanığın avukat Savaş Kayana karşı ‘kasten öldürmeye’ yönelik eylemi teşebbüs aşamasında kalmasından dolayı 18 yıl hapis, duruşmalarda ki iyi hal nedeniylede 1/6 oranında indirim yaparak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.
Yüzüne karşı okunan karar sonrası kararı 15 yıl yerine 15 ay olarak algılayan sanık Süleyman Şakrak, ‘oh ucuz yırttık’ dediği duyuldu. Fakat sanık Süleyman Şakrak 15 ay yerine 15 yıl aldığını öğrenince hayal kırıklığına uğradı.

KAYNAK:www.habercorlu.com

'Maaşları alana kadar buradayız'

Tekirdağ Merkez ilçeye bağlı Barbaros beldesindeki Tuğla Fabrikası’nda çalışan 14 işçi, maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle bir aydır fabrikada yatıp kalkıyor.
Fabrika işçisi olan Arslan Ekici, 12 Eylül'deki sel felaketinde fabrikanın sular altında kalmasıyla tüm çalışmanın durduğunu söyledi. Yaşanan felaketin ardından fabrikaya bir daha yetkili bir kimsenin gelmediğini iddia eden Ekici, maaşları konusunda da kendilerine herhangi bir açıklama yapılmadığını kaydetti.
13 arkadaşı ile beraber bir yetkili ile görüşebilecekleri düşüncesiyle her gün fabrikaya geldiklerini ifade eden Ekici, kimsenin gelmemesi üzerine de bir aydır fabrikada tuğlaların üzerine yattıklarını anlattı. Ekici, şöyle konuştu; “Beldedeki hayırsever vatandaşların bizlere verdiği yiyeceklerle karnımızı doyuruyoruz. Değişik illerden buraya çalışmak için geldik ama paramızı alamadığımız için sefalet içindeyiz.
Şu anda aç ve susuz fabrika sahiplerinin gelip paramızı vermesini bekliyoruz. Fabrikadan 4-5 aylık alacağımız var. Bize bugüne kadar da maaş yerine senet verildi. Bu senetlere de şu ana kadar bir ödeme yapılmadı. Kredi kartlarımızın limitleri tükendi. Telefonlarımız borçlardan dolayı kapanmak üzere. Patronlarımızın bize paramızı ödeyeceği günü bekliyoruz. Maaşımızı alana kadar burada kalmaya devam edeceğiz.”
KAYNAK:TRAKYA GAZETESİ
sağ üst köşede yer alan Önceki kayıtlar'a tıklayarak geçmiş haberlere ulaşabilirsiniz...